Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ARTIK KAÇINILMAZDIR: (TÜRKİYE’NİN YERİ AB”DİR…)

Eşyanın tabiatına zıtlık olmaz. Amiyane ifadesiyle Koranavirüs de olsa gün gelir gider.. Geriye anlatımlarıyla bulaşıklığı süresince nice canlar aldığının rakamsal dökümleri kalır..

Eğer “başarılabilinirse” dünyadaki dengeleri nasıl değiştirdiğinin tarihine kazınan önemi kalır.. Şöyle ki koronavirüs karşında “büyüklüğün ve “büyük ülkelerin” nasıl bir fiyaskoyla küçüldüklerini… “Küçük ülkelerle küçüklüğün” ise nasıl “büyüdüklerinin” ispatında!..

Bir kez daha anlarsınız ki “büyüklük” indi’dir!

TÜRKİYE’ye bu prespektiften bakıyor ve diyorum ki “Osmanlı İmparatorluğundan teverrüs etmiş Atatürk Türkiye’si, belki “Kristof Kolomp’un Amerika’sı olamadı ama tutun ki bir İtalya, İspanya, İngiltere de olmadı! Hatta Trump’lı Amerika da!

Belki Türkiye “kişi hak ve özgürlükleri” gibi halletmesi gereken sorunlarıyla hâlâ tartışılır ama insanlarını “Koronavirüs’e harcatmayacak kadar da babayiğit bir ülke olduğunun ispatını çaktı.!.. Hem de İngiltere’ye, İtalya, İspanya… Ve çok “büyük” Amerika’ya karşı…

***

DÜNKÜ Pazar Sohbetimde de vurguladımdı. Eğer bu “Türkiye”yi bundan sonra da üye yazmazlarsa, yuh olsun AB’nin ervahına!

Kaldı ki artık böyle bir dışlamanın ısrar ve inatla devam ettirileceğine de inanmıyorum. “Virüsten önce ve sonra” denilerek eğer dünya yeni bir “milat”ı daha uygulamaya sokacaksa sosyoekonomik çıkarlara dayalı tüm siyasi dengeler bir kez daha değişecektir..

Hani şu Barış Harekâtı öncesi dönemlerde, Amerika’nın taktığı baydalarla yerlerde süründürülmeye çalışılan  yıllarda; Türkiye’nin Erenköy’e müdahalesi nedeniyle devrin AB Başkanı Jhonson’un mektubuna cevap verirken ne dediydi rahmetli İnönü? “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır…”  İşte bugün o gündür: Çünkü Koranavirüsten sonra kurulacak bir “yeni dünya” vardır ve artık Türkiye bu yeni dünyada yerini alacaktır…

DOLAYISIYLA bundan sonrası Kıbrıs siyasi gelişmelerini Yunanistan ile Anastasiadis’li Rumun gevezelikleri değil; Türkiye’nin yeni oluşacak dünyadaki siyasi ve sosyoekonomik etkinliğine dayalı, kabul görecek olan “büyük ülke Türkiye” gerçeği tayin edecektir.

Çok kısaca artık Türkiye’siz bir Avrupa tasavvur etmek mümkün değildir.. Hatta “batan gemiyi önce fareler terk eder gerçeğini yaşatırcasına AB’den ayrılan İngiltere’nin açtığı boşluğu Türkiye’nin doldurması zorunluluk ve faydasında..

HEMEN ekleyim: Bundan sonra dünyada ülkeler arası ittifakların daha yoğun şekilde görüleceği dönemleri yaşayacağız.. Ve her şeye karşın “neden bu yeni ittifaklar içinde Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Güney Rum Yönetimi” ittifakı da olmasın diyeceğiz.

Rum Yunan ikilisi belki ezeli ebedi Kuzey’i kazanamayacak ama söz konusu böylesi ittifaklarla ve kesinlikle  çok daha büyük ve önemli şeyler kazanacaktır: Barış ve dostlukla iş-güç birliği… Bunların erçekleşmesi için büyük gayretlere de gerek yoktur. Sadece azıcık akılla basiret yeter de artar bile!”  ***

İLK kez Rahmetli amcam “Hasan İskeleli’den (Korudağ) dan henüz küçük çocukken işitimdi. Çok hoşuma gitmişti ki yerli yersiz her önüme gelene, “dünyada en kolay şey nasihat etmektir” derdim.. Çünkü rahmetlik pederimin dayaklı nasihatlarından bıkıp usanmıştım. O yıllarda çocuklar, kafeslerinde beslenen kuşlar kadar bile özgür değillerdi..

Şimdilerde cehenneme kadar yolu vardır dediğim Koronavirüse ilişkin tedbirler o çocukluğumu hatırlattı bana. Ki iki saç ayağına dayanıyordu. “Yasak ve dayak!” Birinin yetmediği yerde ikincisi girerdi devreye!

TATAR hükümeti de bunu yapıyor! Fakat hep itiraf ettim. Doğrusu “doğru yönetmek korkusundan” Hükümetin aldığı tedbirlerdir ki Kıbrıs Türk halkını sağlık afiyette kıldı.”

Ki gösterilecek aptalca bir tutumda şöyle bir “cesaret” gösterisi de olabilirdi: “Hadi canım bize bir şey olmaz!” Tipik Türk karakteri! Türkiye bu nedenle çok canlardan oldu! FAKAT artık bundan sonra KKTC de “restorasyon” zamanıdır. Ki bu “kelimenin” söylenmesi bile fazladır! Çünkü KKTC’de Tatar Hükümeti döneminde “icraat” adına kavga gürültüden başka bir şey “olmadı kaldı ki “restorasyona” ihtiyaç olsundu!

Hatırlayın: Bazen aylarca TC’den parasal katkı beklendi! Ta gelsin “borçların üzerine yeni borçlar eklendi!

“İcraat” adına hâlâ hatırımızda kalması nedeniyle, “yerinde bir karar” olduğuna inandığımız  “imar ve çevre” planlaması devreye sokuldu, tam “yarattığı kızgınlıklarının kavgası kopuyordu ki “koronavirüs”ün engeline takıldı!

Başka? TC ile yeniden empatiye dayanan ilişkileri devreye sokmayı başaran Tatar Koalisyon Hükümeti, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, hikmetinden sual edilemeyen bir kararla hem Başbakan hem de Yardımcısı düzeyinde katılıyor..

…DESEK ki birinden biri seçilecek, seçilmeyen Başbakan olarak görevi yüklenecek… Ve aynen Hükümette olduğu gibi biri Cumhurbaşkanı diğeri Başbakan, Tatar ile Özersay; memleketi bal kaymak idare edecek!

Oysa bu memleketi, biri Toplum lideri Dr. Küçük, diğeri dava adamı lider Denktaş, “yan yana geldiklerinde” yönetemeyip kavga ettilerdi!

Olay ne bilir misiniz? Hâlâ makam sahibi olmak fantaziyası! Yetkisiz Cumhurbaşkanlığı makamı da bu nedenle en “büyüğü ve itibarlısı!” Ötesi tufan!