Yeni yıl ilk kez tenhalarda yaşanacak.
Gerçi çok eskiden de böyleydi, nüfusun kendi halinde olduğu dönemlerde.
O eski dönemlerde yeni yılın gelişi bazı eğlence yerlerinde kutlansa da, ahalinin kendisi genellikle evlerini tercih ederdi.
…
Aralık ayının son günleri olmasına rağmen, havaların günlük güneşlik oluşunun sebebi iklim bozulmaları (değişiklikleri) ile ilgili mi değil bilemiyoruz ama bu mevsimde her tarafın günlük güneşlik içinde olması az rastlanan bir şey.
…
Günler yavaş yavaş uzarken herkesin ömrü de kısalacak.
Bu yüzden günlük güneşlik günlerin tadını çıkarmak gerekiyor.
Aralık güneşi temmuz güneşine benzemez.
Temmuz güneşi güneş değildir; kavurucu bir şeydir.
Böyle aralık günlerinde apaydınlık ve ellerinizle tutacakmış gibi bir güneş, neredeyse göz de kamaştırmaz; Ayasofya’nın minarelerinde altın bilezik gibi durur.
Aralık güneşi Suralariçi Lefkoşa sokaklarının en kadim dostudur.
Çağlayan Park’ında da, Kuğulu Park’ta da güneşle birlikte oturabilir, güneşle birlikte yürüyebilir insan.
Bir tabyaya çıkıldığında kahveler güneşle birlikte içilebilir.
Ve dağarı bu kadar çırılçıplak görünür kılan bu güneştir.
Ve denizin kendi renginde görünmesine sebep olan bu mevsimin güneşidir…
…
Böyle havalarda moral kırıcı haberler bile etkisizdir; isteyen istediği kadar işkembeden politika üretsin, neye yarar bu güneş karşısında?
…
Sabah güneşi usulca girer evlere; çocukların omuzuna oturur.
Evinizin balkonunda veya bahçesinde bir kedi gibi sırnaşır üstünüze; içerde bile olsanız pencerenizden süzülür, evin içinde parça parça olur etrafınızda dolanıp durur.
…
Eski Lefkoşa evlerine en yakışan güneş aralık güneşidir.
Sanki kapıların, panjurların yüzü güler gibi.
O eski daracık sokaklarda yürürken sanki kolunuza giren bir sevgili gibi…
…
Mevsim aralık ya,
Güneş ara sıra kapandığında sanki bir kuş kaçar gibi; sanki bir kapı kapanır gibi…
…
Bilemem.
Böyle hisseder insan sanki…
































