Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Aralık ayına daha çok var…

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun 15 günlük performansına baktığımızda, geçerli not aldığını söylemek biraz zor. “Alo Ben Beşir”, ardından polis terfilerinde yaşananlar ve son olarak da TOMA olayı, bir miktar erozyon yarattı…

Şimdi gelin bu 3 olayla ilgili Başbakan’ın neler söylediğine bakalım…
CTP Parti Meclisi’nde, DP-UG ile ortaklı kararının çıkmasına dakikalar kala gelen telefonda Beşir Atalay’ın, “DP-UG ile koalisyon kurulmaması” yönünde telkinde bulunduğu haberinin sorulması üzerine Yorgancıoğlu, “Arkadaşlar, gerçekten şunu söylüyorum. Ülkemizin çok sorunları var. Biz bunlarla ilgiliyiz. Biz Türkiye ile iyi ilişkiler içerisinde olmak istiyoruz. Bu nedenle elimizden geleni de yapacağız” diyerek, söz konusu telefon konuşmasını yalanlamadı ama herhangi bir izah da getirmedi. Sadece geçiştirdi…
Ardından polis terfileri nedeniyle yaşanan kriz gündeme geldi. Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, söz konusu terfilerin hükümeti devraldıkları ilk günde açıklanmasının kendisini şaşırttığını söyledi ve bu açıklamayı doğru bulmadığını, bu konudaki rahatsızlığını ise Polis Genel Müdürlüğü ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na ilettiğini belirtti. Unutmadan, bir de haksızlığa uğrayan polisleri dava açmak için mahkemeye gönderdi… Bu konuda da kendisinin ne yapacağını ortaya koymadı.
Gelelim meşhur TOMA işine. Bu konudaki açıklamasıyla sosyal medyada ilginç ve komik eleştirilere maruz kalan Başbakan Yorgancıoğlu, seçimler öncesi genel sekreteri Akansoy’un, “CTP iktidarında bu ülkeye TOMA giremez” sözünü erken unutmuşa benziyor. Çünkü bu ay adaya gelmesi beklenen TOMA ile ilgili son demecinde, TOMA’nın eylül ayında ülkeye gelip gelmeyeceği konusunda, kendisinin böyle bir bilgiye sahip olmadığını, fakat bunun ismi ne olursa olsun halka karşı kullanılmayacağını söylemekle yetindi… Yine bir inisiyatif yok.
Şimdi sırada, 28 Temmuz seçimlerine de damgasını vuran, ekonomik paketle ilgili, seçim süresince söyledikleri ve verdiği sözlerin ne kadarını yerine getirip getirmeyeceği var. Sadece seçim süresinde değil, ana muhalefet döneminde de pakete karşı en sert eleştirileri yapan ve söz konusu paketin “Kıbrıs Türkü’ne uymadığını” söyleyen Yorgancıoğlu, iktidara gelmeleri halinde pakette revizyona gideceklerini söylemişti…
Geçen gün de yazmıştım, bırakın Ankara’ya ne zaman gidip bu konuları konuşacaklarını, henüz Ankara’dan yeni hükümete yönelik bir kutlama bile gelmemesi dikkat çekicidir. “Alo Ben Beşir” olayından sonra gerilen, KKTC-Ankara ilişkilerinin normale dönmesi için nasıl bir adım atılacağı ise merak konusu. Büyükelçi Akça’nın Başbakan Yorgancıoğlu’nu ziyaretinde neler konuşulduğunu bilemeyiz ama Sibel Siber’i ziyaretinde konuşulan ve paketle ilgili, basına da yansıyan benzer konuşmaların yaşandığını söylersek yanılmış olmayız. Özellikle özelleştirme konusunda hükümet ile Ankara arasında sıkı pazarlıkların yapılacağına kesin gözüyle bakılıyor…
Sonuç olarak Özkan Bey’i iki arada bir derede bırakan etken, biraz da aralık ayında yapılması beklenen kurultay gibi görünüyor. Kesin inisiyatifler almamasının nedeni bu olabilir. Ayrıca diğer yandan, son kurultayda aldığı, % 32’lik oy oranı ile oturduğu genel başkanlık koltuğunun eğreti olması ve parti içerisinde kendi yandaşlarının dışındakileri yok sayması, ileriki günlerde başını oldukça ağrıtacağa benziyor.
Bir yanda sorunlar yumağına dönmüş bir ülkenin başbakanı, diğer yanda parti içi muhalefet. Sanırım Yorgancıoğlu’nun durumu, bir şekilde İrsen Küçük’ün durumuna benziyor…
Kabul eder veya etmezsiniz ama şu an CTP Genel Başkanı ve Başbakan Yorgancıoğlu’nun partideki % 32’lik gücü, hükümette de aynı oranda temsil ediliyor. Öyle görünüyor ki, bu durum, kurultaya kadar da devam edecek. Yine de her şeye rağmen Yorgancıoğlu’nun, aralık ayında yapılacağı açıklanan kurultaya, hükümet olmanın verdiği avantajla, tek aday olarak gitme şansı oldukça yüksek. Önümüzdeki 3 ay yapacağı icraatlar da kaderini tayinde önemli rol oynayacaktır. Bizlerin de halk olarak beklentimiz, icraatlarını kararlı ve cesur bir şekilde yapmasıdır. Etrafında yolunu açacak değerli isimler var. Devletin de vatandaşın da ihtiyacı sorunlara acil çözüm. Sadece bu değil, her alanda bir yenileşme, düzelme, iyileşme. Kimsenin artık parti içi sorunlar yüzünden çözümleri erteleme lüksü yok.
Ancak, Ömer Kalyoncu’nun da dediği gibi, “Aralık ayına daha çok var.” Derelerin altından suların nasıl akacağını şimdiden kestirmek oldukça zor…

Okur Uyarıyor
Sayın Moreket;
“Yerin Kulağı Var” köşenizde Zafer’in yerine Tokel başlığı ile atmış olduğunuz haberde izin verirseniz düzeltmeler yapmak istiyoruz. Bu konuda partinin almış olduğu bir karar henüz yok. Kaldı ki bir partili olarak biliyoruz ki, Güzelyurt ve Lefke İlçe Örgütlerinin bu konuda almış olduğu ve merkeze iletilen karar, 28 Temmuz seçimlerinde DP-UG’den aday olmuş olan, Hakan Oran üzerinde birleşmekte. Kaldı ki, gerek yıllarca sivil toplum örgütlerindeki başarısı, gerekse siyasette attığı adım ile DP-UG ve tüm kesimler içinde umut vadeden bu genç arkadaşımızın, LAÜ’ye başkan yapılmasına yönelik Lefke ve Güzelyurt kamuoyunda oluşan ortak sese, Tokel Bey’in de bir partili olarak onay verdiğini biliyoruz.

Saygılar
Güzelyurt-Lefke’den bir grup vatandaş.

 

YERİN KULAĞI VAR:

VATANDAŞ İCRAAT BEKLİYOR:
Tüm gözler, büyük umutlarla iktidara gelen CTP-BG/DP-UG hükümetinde. Ülkede o kadar sorun varken, şu ana kadar iktidarın sadece konuştuğunu ve cek caklarla günü geçirdiğini görüyoruz. Aradan geçen bunca günde, birkaç atama dışında elle tutulur yaptıkları tek bir icraatı duyanınız var mı..?

ÖZYİĞİT ÜZERİNDE UZLAŞI MI:
TDP’nin yeni başkanı konusunda farklı isimler gündeme geliyor. Ancak içerideki hava, kurultaya tek adayla gitmek. Bu noktada da Cemal Özyiğit ismi öne çıkıyor. Özyiğit ismi üzerinde ciddi bir uzlaşı sağlanmış, ufak bazı pürüzlerin aşılması içinse temaslar sürmekteymiş…

HER YIL AYNI TERANE:
Adli yıl bugün açılıyor. 10 bin 500 hukuk davası, 11 bin 600 ceza davası, 935 dava ve istinaf da Yüksek Mahkeme’de bekliyor. Her yıl olduğu gibi yine karanlık tablolar çizilip konuşulacak ama bunu değiştirmek adına ciddi bir adım yine atılmayacak, konuşulanlar da orada gelecek yıl kullanılmak üzere arşive konulacak…

EROĞLU RAHAT OLMAYACAK:
Saraydaki Kıbrıs zirvesinin ardından yapılan açıklamalar bir yana, görünen o ki, Sayın Eroğlu müzakere sürecinde UBP dönemindeki kadar rahat olmayacak. Bundan önce Kıbrıs konusunda hükümetten bağımsız hareket eden Eroğlu ve ekibi, yeni dönemde attığı her adımda, CTP’nin nefesini ensesinde hissedecek… Müzakere sürecinden gelen Dışişleri Bakanı Özdil Nami ile Davutoğlu görüşmesi bunun ilk sinyali.

KİMSENİN ŞİKAYETE HAKKI YOK:
Sanayi bölgesinin arkasındaki çöp alanı bizzat kaymakam Dana’nın yarattığı bir çöplük. Belediye grevde olduğu dönemde çöp toplayan şirketlere bu bölgeye çöp dökme izni verilmişti. Şimdi, orası, bölge esnafının da katkısıyla gerçek bir çöp alanı haline geldi. Kimsenin şikayet etmeye hakkı yok. Tabloya bakın lütfen; neden o dönemde o kamyonlar Güngör’e yönlendirilmedi? Neden defalarca temizlendiği halde başına bir bekçi bırakılmadı? Neden bölge esnafı kendi iş sahalarını çöplük haline getirdiler? Sizce neden..?

DENKTAŞ’TAN FARKI:
Ortağı Denktaş “Birinci parti çıkmaksak başkanlıktan istifa edeceğim” demiş, ardından da, “Başbakan olmazsam kabinede de yer almam” demişti. Seçim öncesi ne dediyse tam tersini yaptı. Şimdi sıra Yorgancıoğlu’na geldi. TOMA bu ülkeye giremez demişti, bal gibi de giriyor. Ama Denktaş’tan farklı olarak, hiç olmazsa TOMA’yı halka karşı kullanmayacaklarını açıkladı..? Hakkını vermek lazım…

ZİLLER BUGÜN ÇALIYOR:
İlkokullar bugün, orta dereceli okullar ise yarın ders başı yapacak. Yaz dönemini seçim kavgalarıyla geçiren siyasilerin, özellikle de hükümet ilk sınavını bugün verecek. Eğitim sisteminin yenileneceğine, müfredat programlarının değişeceğine dair bir kaygı ya da bir hazırlık yok. Yine tek derdimiz binalar, öğretmen eksikliği, şu, bu… Acaba eğitimin içindekiler, ara sıra özel okullardaki programlara bakarlar mı? Baksalar, zaten devletin eğitim sisteminin nasıl çağdışı olduğunu görecekler.

ZİRVEDEKİLER
Nevvar Nolan: Yüksek Mahkeme Başkanı Nolan, KKTC’de yargının hak ettiği yerde olmadığına dikkati çekerek, “Bugün yapmanız gerekeni yapmıyorsanız o sorun büyüyerek karşınıza çıkar. Yarın aynı sorunla yine karşılaşacaksınız ama daha büyük boyutlarda ve üstesinden gelme de daha da zorlaşacak. Ötelemekle sorunlar çözülmüyor…” diyor. Doğru söylüyor, kendisi yıllardır her adli yıl açılışında aynı şeyleri dile getirdiği halde çözüm bulunmadığını bizzat yaşıyor.

DİPTEKİLER
Ağlayan Belediyeler:
Belediyelerin neredeyse tümü zorda. Bir grup belediye başkanı Başbakan’a mektup yazmışlar. Maaşlar da dahil ne ödeme yapabildiklerini, ne hizmet verebildiklerini söylüyorlar. Buna gerekçe olarak da 2008’de CTP-ÖRP hükümetinin aldığı kararla, hizmet vermekle yükümlü oldukları nüfusun artmasını ve aldıkları katkıların azalmasını gösteriyorlar. Ben de kendilerine diyorum ki, belediyelerinizi rasyonel bir işletmecilik anlayışıyla yönetseydiniz, yani adam gibi planlama yapsaydınız, bu durumlara düşmezdiniz. Sadece bir tek soruya cevap versinler, her biri 2008’den bu yana kaç kişi istihdam etmiştir?..

 

FOTO GÜNDEM…

Kuzey Kıbrıs’ın simgesi de olan nesli her geçen gün tükenen caretta carettalar için gençler seferber oldu

 

GÜNÜN FIKRASI…

Ön yüzü

Başkan Bush’un yeni talimatı:
-Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş;
– Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
– Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
– Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi…