Köşe Yazarları

Ara tatil






KKTC’de çok uzun yıllardır okullar Eylül ortası başlar, Haziran başı biter. Bir öğretim yılı içerisinde sadece 15 günlük bir Şubat tatilimiz var. Bir de arada resmi günler, bayramlar eğer öğretim yılı içerisinde ise okullar tatil olur.




Türkiye’de bu öğretim yılı içerisinde sömestr tatili dışında Kasım ve Nisan aylarında bir haftalık tatil yapılacak. İlk uygulama geçtiğimiz günlerde hayat buldu. Türkiye’de 15-19 Kasım tarihleri arasında okullar tatil edildi. Yine bu öğretim yılı içerisinde 11-15 Nisan’da da bir haftalık ara tatil yapılacak.



Bir dönem bu ara tatil meselesi KKTC’de de tartışılmıştı. Yanılmıyorsam 1998-2001 UBP-  TKP Koalisyon hükümeti döneminde Milli Eğitim ve Kültür Bakanı olarak görev yapan Mehmet Altınay bu ara tatil uygulamasını bir dönem denemişti ancak uygulama pek uzun sürmedi. Uzun sürmemesinin gerekçesini pek de hatırlayamadım şimdi…

Dünyanın birçok ülkesinde buna benzer ara tatil uygulamaları mevcuttur. Özellikle Avrupa ülkelerinin çoğunda vardır. Örneğin İngiltere’de Ekim sonu, Şubat ortası ve Haziran başı bir haftalık ara tatil vardır. Bunun yanında 15 gün yılbaşı tatili ve Nisan ayında 15 gün de Easter tatili vardır. Kısacası her altı haftada bir tatil mevcuttur.

Bu ara tatiller hem çocukların yoğun tempo içerisinde dinlenmesine fırsatı verir hem de yeni döneme daha dinç hazırlanmasına fırsat yaratır.

KKTC’de Eylül ortası okula başlayan bir çocuk Ocak sonuna kadar yani yaklaşık 4.5-5 aylık bir dönemi aralıksız okula gider. Bu kadar uzun süre ders yapan çocukların dönem sonu verimli olabildiklerini söylemek çok güç.

Okulları Eylül’ün hemen başında açıp, derslerin Haziran ortasına kadar devam edeceği ve yıl içinde iki ara tatilin olacağı bir uygulamayı denemekte yarar vardır.

KKTC’deki Müfredatın yoğunluğu, çoğu Avrupa ülkesinden fazladır. Hal böyle iken elbette çocukların yıl içinde daha fazla dinlenmesi gerekmektedir.

Pandemi döneminde ders kayıpları yaşanırken, ara tatil tartışması yapmak elbette bazılarına tuhaf gelebilir ancak dünyadaki gelişmeler, eğitimde müfredatın sadeleştirilmesi ve oyun ağırlıklı öğrenmenin öne çıkması şeklindedir.

Bizde ne yazık ki değişim ve gelişim çok zor olmaktadır. Yıllardır devam eden uygulamaları ellemekten çekiniyoruz. Her alandaki statükonun değişmesine pek hazır değiliz. Yenilikleri tartışmıyoruz, gelişime kapalıyız.

Eğitimde en radikal değişim 1994 yılında Mehmet Ali Talat’ın eğitim bakanlığı yaptığı döneme rastlar. Ondan sonra yaklaşık 30 yıl geçti ama eğitimde taşların oynayacağı bir değişikliği göremedik. Biz ufak tefek etkili dokunuşlara bile razıyız.

Çoğu zaman beğenmediğimiz Türkiye bile eğitimde arayış içerisinde… Bizde bir arayış dahi yok.  “Aman dokunmayalım, böyle gitsin anlayışı” her alanda hakim. Hal böyle olunca da ileriye gitmemiz pek mümkün görünmüyor.

Elbette bu ara tatil konusu tartışılırken, çocukların yıl içinde okula gittiği günlerin azaltılacağı anlamına gelmesin. Sürenin daha verimli kullanılması için de mutlaka bir çalışma yapılması gerekmektedir. Eğitim bilimi ışığında eğitimin tartışılır olması, günübirlik hesapsızsa alına kararlardan çok daha yararlıdır.  Kısacası bu ara tatil meselesinin tartışılması eğitim adına olumlu olacaktır.





Başa dön tuşu