Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ANLATILMAYAN BİR AŞK HİKAYESİ

Anlatılmayan aşk hikayeleri vardır.

Gizli-saklı olduğundan falan değil.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı da yoktur.
Aslında korkunç bir şehvetle dudaklardan dökülüp kalplere akmayı ister.
Bunu da yapar.
Fakat ne söylense bir eksik kalır.
Anlatılmaması kendini ifade etmemesinden değil.
İfade eksikliğindendir belki.
Mahcubiyetinden.
Her aşkta mutlaka biraz mahcubiyet olmalı.
Aşk, tek kişilik değildir.
Biraz mütevazılık olmalı.
Aksi narsizm hastalığından beterdir.
Ama bunlar da bir aşkı saklı-gizli kılmamalı.
Sadece dost sohbetlerine mahkum etmemeli.
“Aslında bizim de müthiş bir hikayemiz var” deyip de susma tevazusuna kapılmamalı.

     ***

Yorgos Vasiliu’nun hayretten hayrete düşen tavırlarını gördüğümde bu aşkın kendini anlatamama sorunu olduğunu bir kez daha anladım.
Sadece Yorgos Vasiliu değil.
Yabancı misyon temsilcilerinin meraklı soruları da öyle.
Fakat en dehşeti biz bu aşkı kendi insanımıza anlatamadık.
Vasiliu veya elçiler şimdilerde duydular da her gün birlikte olduğumuz insanları topyekun pas geçtik.
Aslında onları ne kadar çok sevdiğimiz için bu kara sevdaya tutulduğumuzu söylemedik.
Söylediysek bile bizi duyamayacakları bir ses tonu kullandık.
Duysalardı bile tekrarlayıp kafalarına kazıyamadık.

      ***

Bu bir 14 Şubat yazısıdır.
Fakat Valentinler için değil.
Dünyanın ilk vicdani retçileriydi onlar.
Bekarlar Roma ordusunda zorunlu askere giderlerdi ve imparator tüm Roma’da evlenmeyi yasaklamıştı da Papaz Valentin gizlice evlendiriyordu gençleri.
Bedelini de kellesini vererek ödeyecekti.
Yok yok, bu yazı şimdilerde tüketim kapitalizminin bir metasına dönüşen Valentinler için değildir.
Bu yazı bir kalkışmanın, başkaldırının ve direnmenin yazısıdır.
Objesi de Havadis’tir.
Evet evet, doğru bildiniz “gazetecilerin gazetesi” olan Havadis.

     ***

Arkadaşlar 26 Ekim olan doğum günümü 14 Şubat olarak değiştirdiler.
Arada Valentinler olunca pek ısınamadım bu değişikliğe.
Sevgili Mustafa Özsoy idi “14 Şubat’ta yayımlanalım” diye ısrar eden.
Aşkın gazetesi olmak için.
Olduk da.
Büyük bir aşkla bağlandığımız bu halk ve bu memleket için aşkla çalıştık.
“Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar” ayetindeki gibi gören gözler ve işiten kulaklar yaratmak için aşk ile yola koyulduk.
İnsanları görmemsi ve duymaması üzerine kurulan çıkar düzeninin üstüne üstüne yürüdük.
“Gazeteciler gazete çıkaramazlar” tabusunu kırıp parçaladık.
Ve Kıbrıs Türk basınında yeni bir sayfa açtık.

      ***

Bir diplomat “Dünyada sizinkisi gibi çok az örnek var” dedi.
Biliyorum.
Bizimkisi anlatılmayan bir aşk hikayesidir.
Kelimelerin kifayetsiz olduğundan değil.
Bu topraklarda her aşk hikayesine burun kıvrıldığından.
Başarı öyküleri hakir görüldüğünden.
Ve emekçi çocuklarının aslında bu lanet düzenin birer hizmetkarları sayıldığından.
Bu tabuları yıkan bir aşk hikayesidir.
Kıbrıs Türkü’nün kaderini ve geleceğini kendi elerline almasının hikayesi.
Bu aşkta bana eşlik eden bütün Havadis aşıklarına minnettarım.
Aynı aşkla bağlıyım hepinize…