ANLAMADIĞIM EKONOMİYE İNAT BEN DE YAZDIM! - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Aralık 3, 2022
Köşe Yazarları

ANLAMADIĞIM EKONOMİYE İNAT BEN DE YAZDIM!

Eşref Çetinel

Bizim için “ekonomi” yada “maliye” falan dendi mi anlamı, cebimize giren para ile çıkan para arasındaki farklarla dengelerden öte değildir.. Nitekim bir zamanlar böylesi düşünce saplantılarımdaki yazılarımı okuyan çok samimi bir arkadaşım “her şeyden bahset ama şu ekonomiden söz etme” derdi!

DOĞRUSU haklıydı çünkü ekonomi dediğimin ilmine irfanına uzaktan yakından vakıf değildim! Bugün de üç beş duayen ekonomistimizden ve maliyecimizden öte bu konuda “çok iyi yetişti” diyeceğim insanlarımız parmakla gösterilecek kadar azdır.. HELE siyasi partiler bünyelerinde memleket yönetirken ekonomi adına ahkâm kesenleri “memleket ekonomisinin” yanına bile yaklaştırmamak gerekir çünkü anlamıyorlar! Anlamadıklarını nerden biliyorsun diye sorulursa “işte memleketin hali” derim! Kİ KKTC ne zamandır ülke siyasetini ellerinde tutan “avukatlara” nazire şimdilerde doktorlara emanettir ama işte mal meydanda: Yani ne? “İşimiz iş kuyruğumuz kiriş!” Artık bankalardan saymasını bile yapamayacağımız deste deste Türk liralarını evlerimize poşet çantalarda taşırken… Eeee! İŞTE O BÜYÜK SORUN: KKTC’nin ekonomisi ile maliyesi hiç bu kadar kötü olmadıydı! Ki üreticilerle tüketiciler arasında mal ve hizmetler ilişkinlerinde sanırsınız 3. Dünya savaşı yaşanıyor! BİR markete girip de şöyle bir günlük ihtiyaç maddelerini aldıktan sonra sağlam kafa ve sağlam vücutla ayrılmanızı koyun bir yana! Klinik tedaviye ihtiyaç duyacak kadar ya melankolik bir yeise kapılırsınız yada tımarhaneye kapatılmanız gereken sinirsel spazmlarla sarsılırsınız.. Çünkü o saymasından bile usandığınız deste paralar markette buharlaşıp uçuverirlerken ne bir günlüğüne de olsa ceplerimizi ısıtıverirler de cüzdanlarımızda duruverirler! Buharlaşıp uçarlar!..


***

…VESSELAM ne zamandır Kıbrıs Türk halkı zaten yoktu, artık hiç olmayan bir “devlet dirayetsizliğinin” sonucu olması gereken ve halk dilinde sadece “pahalılık” olarak ifade edilen bir kâbusu yaşamaktadır. Daha doğrusu yaşatmaktadırlar!

Kİ “Devletimızin” son numarası Türkiye ile ticareti TL ile yapmak kararıdır!.. Doğrusu işte anlamadığım da bu olmaktadır! Şöyle ki: BİR emtianın satın alınması gerekirken eğer kesinlikle saptanan parasal değerini ödemek zorundaysanız ister dolar sterlin ödeyin isterseniz Türk lirası.. Sonuçta o ödemek zorunda olduğunuz para günün TL’nin döviz kurları karşsındaki değeri üzerinden olacaktır!

Ki en basitinden hayvancı hayvanını canlı olarak satıp farzı misal cebine sadece 5-10 lira girerken eğer kasaba gidip kendi ürünü olan eti 20-30 hatta kırk lira kilosuna satın almak zorunda kalırsa  demek ki Hayvan üreticisi yalnız Kasaplar için üretim yapmaktadır!

***

SORUN DA BUDUR; Öteden beri bu ülkede “Üretici” değil, aracılar tüccarlar tefeciler kazanmaktadır.. Bu nedenle sık sık “üretici kesimi” işaretleyerek “kooperatifleşin. Emeğinizi parasal harcamalarınızı hiç terlemeden elinizden satın alan aracı tefeci erbabını devreden çıkarın” derdik derlerdi hâlâ söyleyip yazmaktayız hâlâ söyleyip yazmaktadırlar…

Kİ ŞİMDİLERDE TC ile TL üzerinden alışveriş yapılması gibi bir karar alınıyor ki hatırıma bir devrelerin Maliye Bakanı arkadaşım Sn. Salih Coşar geliyor..

Kendisine ne zaman TC ile ticari ilişkilerden söz etsem “hiç yeni tedbirlere girişimlere falan gerek yok derdi. Bizim dönemimizde TC ile kıyı ticareti Anlaşması oluşturduyduk. Sadece bu sistemi çalıştırmak yeter…”

NEYDİ OLAY? Üretemediğimiz yada toplum ihtiyaçlarına yetmeyen ürünleri şuradaki TC’den kolaylıkla satın almak imkânı.. Biliniyor kıyı ticareti de denir.. Ekonomik dengeler olmasa da ihtiyaçların daha ucuza temin edilmesinin kolaylıklarıyla ehvenliği düşünüldüğünde ki şimdilerde de “hükümetin düşündüğü her halde bu olmalıdır; akla yakındır.. Kİ hatırlatayım:

***

BARIŞ HAREKÂTINDAN hemen sonra hem de o savaş sonrası hengâmenin içinde Lefkoşa ve Mağusa çarşılarından alışveriş yapmak için haftada iki kez Mağusa limanına gelip giden feribotlarla TC’den yüzlerce insan çarşılarımıza dökülürler, transistörlü radyoları, İspanya’nın aslanlı battaniyelerini, çocuk oyuncaklarını, kırtasiye eşyalarıyla ütü hatta dikiş makineleriyle her türlü giysi ve şemsiyeler gibi ürünleri satın alırlar, bavullar dolusu TC’ye taşırlardı. Tam bir “serbest Pazar” oluşturulduydu.. HİKMETİNDEN sual edilmezdi ama Kıbrıslı Türk tüccar ve ticaret erbabı o güne kadar ne böylesi bir alışveriş furyası yaşadıydı ne de öylesi bir serbest piyasa oluşturabildiydi..

DİKKATİNİZİ çekerim. Hem de Barış Harekâtının hemen ertesinde oluyordu bu ticari ilişkiler.. Hani şimdilerde Rumların Arasta’ya akın etmeleri misali gibilerinden TC’den yurttaşlar da Kuzey’e akın ediyorlardı…

NE VAR Kİ bu ticari ilişkiler bir iki yılda balon gibi söndü! Ve bir kez daha kendi toplumsal yalnızlığımızın salyangoz kabuğuna kıvrılarak yıllar sonra bile hâlâ kabuğumuzu kırıp içinden çıkmayacağımız derin bir oruca yattık!..

ŞİMDİ ise çareyi, gözümüzü yeniden TC’ye çevirerek arıyoruz. İşe de TL ile alış verişle başladık. Ne demek bu? “Gömeç girsin ısırgan çıksın mı?” DENEMESİ bedavadır. Ki bu ülkede neler denenmedi! “Türkten Türke” kampanyalarından “karma ziraatlara,” “Holdinglerden kooperatiflere,” “Serbest piyasa ekonomisine” kadar!..

Kİ ne diyordu Rahmetlik Demirel “çareler tükenmez!”

Dolayısıyla “denemeye” devam!. Pahalılığın önlemediği yerde suçu yıkarsınız dövize.. Türk lirasını ikame edersiniz yerine.. Zaten sonucunun yaratacağı aydınlık günleri görebilmek için yılların geçmesi gerekir… Eee! Gelip giden mevcut Koalisyon hükümetleri için böylesi bir “zaman” aralığı bal kaymak! Yeme de yanında yat!

İŞTE bütün hikâye de bu! Şu bunalımlı günleri azıcık soğutup zaman kazanmak! Allah kolaylık versin!

 

 

 

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar