Köşe Yazarları

Ankara’ya götürdükleri dosyada ne vardı?


Yaklaşık iki yıldır duran para akışı bir şekilde başlıyor anlaşılan.

Maliye Bakanı ile Başbakan farklı rakamlar açıklamış olsalar da, Türkiye’de paranın serbest bırakılmasıyla ilgili bir irade oluştuğu anlaşılıyor.

Hükümet, kurulmadan önce de, kurulduktan sonra da, sadece Türkiye ile protokola, oradan gelecek paraya bel bağlamış görünüyordu.

Biraz gecikmeli olsa da, şimdi bunu sağladıkları anlaşılıyor.

Tamam mı? Yeter mi? Bir hükümetin sağlaması gereken tek şey bu mudur?

“Parayı alalım, paylaştıralım” tamam mı? Yani bildik statüko…

Ulusal Birlik Partisi için hep bu olmuştur, orası kesin.

Kıbrıs Türkü’nün kendini yönettiği ilk tarihlerden beri, “parayı en iyi ben alırım” partisi olarak reklam yapmamış mıdır.

Almıştır da. Ama parayı alıp, önceleri tavsiye edilen, sonra da şart olarak önümüze konanları yapmamıştır.

Diğerleri, “biz bunları yapamayız” derken, UBP parayı almayı başarır, ama yapılması gerekenleri yapmaz.

Geçtiğimiz günlerde, daha Başbakan’ın resmi ziyareti gündeme gelmeden önce, Maliye Bakanı’nın Ankara’ya gideceğini duyduktan sonra da yazmıştım. Ortada bir protokol var. Uygulanmadığında neler olduğunu yakın geçmişte acı bir şekilde gördüğümüz bir de takvimi var. Sormuştum, “o takvimin neresindeyiz” diye.

Maalesef o konuda ne Başbakan, ne de Maliye Bakanı bir açıklama yapmadılar.

Sadece “parayı aldık” modundalar.

Hatta Maliye Bakanı, “istediklerimizi elde ettik” bile dedi…

Ya o bir sürü maddesi olan protokol?

İçinde bir kesimin “satış, özelleştirme” şu bu diye eleştirdiği kısımları bir yana bırakın…

KKTC’nin gerçekten bunca yıl sonra  hala kendine gelmesini sağlayacak, köhne yapısını çağdaşlaştıracak, kayıp-kaçaklarını önleyecek, sağlıktan eğitime, oradan ekonomiye, tüm sektörlere ve tabii kamuya ilişkin bir sürü gerçek anlamda reform var.

En önemlisi, KKTC’nin kendi kendine yetmesini sağlayacak düzenlemeler var.

Onlardan ne haber?

Ankara’ya para istemeye giderken, bir de dosya götürdük mü mesela?

“Şunları şunları yapmaya başladık. Bunları da şöyle planladık” falan diyebilecekleri…

Ankara’ya hesap versinler demiyorum.

Bizim için… Zaten bunların tümünü kendimizin planlayıp yapmamız gerekir aslında.

Ancak hiç yapmadık, yapamadık…

Ankara’yla şimdi takvimlemesi olan, parayı serbest bırakma şartı olarak bir programa imza koydular, En azından böyle bir mecburiyet var ortada.

İşte sorduğum o…

Ne yapıldı, nereden başlandı, nereye gelindi.

Programa uyulabilecek mi?

Devletin kadrolarının şu anda büyük bir seferberlikle, harıl harıl yasa çalışmaları yapıyor olması gerekir.

Var mı böyle bir durum?

Yoksa, yine “kaptık da kaçtık” durumları mı.

Eğer öyleyse, bırakın kamu yararını, bu iki partinin de sonudur.

KKTC kendisi için yapması gerekenleri yapmaz, tasarrufa gitmez, düzeni sağlamaz, gereken yasaları geçirmezse, kendinden öncekilerin akıbetinden hiçbir farkı olmayacak, seçimi erkene almak, sonra da sandığın dibini boylamak durumunda kalacaktır.

Çünkü o protokol orada durduğu sürece, görevler yerine gelmezse, para akışının yine duracağı kesindir.

Öyle bir durumda, vatan, millet sakarya nutukları da işe yaramaz.

Hamaset bir yere kadar.

Hem herkesin de hamasete karnı tok.

Kimse yutmuyor artık.

KKTC mi? E, biz alışmadık mı bu işlere?

Bir miktar daha gerileyecek, bir miktar daha yok olacağız, bir miktar daha göç edecek, bir miktar daha fakirleşeceğiz.

Bir defa da bir iktidar şaşırtsın bizi ne olur.

Maliye Bakanı’ndan hala umutla bir açıklama bekliyoruz…

YERİN KULAĞI VAR

MACERA!:

Başbakan Tatar; Guterres çerçevesinde masaya gelmenin “fevkalade” tehlikeli bir oyun olduğunu düşünüyor. Ve Cumhurbaşkanı’nı maceraya girmekle suçluyor. Anladığım kadarıyla Başbakan ülkenin durumundan memnun. Çözüm, aklının köşesinden geçmiyor. Ve bize, “aynen böyle devam edelim” diyor.

 BU İŞİN ŞAKASI KALMADI:

AKEL Genel Sekreteri Kiprianu, müzakerelerin yeniden başlaması durumunda Anastasiadis’in, bu kez bütün konuları kapsayan bir görüşme için hazır ve kararlı ve bunun bilincinde olması gerektiğini savundu, “Görüşmelerin bir kez daha başarısızlığa uğranması durumunda, Kıbrıs aleyhinde birikecek acıların çok fazla olacağı” uyarısında bulundu. Kiprianu gerçekleri görüyor mu ne?

İNANALIM MI?:

Başbakan Ersin Tatar, Türkiye’den KKTC’ye kaynak akışının başlaması için gerekli talimatın verildiğini söyledi. Eski hükümet bu sözlerle ancak 18 ay dayanabilmişti. İçeriğini resmi olarak protokolun üzerinden bir ay geçti. Bırakın 750 milyonu, 5 kuruş bile gelmedi. Bu defa da haklı çıkmazlarsa, ne olacak?

BİR PARMAK BAL:

Bugüne kadar her gelen ağzımıza bir parmak bal sürüp gidiyor. Biri gelir, kişi başı milli gelirin 25 bin dolar olacağını söyler. Bir diğeri 750 milyon kaynak aktarımı için imza atar, o da gider. Şimdi Turizm Bakanı geldi o da, bilet fiyatlarının ucuzlayacağı ve aktarmasız uçuşlar için  bir çalışma yürüttüklerini söyleyip, ağzımıza bir parmak bal çaldı. Gerçekleşmese de önemi yok(!). Bu hoş vaadlerle en azından umudu ayakta tutuyoruz, mutlu olmalıyız.

DAĞ FARE DOĞURDU: 

Maliye Bakanlığı, casinoların ödenmemiş 62 milyon TL’lik (yaklaşık 9.5 milyon euro) borçaları nedeniyle casinolara gönderdiği ihbarlar neticesinde ancak 350 bin euro (yaklaşık 2 milyon 250 bin lira) tahsilat yapabildi. Maliye olarak önce borcunu ödemeyen casinoların listesini yayınlayacaksınız, ardından borçlarını ödeyene kadar kapatacaksınız. Bakın görün nasıl tıpış tıpış gelip fazlasıyla ödeyecekler. Ama bunu yapmak için önce irade, sonra da cesaret gerek… Biz de kalkmış buralarda, ciro üzerinden vergi alın diye bir tarafımızı yırtıyoruz. Lisans bedellerini bile ödemiyorlar.

MİLYONLAR VE 6 LİRAYA SALATALIK:

Milyon liralar konuşuluyor. Beklenen kaynak; devleti alacakları; bütçe açığı şu, bu. Biz bunların içinde boğulmuşken, Ağustos ayında, en bol olması gereken zamanda salatalık 6 lira… Resmen soygun. Eğer sadece buna kafa yoruyor olsak, şu anda kıyameti koparıyor olmamız gerekirdi. Ama öyle marifetli bir şekilde gündem değiştiriliyor ki, saçma sapan tartışmaların peşinden gidip, asıl derdimizi unutuyoruz. Vatandaşın en asgari şartlarda  geçimi bile, idare edenlerin gündemine giremiyor. En azından bir Allahın kulu da göklerden aramıza inse de, şu işlere baksa…

 ZİRVEDEKİLER

Mustafa Akıncı: “Bunun yetkisini ben sizlerin oylarıyla aldım, bu yetkiyi ben Kıbrıs Türk halkından aldım , bazıları yeri geldiğinde bu konuda da bizim tuttuğumuz yolun yanlışlığını söylemek istiyorlar, bunu ifade ediyorlar. Bu konuda da şunu söylemek istiyorum. Halktan aldığım yetkiyi sonuna kadar kullanmakta da kararlıyım bunun da bilinmesini isterim”…

DİPTEKİLER

Yeter! Bu Atamalar Meselesi İkrah Ettirdi: Yani bu devletin bundan birkaç öncesine kadar görev yapan bürokratlarının tümünün değişmesi mi gerekiyordu? Neden? Hepsi birden partizanlık mı yapıyordu? Hepsi de sizinle çalışmayacaklarını mı söylediler? Nedir yani. Resmen dibine darı ektiler. Sadece bunlar değil tabii, her bir iktidar için geçerli bu. En azından devletin devamlılığına yazık günah değil mi? Nedir bu bolluk? Bu kadar fazla insan kaynağımız mı var ki, bol keseden adam harcanıyor. Artık ikrah ettirdi bu partizan atamalar. Yeter…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı