Köşe Yazarları

ANKARA’DAKİ BÜROKRASİ OLİGARŞİSİNİN MARİFETİ








Ulusal Birlik Partisi Parti Meclisi, kendileri açısından sürpriz olmayan bir karar aldı ve UBP’nin hükümetten çekilmesini istedi.




Sadece 40 dakikalık bir toplantı süresinde, oy birliği ile alınan karar belli ki önceden hazırlandı.
UBP yönetimi, Parti Meclisi’ni  hükümetten çekilme kararı aldırmak için topladığı aşikar.
Zaten Başkan Hüseyin  Özgürgün’ün açıklamalarında da bunu görmek mümkündür.
Aslında üzerinde uzlaşılmış bir konu olan su yönetimini gündeme getirmesi ve ekonomik protokolü es geçmesi UBP’nin niyetlerine ilişkin ciddi ipuçları vermektedir.
Özgürgün, ortağı CTP’yi suçlar gibi yaptı ama ekonomik protokolle ilgili görüşlerini açıklamadı.
Açıklamadı çünkü aslında UBP’nin de altına imza atamayacağı maddeler var protokolde.
UBP, ortağı CTP’nin protokolü bu haliyle asla imzalamayacağını çok iyi biliyordu.
Bunu bildiği için de yol yakınken hükümetten ayrılmayı tercih etti.
Peki UBP’nin DP ve bağımsızlarla bir olup yeni bir hükümet kurması mümkün müdür?
Bu soruyu DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’a sordum:
“Ben kesinlikle böylesi bir komplonun  içinde yer almadım” dedi ve ekledi;
“Durum daha da netleşsin değerlendireceğiz, her türlü opsiyon mevcuttur.”
Serdar Denktaş’ın bu açıklamasını nasıl yorumlamak gerekir;
Bağımsızlar eklentili bir UBP ortaklığına var mıdır?
TDP’nin de dahil olacağı bir CTP ortaklığına var mıdır?
Yoksa seçime mi gidiyoruz?



      ***

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat erken seçimin yolunu gösterdi;
UBP’ye yönelik olarak “madem hükümeti bozdular erken seçime gidecek yolu da bulsunlar” anlamına gelen bir açıklama yaptı.
Ve “CTP hiçbir hükümette yer almayacak” diye de kesin konuştu.
Yani CTP seçim hükümetinde de yer almayacak.
Aslında protokolü imzalamayan ve maaşları ödeyemeyen taraf olarak görülen CTP “imzala yoksa para vermeyiz” dayatmasını seçim hükümetinde de devam edeceğini ve olası erken seçim yapılıp yeni hükümet kurulunca da bunun süreceğini çok iyi biliyor.
Çünkü Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulan düzenin “havuç ve sopa” düzeni olduğunu yaşayarak gördü.
Ankara’daki bürokrat oligarşisi çok rahatlıkla “hukuk sisteminizi değiştirin, Kıb-Tek dahil hepsini özelleştirin” diyebiliyor.
Hırs ve inatla hükümeti parasız bırakıp maaş ödeyemeyecek duruma düşürebiliyor.
Örneğin suda olduğu gibi siyasi irade devreye girip de sorun çözüldüğünde de hertürlü kaprisi yapıp maliyeyi çökertebiliyor.
UBP bunu gördü.
DP de bunu biliyor.
Dolayısı ile hangisi bir erken seçim hükümetinde yer alacak ve minimum 3 ay daha maaş ödeyemeyecek duruma düşecek.
Maaş ödeyemeyen bir partinin seçimlerde hüsrana uğrayacağı çok açıktır.

      ***

Bu ortaya çıkan duruma en çok üzülen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı olsa gerek.
Görüşmelerin tüm hızla ilerlediği ve bu yıl içinde referanduma gidilmesi konuşulduğu bir ortamda ülkenin hükümetsiz kalması veya bağımsızlar eklentili bir UBP-DP hükümetinin kurulması halinde elinin zayıflayacağını Akıncı çok iyi biliyor.
Biliyor ama bu noktada yapabileceği bir şey de yoktur.
Tek bir nokta hariç;
CTP ve TDP’yi ikna edip aralarına DP’yi de alıp kurulacak bir “geçiş hükümeti.”
Kıbrıs sorununun geldiği bu kritik aşamada Kıbrıslı Türklerin haklarını gözetecek bir oluşum.
Bunu da TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit’e sorduk;
Yanıtı net oldu;
“Protokolü onaylayacak  bir parmakçı arıyorlarsa biz yokuz…”
Haksız da değil.
TDP Kıbrıs sorunu hatırına protokole onay verirse kendi ipini çekmiş olur.

      ***
Ankara’daki bürokrasi oligarşisinin protokol dayatmasının nelere yol açtığını hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “görüşmeler iyi gidiyor ve varılacak çözümü destekleyeceğiz” dediği bir dönemde, Başbakan Davutoğlu’nun Anastasiades’le bile görüşüp konuştuğu bir ortamda, görüşmeleri tehlikeye atacak denli bir plan var ortada.
Bence sorun aslında artık  Cumhurbaşkanı ile Başbakan ile topyekün Ankara’nın sorunudur.
Ya müdahale edecekler ve bürokrasi oligarşisinin ortaya çıkardığı zararları kısa sürede telafi edecekler ya da kendilerinin de buna onay verdiği anlaşılacak.
Ankara Kıbrıs’ta adım adım kaybediyor.
Kıbrıslı Türklerle birlikte…









Başa dön tuşu