Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi karşısında Kıbrıs’ta en erken ve en net tavrı Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ortaya koydu.
Daha hiçbir şey belli değilken net bir şekilde darbeye karşı tavır aldı ve bunu sosyal medya üzerinden kamuoyu ile paylaştı.
İkircikli davranmadı.
‘Bekle-gör’ politikası izlemedi.
Durum bulanık iken ve daha kimin o gecenin galibi olacağı belli olmadan tavrını koydu.
Demokrasinin yanında saf tuttu.
İlkeli ve dürüst davrandı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Akıncı’nın bu tavrı sonrasında ona gönderdiği mektupta onun ‘Zor zamanların gerçek dostu’ olduğuna vurgu yaptı.
Erdoğan bir kez daha dostluğunu zor zamanda gösterdiğini belirterek Akıncı’ya teşekkür etti.
İlk başta gergin başlayan Erdoğan-Akıncı ilişkisi zaman içerisinde liderlerin bir birilerini daha yakından tanımaları ile çok başka bir boyut kazandı.
Darbe girişiminin yaşandığı akşam Akıncı’nın demokrasi yanlısı net duruşu bu ilişkideki karşılıklı saygı, güven ve bağları pekiştirdi.
Bu pekişme ile birlikte Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde eli güçlendi.
Gelinen aşamada müzakerelerde son aşamaya geçilmesi öncesinde son eksersizler yapılıyor.
Erdoğan ile Akıncı’nın Ankara’da yapacakları değerlendirme toplantısı bu nedenle çok daha fazla önem kazanıyor.
Türkiye’nin müzakere sürecine ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya verdiği destek çok açık ve net.
Erdoğan müzakere sürecinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya verdiği desteği darbe girişimi sonrasında yazdığı mektubunda da dile getirmişti.
İki lider darbe girişimi sonrasında Ankara’da ilk kez biraya gelecekler.
Bu görüşme önceden planlanmış bir görüşme idi.
15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşananlar görüşmenin tarihini geciktirdi.
Yani Ankara’daki Erdoğan-Akıncı görüşmesi sürpriz bir görüşme değil.
Türkiye’nin özellikle bu kadar yoğun gündemine rağmen Kıbrıs meselesine verdiği önemi göstermesi açısından elbette ki Erdoğan-Akıncı buluşması çok önemli.
Özellikle de Kıbrıs’ta liderler arasında önümüzdeki günlerde yapılması planlanan yedi zirve görüşmesi öncesinde yapılıyor olması bu önemi daha da artırıyor.
Ankara’daki Kıbrıs zirvesinde müzakere sürecinde gelinen son aşama detaylı bir şekilde masaya yatırılacak.
Çözüm iradesinin kararlı bir şekilde devamını sağlayacak adımların bundan sonra nasıl atılabileceği üzerinde durulacak.
Önemli olan karşı tarafın yani Rum ve Yunan tarafının Türk tarafının iyi niyet ve çözüm iradesini doğru okuması ve kendi üzerine düşeni yapmasıdır.
Yaptıkları takdirde önümüzdeki yedi liderler zirvesi sonrasında çok taraflı bir konferansın gündeme gelmesi ve ortaya kapsamlı bir çözüm planı çıkması sağlanabilir.
Ankara’da her türlü olasılık gözden geçirilecek. Eylül’de çok taraflı konferans olma olasılığı da, olmama olasılığı da…
Kısacası her şey masaya yatırılacak.
Ve Ankara’daki zirve sonrasında masadan kalkılırken kimsenin kuşkusu olmasın, Kıbrıs sorunun çözümüne katkı koyacak tüm unsurlar değerlendirilmiş olacaktır.
































