1974’ler öncesinde henüz tılsım bozulmadıydı. Bir adımlık ötedeki Türkiye’ye “anavatan” derken anlamının kapsamında deniz deryalar misali “tarihi” olayların çağrışımları canlanırdı..
İngiliz sömürge idaresi ile Rum mezalimi arasında canımız çıkacak kadar sıkışmışlık yaşarken hep o büyük özlemin gerçekleşmesi umudundaydık..
Zaten bu nedenle Anavatan-Yavruvatan diyorduk.. Gün gelecek “yavrusu anasına, anası yavrusuna kavuşacaktı..” VE Rum-Yunan sayesinde o beklenen gün de geldi kavuştuk da!
Ve gerçekten “tasada ve kıvançta” Anavatan Türkiye ile birdik, bütün olduk… ***
BU DUYGULARI 1974 öncesinde yaşadıktı..
NE VAR Kİ Mağusa kalebenti Namık Kemal’in yıllar önce, “vatan mahzun millet mahzun” şikâyetlerinde anlamlaşan sızlanmasını yıllar sonra ve bugünlerde bizim de ayni kelamda seslendireceğimizi hiç düşünmemiştik..
Oysa kaç zamandır mırıldanıyoruz: “Türkiye mahzun biz mahzun!”
***
TUTUN ki Osmanlıdan gelen neslimizle hâlâ bu adada tutunma” mücadelesi veriyoruz..
Son durağımızla mekânımız da Kuzey Kıbrıs! Bundan ötesi ya Meis adası ya Türkiye..
…TABİ ki felaket tellallığına soyunmuş değiliz. Haşa, sümme haşa!
Fakat bu kaçıncı kriz, kaçıncı zor günler?
Ki vakti zamanında Anavatan Türkiye’nin maliyecileri Türk lirasını sterlin değerindeki Rum parası karşısında kura tabi tutup tedavüle sokarken söz konusu Rum parasını rezil rüsva edeceklerini söylüyorlardı!
Kİ Erdoğan hâlâ ayni Türk paranın bu kez de “faizleriyle” oynamakta, faizsiz bir Türkiye düşünde!
Tabi tutmadı! Orada bile tutmazken KKTC de nasıl tutacak? ***
BUNA karşılık ahdettik mi diyelim: “Anavatan Türkiye ile el ele gönül gönüle dolayısıyla neyse TC’de, aynisi KKTC’de de olacak…” NE VAR Kİ bu kez olan Türk lirasını “faizsizlik” reformuna sokmak! Desek dünya Mersine biz tersine ! Nitekim: ***
SON haber geçen gün yayıldı: Dendi ki “ülkenin içinde bulunduğu ekonomik çıkmaz bankalardan alınan kredilerin zamanında ödenmesini de zorlaştırdı. Bu nedenle tahsili gecikmiş alacaklar 5 milyar TL’i aştı..”
YANİ NE? Gitgide Türkiye’ye daha çok bağlanıyoruz ama iki ulusal devlet hiyarerşisinde olagelen ittifaklar ve kalkınma programlarıyla değil.. Gelecekte tüm toplumca yedi sülalemizin bir araya gelip ödemeyeceği, ödenmesi gerektiği için acilen ödenmesi gerekeceği.. Tabi ki asla “ödeyemeyeceğimiz için ipotek altına gireceğimiz… Uzar gider..
KISACA vatan mahzun biz mahzun… ***
KISACA TAKILDIĞIM: “(BU SİSTEMLE OLMAYACAK!)
(Yarın gene yazacağım.) Eğer her yıl zırt pırt seçim yapacaksak…
Her seçim sonrasında bazen dört siyasi partinin bir araya gelerek anca koalisyon hükümeti oluşturmaları mümkün olacaksa..
Her seçim sonucunda kurulan Hükümetle birlikte usulsüz istihdamlar ve emekliye çıkanlar nedeniyle devlet hazinesi giderler yönünden biraz daha batacaksa..
Gelin bu sistemi değiştirin. Çekiverin (çok cici adıyla) şu parlamenter denilen sistemin kuyruğunu, koyun yerine Başkanlık sistemini..
En azından milleti “erken seçimlerden” kurtarırsınız..
































