Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiadis’in büyük aşkı: (Kıbrıs Cumhuriyeti)

Anastasiadis çok açık seçik “Kıbrıs Cumhuriyeti masada olacak diyor, bastırıyor ve oluyor!   Büyük inat haline getirmiş olduğu  BM’ler GK’i üyelerinin katılımından feragat ediyor! Ve KC’nin Cenevre’deki temsiliyeti konusunda da şu açıklamayı yapıyor.

“İstense de istenmese de uluslararası bir anlaşma iptal edilecek, değiştirilecek, dönüştürülecek v.s. olacaksa  o anlaşmaya taraf olanların tamamı katılır… Taraf olanlardan birinin temsilcisi olarak Kıbrıs Cumhuriyetini,  bir yandan da garantilerin varlığından etkilenen Kıbrıs Rum toplumunu temsilen katılacağım… Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyetini tanımadığını söylemesi veya söylememesi beni çok az ilgilendirir… Kıbrıs Cumhuriyeti başkanlığım asla sona ermedi!”

Anastasiadis başından beridir ısrarla “Federasyonun Kıbrıs Cumhuriyetinin evrimleşmiş şekli  olacağını” söylüyor. Ve o zaman da akıllara şu soruyu getiriyor:  Eğer masada 1960 anlaşmalarına dönülecekseydi aylardır  hem de Annan Planının  referans olarak kullanıldığı masada görüşülenler nelerdi?

Kaldı ki KC’i üniter bir yapıdaydı. Azınlık çoğunluk ilkeleri üzerine kurulduydu! Anayasası  Türk Rum toplamında 350 bin kişilik “Kıbrıslılar” için yapıldıydı, baş döndürecek kadar detaylı bir yasalar labirentiydi! (Çok mu iyi çok mu kötüydü yorumunu yapamam ama daha başında yürümeyeceğini hem de o günlerde bir lise öğrencisi olarak söylüyordum. Buna karşın KC’i eğer geçerliyse  sadece Rum tarafı için değil,Türk tarafı için de geçerlidir..)                   FAKAT:  Anastasiadis kendisine yöneltilen “Ya Akıncı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini temsil ettiğini söylerse” sorusunu bakın nasıl yanıtlıyor:                                                                    “Bu geçersiz olur. Söylese bile  taraf değildir! KKTC Tanınmış devlet de değildir. Dolayısıyle her hangi bir uluslar arası tutar tarafı olmayacak! Taraf olan her iki toplumu da temsil etmekte olan Kıbrıs Cumhuriyetidir!”

Yani Rum’lar için geçerli olan KC’i Türkler için geçerli değildir!

SİYASİ GARABET: Siz böyle bir siyasi garabet gördünüz mü? 55 yıl önce Makarios’un yıktığı Kıbrıs Cumhuriyeti şimdi “Anastasiadis’in Başkanı olduğu meşru bir Cumhuriyet oldu! Ve kendileri de o Cumhuriyetin tek temsilcisi olarak (sanki Cumhuriyeti yıkan Türk tarafı imiş gibi) Cenevre’deki müzakerelere bir de bu “başkanlık” sıfatı ile katılıyor!

KC’İ SENDROMU: Anastasiadis  KC’i sendromuna kapılmışlığı ile bu konuda inciler döktürmeye devam ediyor ve “hiç asker hiç garanti kabul etmeyeceğiz demekle acaba çıtayı fazla mı yükselttik” sorusuna özetle bakın nasıl cevap veriyor:                                  “Bu bir ülkenin tek yanlı garantörlük haklarının devam etmesi değil, Türk askerinin süratle çekilmesi, uzlaşılacakların normal şekilde uygulanacağının bir garantisi olması, ve elbette taraflardan hiçbirinin endişesi olmaması için anayasal düzenin istikrarıyla ilgili, garanti açısından mantıklı bir yaklaşım gerektirir…”

KC’i AŞKI: Bütün olay nedir bilir misiniz?  Kıbrıs Cumhuriyetini masaya taşıyıp federasyona giderken, yeni bir anlaşma ortamı yaratmak ve Türkiye’nin bir şekilde garantörlüğünü ilga etmek!

Buna karşın Türk halkının da “self determinasyon” hakkı olduğunu ve ille de TC’nin garantörlüğünün devamı için KC’nin değişime uğramasının gerekmediğini çok az kişi söylemektedir!                                              Oysa  gerekirse Türk halkı da referanduma gider, Türkiye’nin garantörü olmasını ister. Ve bu kez konuşma sırası Sn. Akıncı’ya gelir. “Rum tarafı istese de istemese de Türkiye garantörümüz olmaya devam edecektir…”


KKTC ÇOK RAHATSIZ! (    HİDDET ŞİDDET ARTIYOR!)           

(Demek ki ben de hasta olabiliyormuşum! Dün yazımı bu nedenle yazamadıydım. Her yanım sızılar içindeydi, başım  çatlıyordu! Bu sızılara nazire hem Türkiye’yi hem de KKTC’yi de sızlatan son günlerin olaylarına kulak kabartıyor, Barbaros Şanşal’dan CTP’deki istifalara ve KTÖS’e yönelik tepkileri anlamaya çalışıyordum! Ve bazı gazeteci refiklerimin görüşlerine katılarak, sosyal medyanın gitgide düzey kaybettiğine, çirkinleşirken pisleştiğine ben de mim koyuyordum!)

ÇÜNKÜ:  Toplum gitgide daha akresif, daha isyankâr oluyor! Bunu somut ispatında trafikte görmek mümkün.. Bir arabaya yol vermek için dursanız  gerinizdeki sürücünün  “neden durdun be salak” dediğini ciyak ciyak bağırttığı kornasından anlıyorsunuz! Gitgide daha çok kavgaya hazır insanlar arasında yaşadığınızı görüyorsunuz! Gülümsemeyle teşekkür kelimesi unutulmuş!  Topluma nerden musallat olmuşsa kapkara sakalları ve çatık kaşlarıyla  gencecik insanların size hiddetli hiddetli baktığını gördükçe şaşırıyor, tedirgin oluyorsunuz!

RAHATSIZ TOPLUM.  Siyasetin anaforuna kapılmış dönüyorken, toplumdaki büyük fakat olumsuz değişimi fark etmiyoruz! Çünkü uyuşturucu kullanımı daha çok artmış! Kumar oynama beterince tavan yapmış! Dolayısıyle borçlanmalar on binlerce kişiyi mahkemelik yaparken, iflaslar daha çoğalmış!

FIRSATÇILAR: Çalışan  kesimin yüz binlerde seyrettiği bir toplumda eğer böylesi sosyal  sorunlar varsa “kurtarıcılar” da artar! Onlar siyasilerdir, bazı STÖ’dir! Ne yapacağını bilmeyen çaresizliğe düşmüş  insanlara “umar” dağıtmaya çalışan  açıkgözlerdir!              Bu fırsatçılardır ki size “bu hallere düşmenize neden olan işte yaşanan bu olaylardır” diyerek  geçmişi yalan ve yanlışlarıyla “ajanda” yapıp gözlerinize sokanlardır ki aklınızla fikrinizi sizden çalıp kendi “karanlık çıkarları” için kullansınlar!

KTÖS’ün Ajandasıdır bu!  O ajandayı hazırlayıp dağıtırlarken halkı parça körçe edeceklerini çok iyi biliyorlardı! Bilerek yaptılar çünkü istedikleri bu etki tepkilerden nemalanmaktı! Tekerleği bu taktik içinde çeviriyorlardı!

KISACA: Artık KKTC’de “değerlerle” oynanıyor!  Bugün “Milliyetçilerle (Türkiye’ye ve devlete inananlarla) globalistler yahut Solcu’lar diyerek bir ayakları Güney’de barış havariliğine çıkanlar” arasında yaşanan tartışma ve sürtüşmeler bilin ki yarın çözüm de olsa bu kez “Türkçüler Rumcular” haline dönüşecektir! Hiç şüpheniz olmasın çünkü yıllardır toplumun hamuruna katılan, ulusal değerlerin yıkımını gözeten bu ekşimiş mayadır!

 


KISACA TAKILDIĞIM: (VUR VURANA!)

       Kendi  içimizde “özgür düşünce” adı altında kemplara çekilmiş vuruşur, ulusal değerleri sakız gibi çiğneyip birbirimizin  suratlarına tükürerek  fırlatır ve döviz vurgunu gibi acımasız baskılarla hayatlarımız gitgide zorlaşırken; hangi hükümet “az bile” diyerek o baskılara baskılar katar? Bizim hükümet!

Müteahhitler anlaşamamış hükümetten tehdit: “Artık ihaleleri Türkiye’de açacağız!” Zaten zam furyası hiç bitmedi bu kez döviz vururken harçlara zam!” Gelen vurur giden vurur! Allah Kıbrıs Türkünü korusun!