Köşe Yazarları

ANASTASİADİS VE “DESANTRALİZASYON!


Bay Anastasiadis bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bu nedenle olmalı, diyorum ki kendime, “sakın aldanıp mandepsiye basma çünkü bu ‘şaşırtmacalar’ gün gelir ‘istemediklerimizi’ yutmamıza neden olur, ceremesini fena öderiz..” Olay şu: Anastasiadis ansızın  ortalara “gevşek federasyon” lafını attı! Doğrusu hem Güney’in muhalefeti hem de biz şaştık!                Sonunda bu “gevşeklik” her ne kadar bende   surdis olmuş  çocuk kakası çağrışımı yapmış olsa da adını “konfederasyon” koyarak derdinden kurutuluverdimdi!

Tam “gevşek federasyona alışacaktık ki bu kez Anastasiadis karşımıza yeni bir “siyasi terminoloji” ile çıktı! Anlatalım:

DESANTRALİZASYON: Anastasdis’in son günlerde çok sık kullandığı kelimelerden biri.

Geçen gün “nedir” diye Goggle’ye baktım karşıma çıkan meali çok kısaca şuydu:

“Yönetim yetki ve sorumlulukların  belli ölçüde Merkezi yönetimden   yerel yönetimlere bırakılması…”

Ha, bunun bir de “dekonsantrasyon”olanı var ki “merkezde bulunan bazı yönetsel yetki ve sorumlulukların yine merkezin denetimi içerisinde yerel birimlere aktarılması…”                                                      …ANLAYACAĞIMIZ  Anastasiadis kafayı gerçekten de “gevşek federasyona” taktı. Nitekim geçen gün Atina’daki “CNN Greece”   televizyonuna verdiği özel demeçte “Dresantralizasyon” yani “gevşek federasyonun” açılımını yapmış.. Felsefesini de  “insanların günlük hayatlarındaki yetkilerini  hukukun üstünlüğü ilkesine oturtmuş.” Ve  Guterres’in altı maddelik “çerçeve anlaşmasına” atfen,  tarafların “merkezi yönetime bu yetkilerle etkin katılım göstereceklerini   vurgulamış.                               BUNLARI kendime göre sadeleştirerek yazıyorum.)                                                        “Yönetimde öncelik Merkezi hükümet yetkileri değildir.”                                                  “Devletin işleyişinde öncelikler  (kurucu devletlere) aktarılırsa vatandaşların günlük hayatıyla ilgili konular da  o kadar özerk olur.”                          “Bu da sürtüşme olmasını önler…”                      “Burada Kıbrıslı Türklerin her kararda bir olumlu oyları olması talepleri de dikkate alınır.”                                                          “Merkezde daha az sürtüşme veya daha çok özerklik ise Kıbrıslı Türklere her kararda olumlu oy konusundaki tezlerini tekrar gözden geçirme fırsatı verir…”              “Kabul ettiğimiz ve son derece mantıklı bulduğumız bir husus da  Kıbrıslı Türklerin, Türk toplumunu olumsuz etkileyecek noktalarda oy hakkı olmasıdır. (Anastasiadis buna emniyet sübabı olarak bakıyor…)                                         Bu “desantralizasyon”  tutar mı dersiniz?

**********

TC’NİN YARDIMLARI ÇOK ÖNEMLİ

1974’den beridir yaşanan sorunlara sorun ekleyerek geldik bugünlere. Çok yoğalıp çoğaldıklarında da altlarında kaldık. Şimdi hem canımızı çıkarıyorlar hem canımızı sıkıyorlar!

AÇIK  yazayım. Bu 44 yıllık  süre içinde Rum tarafı tam bir dünya devleti oldu! O kadar ki şu anda seksen milyonluk Türkiye’nin karşısında beş altı binlik nüfusuyla mesela Doğu Akdeniz’de hem doğal gaz’a ulaştı hem  de uluslar arası anlaşma ve ilişkileriyle bölgede    sahiplik ve yetkinlik” açısından oldu bitti yarattı!

Her ne kadar ülkelerin büyüklüğü ile küçüklükleri sosyoekonomik  yapılarıyla doğru orantılı değilse de bizim gözlediğimiz olay şudur:

NEDEN batmış bir Yunanistan’a karşın,  sürekli büyüyüp yetkin ve etkin hale gelen Güney Rumu; “savaşan ve sürekli büyüyen bir Türkiye’nin hamisi, garantörü olduğu bir KKTC’e her yönden (ama akla gelen her yönden, çaresizliği, yokluğu, umutsuzlukla istikrarsızlığı yaşatıyor! Hatırlatayım:

Maazallah ayni TC ya 1974’de adadaki Rum-Yunan tertibindeki darbe girişimine müdahale edemeyecek kadar zayıf bir ülke olsaydı! Düşünebilir misiniz adadaki Türk halkının ne olabileceğini? Ben düşündükçe ürperirim!

 KALDI ki Türkiye’nin sağladığı,  çok önemli olması gereken can ve mal güvenliğimize karşın,  neden TC’deki  mali ve ekonomik krizlerde biz beterince batıyoruz, bir  daha da su yüzüne çıkamıyoruz!

KISACA anlı şanlı Türkiye neden Rum Yunan kıyımından kurtardığı Kıbrıslı Türkleri; rahmetlik Ecevit’in Barış Harekâtından sonra, “şimdi askeri zaferi ekonomik kalkınma ile taçlandıracağız”  söylemine karşılık 44 yıldır Rum’un ekonomisi, kalkınması, istikrarı, büyümesi, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarına ulaşması, askeri ittifaklar yapması gibi “boyundan büyük başarılarının karşısında… (devamını yazamıyorum çünkü üzülüyorum!)

Ki resmi açıklamalara göre şu ana kadar Türkiye Suriye mültecileri için 35 milyar dolar harcamış…

Artı, Türkiye 2010-2016 yılları arasında 170 ülkeye 21 milyar dolar yardım yapmış bir ülke..

Allah artırsın da “KKTC Türkiye’nin hani da  “yavru vatanıydı?” Yılda bütçemize aşağı yukarı 300 milyon lira katkıda bulunuyor!

2018’de 2 milyon 187 milyonluk katkının ise bir işe yaramadığını göreli çok olmadı! !

Tutun ki TC’den on yılda KKTC’ye akan para 9 milyar lira.. (Tahmini)

FAKAT bu parasal yardımlar  işe yaramadığı için üstüne üstlük bir de döviz vurunca  “devlet de battı!”

Mevcut koalisyon  “hükümetinin (her ne kadar dışında muhalefet yapacak parti kalmamışsa da) mesela muhalefeti durumundaki UBP bile  “erken seçim zamanı” değildir diyor!

Ama bu hükümetin yıkılmaması için de   en az Suriyeli göçmenler kadar maddi manevi katkıya ihtiyacı vardır…

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (“KIRMIZI KABAK” BAYRAMIMIZ EKSİKTİ!)

Bir müjdem var. Gelecek yıl dağlara taşlara “bal kabağı” ekecekler, kızarmasını bekleyip stoklayacaklar, “cadılar bayramında” böreğini yapıp kemali afiyetle yiyecekler!

Ne olmadığımızı çok iyi biliyorduk da ne olduğumuzu pek bilemiyorduk!  Öğrendik: Kökeni “Pagan” olan ve her yıl “cadılar bayramını” kutlayan bir tarikatın torunlarıymışız!.. Allahım sen Kıbrıs Türk halkının aklına mukayyet ol!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı