Köşe Yazarları

ANASTASİADİS HADDİNİ AŞTI…






Anastasiadis’in Tatar’a verdiği yazılı cevapta kullandığı bir cümleye dikkat ettiniz mi?

Yazının en sonunda. Başta sırf demagoji yapsın diye kullandığı sözlerden söz etmiyorum.



Hani Tatar’ın, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki halkın ortak cumhuriyeti olduğu ve pasaportların da Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşması’ndan doğan doğal hak olarak alındığı, bu hakka saygı gösterilmesi gerektiği” gerekçesi var ya, bunun üstüne söylüyor:

“Sayın Tatar, söylediklerini kast ediyor ise Rum toplumu, Kıbrıslı Türklerin 1960 anayasası hükümleri tahtında gerek yürütme, yasama ve yargı erklerine, gerekse geriye kalan dairelere geri dönmesi ile anayasal düzeni rehabilite etmeye ve aynı zamanda her bir toplumun idari sorumluluğunda olacak bölgeleri belirlemek üzere BM kararları temelinde müzakerelere başlamaya hazırdır”.

Vay yahu! Cürete bak…Hadsizliğin de bu kadarı… Yani 21 Aralık 1963’de bıraktığımız noktaya…

Makarios’un 63’de bile söyleyemediğini teklif diye koymuş ortaya.

Crans Montana’da federasyon yerine iki devletlilik lafını ortaya atan, adına da gevşek federasyon diyen Anastasiadis, şimdi, ‘gelin var olan “devlet”in’ içine girin diyor.

Sanki o devlet, 1960 cumhuriyetiymiş gibi. Sanki aradan geçen neredeyse 60 yılda olup bitenler hiç olmamış gibi.

Üstelik de her iki lafın birinde “sonuna kadar bağlıyım” dediği yüzlerce BM kararı ortada yokmuş gibi.

Derdi tümüyle ayrılık ya, sıkıştıkça esas niyetini söyleyiveriyor.

Ona bu cüreti veren nedir?

Baktı gördü ki, Türk tarafı tam da istediği gibi, ayrılık anlamına gelen “iki devletlilik” tezini ortaya attı, dünyayla da bağını koparttı, önüne gelen “yapamazsın” diye açıklama yaptı, Türk tarafı tarihte hiç olmadığı kadar yalnızlaştı, o da çıtayı yükseltiyor, ne beklerdiniz ki?

İki devletlilik, Kıbrıs Türk halkının referandumdaki iradesinin tam tersinedir. Haydi o geçmişte mi kaldı; ya cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları? Toplumun yarısı çözüm yönünde oy kullanmadı mı Akıncı’ya oy vererek?

Bunları yok farz ederek dayatma bir şekilde geldi iki devletlilik olayı.

Ağızdan çıktı anda da tepkilere neden oldu. Türkiye dışında tek bir destekçisi yok. Oluru, olacağı da yok.

Ne oldu? Tüm diplomasi kanalları kapandı. Kendi içimize döndük. Bakmayın siz Guterres’in hala çabaladığına. Güvenlik Konseyi kararı daha yeni çıktı. Federasyondan başka bir formülü ileri götürebilir mi? Ama onların da başka hesapları var. Her zamanki gibi, bizim bilemediğimiz hesaplar. Hani ‘aman adada sorun çıkmasın, görüşmeler devam ediyor görünsün’… Bir müzakere süreci öncesinde, tv için yaptığım röportajda Denktaş’ın dediği gibi “sepetle su taşıma” meselesi.

Çözüm isteyenlere “Rumcu” falan derler ya; onlar da bilir ki alakası yoktur. Kıbrıs’ın iki tarafında federal çözümü isteyenlerin Anastasiadis’ten beklediği bir şey yoktur. Bugün için iki tarafta da siyasi erki elinde tutanların aslında çözüm istemediğini bal gibi biliyoruz. Ne ondan ne bu taraftan bir şey bahşetmelerini isteyen yok.

Ne iki devletlilik ne 1963 sonrasının ucube “Kıbrıs Cumhuriyeti”….

Ernesto Che Guevara’nın dediğinden, “Gerçekçi ol, imkansızı iste”.

Tek çözüm federasyon. Hepsine rağmen…

 

NOT: Şu cehennem sıcaklarında kısa bir ara verelim, tatil yapalım dedik. Memleket yangın yeri, duracağı da yok, biz haberleri izlemeye devam edeceğiz. Görüşmek üzere.

 

 

YERİN KULAĞI VAR

SİZCE HÜKÜMET VAR MI?:

Muhalefetten “Hükümetin başarısız açıklamaları” ya da “güven duyulacak bir hükümet yok” gibi açıklamalar geliyor. Ortada bir hükümet var mı sizce? Üçü de paramparça ortaklar. Üçünün milletvekillerinin en az yarısı, kabinedekilerle kavgalı. Ya kabine? Onlar da öyle. Bakın şunlar sadece bir günlük olay; Eğitim Bakanı, Ekonomi Bakanı’nın zammı kimseye sormadan yaptığını söylüyor ve teessüflerini iletiyor.  Sağlık Bakanı, Başbakanın paralı test kararının uygulanmayacağını açıklıyor. Hala bir hükümet varmış gibi davranmayın lütfen, bu felaketten kurtulmak için gerekeni yapın…

 

NE OLDU ANSIZIN:

Zorunlu ve paralı test, aşı olmayı reddedenlere karşı dünyanın benimsediği bir yöntemdi. Başbakan açıkladığında “hah, tamam” dedik ve sevindik. Bir de baktık ki, Resmi Gazete’de Başbakan’ı yalanlarcasına “herkese paralı” diye çıktı. Bunun adı nedir sizce? Şimdi kimse test yaptırmayacak, nasıl olsa insanlar denetim yapılmadığını biliyor. En azından gittiğimiz yerde çalışanların test yaptırdığına güveniyorduk, şimdi o da bitecek. Bu ortamda zar zor ayakta kalan işletmeler her hafta 2 defa bu parayı asla ödemeyecek…

 

KİM YARARLANDI AÇIKLAYIN:  

Kara para aklama kıyağı da bomba gibiydi. Onlar adına ne derse desin, niyetin ne olduğunu hepimiz anlamıştık. Niye çıkardılar, niye iptal ettiler bilen yok. Hoş kendileri de bilmiyorlar ya. “Kararnamenin bugüne değin yapılan işlemlere halel gelmeksizin, geleceğe yönelik olarak yürürlükten kaldırıldığı” şeklinde ifadeler dikkat çekici Esas sorulması gereken soru, aradan geçen yaklaşık 3 hafta içerisinde bundan faydalanan kimlerdir? Bence dava açanlar da o davaları geri çekmemeli. Hukuk dışı bir karar olduğu ortaya çıksın, yararlanan da yararlanamasın, kim oldukları ortaya çıksın…

 

YETER ARTIK:

Gün geçmiyor ki yeni vatandaşlık haberleri duymayalım. Her gün 40-50 kişi vatandaş yapılıyor. Hak edenlerle ilgili bir sorunum yok ama, nereye kadar. Bu ülke kaç nüfusu kaldırabilir. Bu hızla gün gelecek ne yollar ne su, ne de elektrik yeterli olacak. Sırf üç beş oy fazla kazanacaksınız diye tüm ülkeye kaybettiriyorsunuz. Hırsınız bu kadar mı aklınızın önüne geçti. Bütün bunlar, biz durduramadığımız içindir. Köpeksiz köy buldular anlayın artık.

 

PİŞKİNLİĞİN BU KADARI:

Var ama aslında yok olan hükümetin ekonomiden sorumlu olduğunu iddia eden ucuzcu bakanı Arıklı, El- Sen eylemi sırasında atılan yumurtayla ilgili yaptığı açıklamada, “pahalılık ortada dururken israfa gerek yok. Hem pahalılıktan şikâyet hem de yumurta harcıyorlar. Fakir sebeplensin… Yarın yaptıklarımızı görünce çiçek atacaklar” diyor. Geldiği gün, “hayatı ucuzlatacağım” deyip, sonra da  zindana çevirmesi yetmemiş olacak ki, şimdi de dalga geçiyor. Ne pişkinlikmiş kardeşim.

 

 ADAPASS BUGÜN BAŞLAYACAK MI:

Bulaşıcı Hastalıklar Komitesi’nin kararına göre bugünden itibaren adapass’sız hiçbir yere girilmeyecekti. Görelim bakalım. Testi herkese paralı yaptı, aşı oranını artıramadı, yapacağı nedir? Denetim yapmamak. Zaten yapmasını da beklemiyorduk ya. Biz de yakında Hindistan’daki gibi yollarda düşüp düşüp öleceğiz. Ersan Saner de bu başarısıyla kurultayı kazanır artık.

FOTO GÜNDEM: Emekli Subaylar Derneği üyeleri de meğer Güven Yapı kıyağının içindeymişler. Bakıyorum da savunmaya geçen, sapla samanı karışmayı seçiyor. Bunlar da öyle yapmış. Ayrıcalıklı değilsiniz. En az sizin kadar bu halk da GKK’nın yanındadır. Biz GKK’ya değil, sizin, onun adını kullanarak devlet malına beleş konmaya çalışmanıza karşıyız. Adalet yerini bulur merak etmeyin. Siyaset yoluyla hak iddiası bir yere kadar…







Başa dön tuşu