Bir suç örgütü lideri konuşuyor, bütün kirliliğimizi yüzümüze vuruyor.
Adam video yayınlamaya başladığından beri, her konuşmasında Kıbrıs’ın kuzeyi ile ilişkili olaylar ortaya çıkıyor.
Ne kadar kirlenmişiz. Ne kadar başıboş kalmışız. Ne kötü ilişkiler kurulmuş…
Bugüne kadar adını sanını hiç duymadığımız birinden bahsediyor, onun bile bizimle bağlantısı çıkıyor. Ersin Tatar “hiç tanımam” diyor, otel lobisinde oturup çay içtiği kişi için. Babasına 2010’da Özgürgün tarafından Fahri Konsolosluk verilmiş, adı kriminal olaylarla anılan oğlu, arabasına çakma diplomat plakası takmış, Düsseldorf sokaklarında KKTC Başkonsolosu diye geziyor…
Geçmiş değil bunlar. Bugün de sürüyor. Batağa saplanmışız, yaşanmaz hale gelmişiz. Bir cinayeti aydınlatmayı bile başaramayan insanlar olarak, bu hale gelmemize şaşmamalı.
Ha, bunların açığa çıkması bir işe yarar mı? Şüpheliyim. Daha önce niye başaramadıysak, yine başaramayacağız. Çünkü toplumsal hafızamız da zayıf, duyarlılığımız da.
Başka bir ülkede olsa, bu iddiaların binde biri, adı geçenlerin istifasına sebep olurdu. Olmadı, olmayacak da.
Afrika gazetesini taşlayan adamla da fotoğrafı vardı Ersin Tatar’ın ne oldu? Hala aynı kişiyle fotoğraf çektirmeye devam ediyor.
Hep diyorum, kader değil bu. Ama değiştirmeye niyet etmezsen, ne olacak? O da kendiliğinden değişmiyor işte. Her gün daha da pisliğe batıp, gidiyoruz. Ben dinledikçe utanıyorum, ya siz?
KENDİ LİYAKATE BAKMIŞ MI?
KKTC Cumhurbaşkanlığı, dijital kariyer platformu diye bir program başlatmış.
Kısaca özeti, herhangi bir insan kaynakları şirketinin yapması gereken bir iş…
Şirketlerin isimlerini yayınladığı bir formda, gençlere istediği şirketi seçmesi öneriliyor, buralarda staj yapmak isteyenlere bir anlamda aracılık edileceği anlaşılıyor.
Devletin bu işi yapması gereken birçok birimi var. Başta Çalışma Bakanlığı… İşi bu. Sonra Sosyal Sigortalar Dairesi. Belki Eğitim Bakanlığı. Ama Cumhurbaşkanlığı değil. Olmamalı da. Şirketlerle gençleri bir araya getirip, staj ya da iş imkanı yaratma taşaronluğu yapmak cumhurbaşkanlığının görevi olabilir mi?
Amacını da şöyle yazmışlar, “istihdamda liyakat ve etkinliğin artırılması”…
Bu programı başlatan kişinin geçmişinde kendisinin de istihdamlarında “liyakata” bakmış olması gerekirken, şu anda o mevkide bulunan Ersin Tatar, Başbakanlığı süresince hem de kamuya yaptığı adaletsiz, haksız, partizan istihdamlarla meşhur. Münhalsiz, sınavsız…
Maliye her ay maaşları nasıl ödeyeceğim diye canını yiyorsa, onun en büyük sorumlusu Ersin Tatar. Sadece cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde “liyakate” bakmadan yaptığı istihdamların aylık masrafı 20 milyonu geçiyor…
Şimdi kalkmış, özel sektöre istihdam sağlayacakmış da, liyakata bakacakmış.
Sadece komik ve ironik… Bu cin fikirleri kim bulup da önüne koyuyorsa, sanki eleştirilsin diye yapıyor gibi…
YERİN KULAĞI VAR
“MEMLEKET ŞANTİYEYE DÖNECEK”:
Çok değil, 2-3 ay önce Başbakan Saner müteahhitlere, bu ülke sizinle kalkınacak, hazır olun, Mayıs ayında memleket şantiye alanına dönüşecek” dememiş miydi? Ne oldu Saner’in o sözleri. Memleket şantiyeye döndü ama, bizim müteahhitler değil, dıştan gelenler ülkeyi şantiyeye çevirdi. Sonra da “iktidar değil, emir erisiniz” dediğimizde de kızıyorlar. Öylesine teslim oldunuz ki, çıkıp da “hayır biz bunu kabul etmiyoruz” deme cesaretiniz bile kalmadı…
ANKARA ANKARA GÜZEL ANKARA:
“İki boru çalıp eylem yapacağımızı beklemesinler. Bu kez tepkimiz sert olacak. Ya biz, ya da hükümet gider bu sorun çözülür” diyordu Müteahhitler Birliği Başkanı Gürcafer, giden kendi oldu hem de Ankara’ya… Belli ki açıklamaları birilerini rahatsız etmiş. Şimdi “sus payı” olarak bir şeyler alıp, işi tatlıya bağlarsa şaşırmayın.

YİNE TERS DÜŞTÜLER:
Ersin Tatar’la, Ersan Saner arasındaki çekişme, Denktaş-Eroğlu çekişmesini hatırlatıyor. Her gün yeni bir örnek. Bakanlar Kurulu, üçüncü ülkelerden gelecek olanlarla ilgili katı kurallar alırken, Ersin Tatar çıkıp “Geçiş noktalarının üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine de olanak sağlayacak şekilde açılmasının, ekonomiye olumlu katkıları olacağını” söylüyor. Aslında söylediği otelcilerin, seyahat acentelerinin talebi. Kim kime daha şirin görünürse…
EYLEM YAPAN KOPARIYOR:
Çiftçiler bağırdı, yolları kapattılar, yem fiyatları iki hafta içinde değişti. Kilo bazında yeni destek uygulaması başlatıldı. Burslar için eylem yapanlar burslarının bir kısmını aldılar, turizmcilere diğer sektörlere verilmeyen bir şekilde prim desteği başlatıldı, daha neler. Plan yok, proje yok, öngörü yok. Yeter ki sokaktaki eylemci susturulsun. Kurtuluş mudur bu? Bireysel kurtuluş bile değil. Kaynaklar ekonomik akla uygun olmayan, haksız bir şekilde günü birlik dağıtılıyor. Doğrudan çekip gitmeleri için topyekun eylem yapılmazsa, böyle parça parça yok olmaya devam edeceğiz…
KOMİTELERİN AKLINA BİLE GELMEMİŞ:
Rum basını yazıyor; Güney Kıbrıs’ta sürekli yaşayan yabancıların, en son yurt dışından ne zaman geldiklerini kanıtlayamadıkları için KKTC’ye geçişlerine izin verilmemiş. Cyprus Mail, iki toplumlu komitenin bu gibi örnekler için karar almadığını yazmış ve eleştirmiş. Aynen geçişlerde PCR testlerinin nasıl ibraz edileceğinin konuşulmadığı gibi. Hele başlasın, sorun çıkarsa çözülür diye düşündüler herhalde. Peki o mağdur olanlar? Anlaşılan onlar hiç önemsenmemiş bile…
SEÇİM ŞUBAT 2022 Mİ?:
Erhan Arıklı seçim tarihinin önümüzdeki hafta içinde belli olabileceğini söylemiş. bu konuda, muhalefet ile iktidar arasındaki aracılık görevini de Serdar Denktaş üstlenmiş. Hatırlarsanız geçen gün seçim tarihi olarak Şubat ayının önerileceğini yazmıştım. Bu yazdığımın da arkasındayım, taraflar Ağustos ve Nisan yerine Şubat 2022 tarihinde bir uzlaşıya varabilir…
































