Amerika ile Rusya’nın 2. Dünya savaşından bu yanadır 21. Yüyıla “kapitalizm ve komünizmle” başlayan iki büyük “izm” zıtlığında girdikleri malumdur! Her ne kadar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği 1990’larda Gorbaçov’la büyük değişime uğramışsa da şu anda Putin’in Cumhurbaşkanı olduğu “otokrat” bir devlet oluşu, “komünist rejimden” çok farklı bir yapısal özellik taşımıyor. Zaman içinde Amerika ile nükleer başlıklı füzelerin etkisiz hale getirilmesi konusunda anlaşma da yapsalar, şu anda da beterin beteri silahlara sahip oldukları bir gerçek. Dahası aralarındaki “soğuk savaş” da bitmedi! Fakat söz konusu “sıcağı” olduğunda maşallah Rus’un çekildiği yerde Amerika bitmekte, Amerika’nın tornistan ettiği yerde Rus bitmekte. Afganistan yakın zamanın tipik örneği! Bu iki dev ülke o sert coğrafya’nın beterince sert savaşçıları tarafından haşat edilmekle kalmadılar, dünyaya bir de “El Kaide” terör Örgütü belasını hediye ettiler! Şimdi sıra “Ortadoğu’da! SURİYE BAHANE: 1990 yılından beridir Amerika “Ortadoğu’ya “demokrasi ve insan hakları getirme” kamuflajı altında bölgede ne kadar ülke varsa hepsini de ateşlerde yaktı! “Büyük Ortadoğu Projesi”nin ne olduğunu bile anlayamadan, belasız kazasız ayakta kalan tek Arap ülkesi kalmadı, Kuzey Afrika ülkeleri ise artık Güney’e doğru inerek yanmaya başladılar.
Ne dedik? Amerika’nın olduğu yerde Rusya yoksa bile “gölgesi ile kepçeliği” vardır. Kaldı ki artık Rusya Esat Rejimini İŞİD’den kurtarmak bahanesi ile bölgeye inerken, “Güney Rum’u ile İran’nın da desteğini aldı! Ve ne oldu? “Federasyon Güçleri” dedikleri Amerika, Fransa, İngiltere, Türkiye, PKK kökenli PYD İşid’e karşı blok oluşturuverince; bu kez devreye “ayni ortak hedefi savunuyorum” diyen Rusya girdi! Fakat Federasyon Güçleri safında değil, Esat Rejimi safında! Bu durumda Doğu Akdeniz’de bir ikinci blok oluştu!
ŞİMDİ SORAR MISINIZ? “Amerika Dışişleri Bakanı Kerry niçin Kıbrıs’ı ziyaret etti? Hadi etti! Niçin Rum liderliğini çılgına çeviren bir tutumla Kuzey’e geçip Akıncı ile de resmi görüşmede bulundu!
Yukarıda yazdık. Amerika Rusya’nın peşini bırakmıyor. Nitekim kendisinden önce Güney’i ziyaret eden Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un hemen ardından Güney’e o da damladı! Çünkü Amerika biliyor ki eğer Rusya Doğu Akdeniz’e kalıcılığı ile yerleşirse ilk başı ağrıyacak olan kendisi olacak! Nitekim Rus uçağının düşürülmesi olayı ile ağrımaya bile başladı! Ha Rum tarafını ziyaretinde ne dedi? Hiçbir şey! Müzakerelerin devamından memnun olduğunu, çözüm aşamasında mali yönden katkı yapacaklarını… Ya Kuzey’de ne söyledi? Ayni şeyleri!
1 Ocak’ta Suriye ve ve Esat rejiminin kaderi masaya yatırılacakmış.. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz… ********** ASIL SORUN EKONOMİDİR: (ÇÖZÜM OLSA DA EKONOMİK SORUN DEVAM EDER!)
Rum tarafının olası çözümde Türk tarafına Kuzey’de neleri bahşedeceği ile nelerin üzerine konacağını, “ne kadar hak hukuk” tanıyacağını bilmiyoruz! Müzakereler sandığımızdan da uzun sürebilir.
Ancak insanın kafası karışıyor: “Kendi bünyesinde bile akan suyun yönetimi sorununu hem de Türkiye ile çözemeyen KKTC devleti bir gün çözüm olursa Rum tarafı ile olagelecek sorunları nasıl çözecek? Nitekim 1960’da Zürih Londra Anlaşmaları henüz tamamlanmış Kıbrıs Cumhuriyeti kurulacak, ben gençliğimin o deli dolu heyecanlarında önüme gelenle kavga ediyor ve soruyordum: “Cumhurbaşkanı olan Makarios’la yardımcısı olacak Dr. Küçük’ün anlaşacaklarını mı zannedersiniz?” Zaten anlaşamadılardı ki bir buçuk yılda KC’ini çalışamaz duruma soktulardı! Bugüne kadar neden Kıbrıs Cumhuriyeti yürümedi sorusuna hep “Rum tarafının enosis hayalinden vaz geçmediği kulpunu takıyorduk!” Hayır! Olayın bir başka büyük anlaşmazlık yanı Türk toplumunun ki gerçekten azınlıktaki bir toplumdu ve sadece 85-90 bin kişilik bir nüfusu vardı, ekonomik yönden çok zayıf olmasıydı! Yiyecek maddelerinden beyaz eşyaya, arabadan her türlü ilaca, mobilyadan potine kadar ya direkt Rum’dan alışveriş yapılıyordu yahut Rum’un acentası oluşla vaziyetler idare ediliyordu!
Şimdi soralım: Yaşam hakkı elinde olan böyle bir toplumu Rum neden kendisine ortak yapsındı? Neden adayı paylaşsındı? Neden kamburunda taşısındı?
BUGÜN HAZIR MIYIZ: Bakın bir süre önce Maliye Bakanı Birikim Özgür memleketin ahvalini nasıl anlattıydı: Bir ikisi aktarıyorum:
Bakanlarda zor kararları alabilme alışkanlığı yoktur… Bütçelere uymayı öğrenmemiz lazımdır… Belediyeler sınırsız istihdam yaptılar. Gelirlerden fazla borçla sürdürülebilirlikleri mümkün değildir… Memleketin yatırıma ihtiyacı vardır… E-devlete geçmek zorundayız… Suyu biz yöneteceğiz… Devlet haciz borçlarını ödeyemez… Vesaire… Tabi çiftçi hayvancı, narenciye, sanayi gibi konuları aktarmaya hiç gerek yok! Yok ama bir daha soralım: Eğer çözüm olursa kıyamet kadar sorunlarımızı Rumla paylaşabilecek miyiz? Hatta himmetleri ile kalkınıp ayni seviyeye gelebilecek miyiz? Yoksa “ekonomideki rekabet” ahkâmlarında Rum tarafının bir ticari alt kümesi olarak mı kalacağız?” Oysa: Bugün hiç düşünme gereği duymadan gelecek konusunda ne diyoruz? “Her şey çözümden sonra çözülecek” “Ben” eksenli öngörüm önemli değil ama yazayım. “inanmam!”
**********
TEBRİK EDERİM: (AKAY’I VE TOLGA’YI)
Geçtiğimiz gün İki gazeteci refikim Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti Tarafından “Gazetecilikte Üstün Hizmet Ödülü” ile ödüllendirildilerdi.Gerçekten bu ödülü hakları ile hak eden tutun ki “çekirdekten” gazetecilerdir Akay ile Tolgay. Merdanelerden linotiplerden süzülen kara mürekkeplerde batıp bulanarak geldiler bu yıllara. Refikim Ahmet Tolgay’ı Rahmetlik Bilbay Eminoğlu ile Bozkurt gazetesinden tanırım. Ta 1966’lardan beridir… Akay’ı Halkın Sesi gazetesinden. Bu iki arkadaşın Ulusal Mücadele günlerinde gazeteciler olarak nasıl çalıştıklarını göremedimdi ama yaşayanları “efsane” gibi anlatımlarından çok dinledimdi.
Her iki refikimi de tebrik eder başarılar dilerim..

Önceki Haber
Sonraki Haber

























