Köşe Yazarları

“Amerika Mazi Mas!”






Yani “Amerika bizimle” demek!

Bu slogan 1950’lerin sonunda Amerika’dan medet uman EOKA’cıların kullandığı sloganlardan biriydi!

Mavi boyayla rasgele binaların duvarlarına, kamusal alanlara, hatta tuvaletlere bile yazılmıştı o dönemde!

“Amerika mazi mas” NATO’cu kesimin kullandığı bir slogan.

Geçen gün ABD silah ambargosunu Güney’e kaldırınca aklıma geldi bu slogan.

Trump hükümetinin maceracı ve oldukça sakar siyaseti şimdi gelip Kıbrıs sorununu da etkisi altına almayı başarmış gibi görünüyor.

ABD 1990’lardan yani Sovyetlerin çöküşünden beri iyi ya da kötü bir şekilde bazen çok aktif bazen sessizce adadaki Barış süreçlerini desteklemiş ve adada BM’nin ve Güvenlik Konseyi’nin kabul ettiği “iki toplumlu, iki bölgeli Federasyon tezinin yılmaz savunucusu olmuştur.

Şimdi ne oldu öyleyse?

Olan Dünya’nın her yerinde yaşanan kargaşalığın ve popülist siyasetlerin Doğu Akdeniz’i de etkisi altına almasından başka bir şey değildir.

Maalesef Türkiye son yıllarda bazen Batıdan çoğu zaman ise kendinden kaynaklanan nedenlerden dolayı AB ve Batı ile sorunlar yaşamaktadır.

Bu gerginlik Suriye ile büyüyerek zaman zaman açık bir çatışma haline bile dönüşmüş haldedir.

İlginç olan Türkiye’deki rejim gibi birçok Batılı ülke de artık bu “popülist,” anlık tepkiler veren yeni siyaset tavrının etkisi altına girmiş vaziyettedir!

Eski müttefikler birbirlerine kazık atmakta, yeni müttefikler bulmakta, kısa bir süre sonra eskisine dönmekte sonra ise tekrar eskiden düşman gördüğüyle ilişki kurmaktan korkmamaktadırlar.

Şöyle bir çevremize bakarsak bunun örneklerini çok görebiliriz! Kıbrıs Cumhuriyeti İsrail yakınlaşması, Mısır İsrail veya İsrail ve körfez ülkeleri. Rusya’nın farklı farklı bölgesel işbirlikleri. Farklı bölgelerde etkin olma çabaları! ABD’nin anlaşılmaz siyaseti. Her geçen gün içine kapanan AB’nin eski cazibesini her gün biraz kaybetmesi gibi.

Dünya adeta irrasyonel bir siyaset buhranı içerisine girmiş gibi görünmektedir. İngiltere’nin Brexit’i hangi söylemler üzerinden gerçekleştiğini hep birlikte seyrettik.

Diğer taraftan eskiden dengenin önemli unsuru olan askeri kulüplerinin üyelerinin de daha sık bir şekilde birbirleriyle çekişmeye ve gerginliğe girdiğini izlemeye başladık son zamanlarda. Hatta Fransa gibi eski emperyalist ülkelerin gözlerini eski kolonilerine, Akdeniz’e diktiğini izliyoruz hayret içinde.

Orta Doğu ise kan gölüne dönmüş vaziyette farklı ülkelerin proksi savaşı yaptıkları bir meydana dönüşmüş haldedir ve yakın bir tarihte daha iyi gitmesi için hiçbir umut ışığı görülmemektedir

Evrensel değerlerin yerlerde süründüğü, mülteci akınlarının yaşandığı, yabancı düşmanlığının her geçen gün biraz daha yükseldiği, milliyetçilik tam da öldü dediğimiz anda nasıl hortladığını hep birlikte dehşet içinde izliyoruz. AB ülkelerinde bile örneğin Macaristan’daki gibi ırkçı boyutlarda siyaset yapan hükümetlerin iktidarı ele geçirdiği bir dönemdeyiz artık. İslam ve Batı düşmanlığının pirim yaptığı, medeniyetler çatışmasına doğru dolu dizgin gidilmektedir.

1974’te adanın bölünmesinin suçlusu olarak gördükleri ABD’ye hep kuşkuyla bakmış olan Kıbrıs Rum kesiminin artık 1950’lerdeki gibi “Amerika mazi mas” diye slogan atan bir ülke havasına sokulmaya çalışılması, Doğu Akdeniz’de oynanan bol hormonlu savaş oyunlarının önüne geçici değil de tetikleyici bir etki yapacaktır. Tabii Kıbrıslı Rum vatan gardaşlarımız bu yeni flörtü Rusya’ya da anlatmak zorunda kalacaklardır. Oradan nasıl bir tepki çıkar çok merak ediyorum.

En önemlisi Kıbrıs müzakerelerinin ötesinde, iki toplum arasında ilişkileri de zehirleyecek bir potansiyel taşımaktadır bu karar.

Tabii unutulmaması gereken diğer bir şey, ABD’de yakında bir seçim yaşanacaktır. Trump da bu son kararı sırf Yunan Diasporasından destek almak için yapmış olabilir. Bugünlerde Türkiye’yi hırpalamak artık en popular şey oldu ya.

Tabii bu durumdan Türkiye’nin de büyük hataları vardır. Son on yıldır yapılan zig zag siyasetler, içteki anti demokratik uygulamalar, yaklaşımlar, yukardan bakan bir tavırla bütün komşu ülkelerin iç işerine karışılması, onların iç sorunlarına eklemlenilmesi bölgedeki kaosa olumsuz anlamda katkı yapmaktadır.

Umarım ABD’deki seçimlerden sonra iktidara gelecek olan yeni Başkan daha yapıcı bir pozisyona girer diyalog yolları açılır da hem Doğu Akdeniz, hem de Kıbrıs’ta daha huzurlu bir ortam yaratılır.

Bu ortamın kimseye faydası yoktur! Sadece Kıbrıslı Türklerin değil Kıbrıslı Rum komşuların da başı ağrıyacaktır yükselen bu çatışmacı atmosferden. Bir an evvel tekrar sağduyu ve diyalog ortamına dönülmesi gerekmektedir.

Bu gerginlikte kazanacak bir taraf olmayacaktır! “Amerika mazi mas” diye slogan atanlar dahil!








Başa dön tuşu