Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Aklıma takılanlar: Kısa-kısa

Ayranı yok içmeye………….;
   Son iki gecedir elektrikler kesilir. Dondum, romatizmalarım azdı. Titreyerek sızılar içinde, üstelik zifiri karanlıkta sıcak su lastiğine su ısıtmaya giderken düştüm. Bereket versin bir şey olmadım, yanımdaki masayı tutarak kalktım. Nefesim tıkansa bizim nefes makinesi de işlemez diye çok endişelendim. Ertesi gün enerjiden sorumlu bakanlık bizden özür diledi. Ertesi gece yine karanlıkta kaldık. Yine özür diledi. Aklıma Londra’da başıma gelen bir olay geldi. Yer altı tren istasyonu Totenham Court Road’dan çıkıp Oxford Stree’te tam bu zamanlar Christmass mahşeri kalabalığı içinde Türk Cemiyeti’ne omuz omuza zorlukla yürür iken, tam önümdeki İngiliz seslice yellendi. Dönüp bana “sorry” dedi, yani nezaketçe özür diledi. 3-5 adım daha ya gittik, ya gitmedik, yine yellendi. Bu defa durdu, ayağını da salladı. Boşaltsın diye. Yine sorry dedi. Çok gitmedik üçüncüsü de geldi, yine sorry; Sabrım tükendi, İngilizce kaç kere be ama deyip, o kalabalık içinde halkı omuzlayarak karşı kaldırıma geçtim.
Şimdi bakarım ki belediyelerin bazıları büyük masraflarla yılbaşı sokak eğlenceleri düzenliyorlar. Elektrik kurumuna acaba borçlarını ödediler mi? Bir aile düşünün ki evinin elektrik borcunu ödeyemiyor, ödemiyor ama bahçesinde parti veriyor! Önceliğine, kafa yapısına, geleceğine bak sen! Eğer borcu yok, varlıklı bir belediye ise şunu da iyi bilmelidir. Bu becerisinden değil de, liman, hava alanı, lüks villalar bölgesi olması şansından ise, Belediyelerden Sorumlu Bakanlık gelir olanak fonu kurarak, belediyeler arası gelir dengesini sağlamalı. Biz da kim iyi yönetir, yönetmez bir görelim. Bir ülkede bölgesel gelir adaletini sağlamak önemli değil mi?

Dövizin fiyatı aşırı arttı; döviz borçluları perişan!
   Sallantı büyükçe; konu TV programlarında tartışmaya alındı. Güya bu beklenen bir olay değilmiş, bir depremmiş gibi. Hiç öyle değil. TL Anavatan’ın para birimi. Eğer ABD ve diğer büyük ekonomiler piyasalarına ve dolaylı dünyaya bol dolar (döviz ) sürer ise ve bundan istifade Türkiye yönetimi, veya  gelişmekte olan ülkeler ekonomi yönetimleri, işin kolayına kaçar, görece yüksek getiri ile ülkelerine sıcak (el yakan) para çeker, yerel paranın değerini sathi yüksek tutarak ülkede potansiyel enflasyonu baskı altında tutar, dolar cinsinden fert başı milli gelir artışını uzunca süre yüksek gösterir ise bu oyun ister istemez bir gün sona erecekti ve erdi. Düşünün bir kere, örneğin. ABD’de yıllık enflasyon %2, sizde %7-%14, ne kadar ödemeler dengesi cari açığı buna dayanacak? Gereken bir spark; işte olay bu! 3-5 yıldır bana her sorana 1 Stg’in 3.5 TL olması gerekir derdim. Bu parite hesaplamalarından bilinirdi. Ancak ne zaman kırılmanın olacağını bilemezdim. Bilsem böyle ülkelerde alın tersiz zengin olun. Şimdi diyorlar ki içte döviz cinsinden anlaşmaları, kontratları yasaklayalım. Bir kere parasal anlaşmalar, özellikle uzun vadeli olanlar, reel değerler üzerinden yapılırsa adaletlidir. Her gün kısalan arşınla bez satılamaz. Almazlar, ya da ahmakları kandırırsınız. O yasaklamayı getirirseniz tüm anlaşmalar hayat pahalılığı artış indeksine bağlansın. Bu durumun yegane farkı yumuşak ayarlama olmasıdır. Çalkantı az olur ama 5-10 senede netice ayni. Bu da kapsamlı bir yasal düzenleme gerektirdiğine, hayat pahalılığı ile oynama olanağı verdiğine göre uzun vadeli anlaşmalardan borç veren kaçınır, olsa, olsa anlaşmalar yıllığa kayar. Bu da geleceği planlamayı ve yatırımları aksatır hem de avukatları ihya eder, hem mülk sahiplerine, hem de mükellefiyet altına girenlere lüzumsuz külfet getirir.
Doğruyu söyleyin ve çekinmeyin. TL geçmişine göre daha iyi yönetilir, ya buna katlanacaksın, ya da stabl bir paraya geçeceksin. Şimdi değil çoktan geçmemiz gerekirdi.

KTTO’ya bu defa bravo!
   Rum Ticaret Odası ile birlikte yaptıkları bir klip Kıbrıs’ta barışın  ve çözümün ekonomik faydalarını çarpıcı bir şekilde halklarına sundular. Doğru ve de güzel oldu. Yalnız bazı eksiklikleri de ben tamamlayım. O ileri sürülen artılara rağmen bizim tarafta daha da önemli iktisadi, sosyal artıları olacak. Bir, bu günlerin yine yeşermeye yüz tutmuş istikrarlı bir paraya geçmenin faydaları (zaten şimdi de kullandığımız para bizim değil, hiç olmaz ise istikrarlısı daha iyi); ayrıca adaletin ve sağlıklı yaşam yönünde zorunlu adımların ve bunların Avrupa düzeyine çekilmesi; şahsi mülkiyete saygının üretimi ne denli artırdığını bilmeyen iktisatçı acep var mı? Neden, dersiniz, bunlar açıkça telaffuz edilmedi?

Türkiye ekonomi yönetimini geliştirirken, politik becerisini geriletti:
   Taktire şayan, komşuları ile sıfır problem ve içte yolsuzluğa son politikaları ile 10 yıl önce işe başlayan şimdiki Anavatan yönetimi, şaibelerin hükümet erbabına da dokunduğu cihetle, halen mahkeme safhasına ulaşıp sonuçlanmayan ağır şüphelerin sorumlusu yine öcü devlet ABD  gösterilmeye çalışılıp bu konuda hükümet samimiyeti şüphe götürür oldu. Diğer taraftan Türkiye hükümeti komşuları ile sıfır problem derken tam tersini yaptı. Şimdilerde tüm komşuları ile problemli.
Bize de Kıbrıs sorununun çözümünde ışık tutacak Anavatanımızın bu durumda tutumunun ve çabasının ne kadar hissiyattan uzak ve rasyonel olma olasılığı hakkında kafamda soru işareti var? Aydınlatacak bilirkişiler var ise memnun olurum.