Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AKINCI’NIN HAYAL KIRIKLIĞI…

KKTC kurulalı 32 yıl…
Nereden nereye geldik, nereye gelmeliydik, plan-programsızlık, partizanlık, savurganlık ve hepsinden önemlisi vizyonsuzluklarla neler kaybettik, bunları yazmayacağım.
Zaten hepiniz de biliyorsunuz.
Benim dikkatimi çeken, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 15 Kasım haftasında yaptığı konuşmalar oldu…
Sayın Cumhurbaşkanı’nda açıkça görülebilen bir hayal kırıklığı var.
Bir kere “Pembe tablolar çizemeyeceğini” söylüyor.
Güven arttırıcı önlemlerin bile hayata geçirilemediğinden dert yanıyor.
Kendisinin kayıp arama çalışmaları için askeri bölgede bulunan 30 nokta için kazı izni aldığını, oysa Güney’de GSM operatörlerinin işbirliği için bir yasa değişikliği gerektiğini, ancak Anastasiadis’in bir türlü adım atmadığını belirtiyor…
Bundan başka, “Sonuca varamazsak ayrılık derinleşir” ifadesini kullanıyor. Bir anlamda “son şans” diyor. Zaten 20 Temmuz konuşmasında da bunu açıkça söylemişti.
BRT’de yaptığı bayram konuşmasında rahatsızlığını açıkça dile getiriyor ve aynen şunları söylüyor;
“Rum Toplumu Lideri Sayın Anastasiades ile aynı yaş kuşağının insanlarıyız ve yıllardır politik platformda birbirini tanıyan kişileriz. Bunun ötesinde, ikimiz de 2004 yılındaki referandumda çözüm planına olumlu yaklaşım göstermiş olan liderleriz. Eğer ikimiz, bu dönemde de karşılıklı kabul edilebilir bir sonuca varamazsak ayrılığın daha da derinleşeceği ve federal çatıda birleşmenin gelecekte daha da zor olacağı aşikârdır. Bugün çözümü sağlamak 10 yıl öncesine göre nasıl daha zor hale gelmişse; 10 yıl sonra çok daha zor ve belki de bugün öngördüğümüz çerçevede artık imkansız olacaktır”…
Konuşmasının devamında, yukarıdaki ifadeye biraz daha açıklık getiriyor;
“İdeal, Rum toplumunun egemen, Kıbrıs Türklerinin de azınlık olacağı üniter bir devlet ise, bunun mümkün olmadığı ve olamayacağı çoktan anlaşılmış olmalıdır. Eğer “ideal çözüm” olarak Rum toplumuna “üniter devlet” dolaylı da olsa bir mesaj olarak verilecekse, o takdirde Kıbrıs Türklerine de iki ayrı devletten oluşacak bir konfederasyonu ideal olarak görme hakkı tanınmış olacaktır ki bu günkü koşullarda bu seçeneğin de mümkün olmadığı bilinmektedir”…
Sonuçta, mümkün olanın gerçek olduğunu ve halklarını buna hazırlamaları gerektiğini belirterek, “Umarım çabalarımız karşılıksız kalmaz” diyerek bitiriyor.
Bu serzenişleri okuduğumda, geçmişten bugüne bir kez daha düşündüm…
Tam 47 yıldır süren müzakere sürecinde, KKTC siyasi yelpazesinin sağından soluna tüm görüşleri ve partileri temsil eden, desteklerini alan tam 4 lider, 4 Cumhurbaşkanı gördük.
Bundan sonra, daha önceden olduğu gibi, “Ben olsam başarırdım” diyecek bir kanat, bir ideoloji yok.
Eğer büyük umutlarla seçilen Mustafa Akıncı da, sadece 7 ayda bu noktaya gelmiş görünüyor…
Tek bir gerçek var; siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun, elleriniz ne kadar açık olursa olsun, karşı tarafta anlaşma için, birleşme için ve çok sevdikleri terimle “çözüm” için gereken motivasyonun olmaması.
Sonuçta, Sayın Akıncı da, rahmetli Denktaş’ın sık sık söylediği gibi, sepetle su taşıma görevini yerine getiriyor…
Güven arttırıcı önlemleri bile ciddiye almayan bir muhatabımız var.
O zaman düşünüyorum, Mayıs’tan önce referandum hedefi hangi temele dayanıyor..?

 

YERİN KULAĞI VAR
NE YAPTINIZ:

15 Kasım KKTC’nin 32. yılı nedeniyle tam bir masaj bombardımanı yaşandı. Siyasilerden sivil toplum örgütlerine herkes birlik ve beraberlik mesajları verdi. Bu ülkenin ne kadar değerli olduğundan bahsedildi, nutuklar atıldı. O zaman sormak lazım, iyi de 32 yıldır bu ülke için sizler ne yaptınız söyler misiniz diye…

SAMİMİ DEĞİLLER:
İki toplumun çözüm öncesi, ortak müştereklerde birleşmesinin en önemli yolu, güven artırıcı adımların atılması olmasına rağmen, telefon, elektrik ve yeni kapıların açılması konusunda Rum tarafının engellemelerini anlamak mümkün değil. Bizim, toplu mezarlar konusundaki adımlarımıza rağmen Rumların, en basit konularda bile ayak diretmesi ve işi yokuşa sürmesi, samimiyetlerinin en somut örneğidir sanırım…

GERÇEK FARKLI:
Mustafa Akıncı’nın cumhurbaşkanlığı makamına gelmesiyle birlikte çözüm konusunda toplumda yaratılan “olumlu havanın” aslında gerçek olmadığı her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Akıncı’nın 15 Kasım konuşmasında satır arasında söyledikleri ile, AKEL’in eski Meclis Grup Sözcüsü Nikos Katsuridis’in “Kıbrıs müzakereleri şu anda donma noktasında” sözlerinden, toplumlara verilen iyimser mesajların gerçekçi olmadığı anlaşılıyor…

KOMİK:
En güzel yorumu Afrika gazetesi yaptı. Aplıç kapısının açılması için 1,5 yıl gerekliymiş. E, hani 2016 Mayıs’ından önce referandumdu? Çözümden sonra mı açılacak kapılar. Ha, “Zaten bu sürede çözüm kesin” deniyorsa, kapı açmakla uğraşmaya ne gerek var. Komik ötesiydi…

ÖZEL Mİ, RESMİ Mİ:
Tasarruf deniyordu hükümet kurulurken. Biz de gereksiz yurt dışı gezmelerinden vazgeçerler sanmıştık. Baktık, öyle gitmiyor. CTP’de bir miktar dikkat varsa da, UBP kanadı eski hamam eski tas. Ekonomi Bakanı Hacı Sunat Atun, bütçe görüşmelerinin başladığı gün, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bir caminin temel atma töreninde… Programına Hatay’ın yerel medyasından baktım, bundan başka ciddi bir toplantı yok. Türbeler, müzeler gezilmiş, rutin erkan ziyareti yapılmış. Merak ettim, masrafları nasıl bir gerekçeyle ve kim tarafından karşılanmış.

 

BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK:
Gazetelerde bir haber; “Gazimağusa Müftüsünden Anlamlı Ziyaret” diye… Evet “Gazimağusa Müftüsü” Dikelya’daki mültecileri ziyaret etmiş. Kusura bakmasınlar ama ben bu ülkede “müftülük” diye bir makamın olduğunu bilmiyordum veya ne zamandan beri var. Gazimağusa gibi, diğer İlçelerimizde de var mı böyle müftüler? Otoritenin olmadığı ülkede bakalım daha neler göreceğiz… 

ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: “Toplumsal değerlerimize sıkı sıkıya sarılarak sistemimizin değişen dünya koşullarına adaptasyonunu sağlayıp toplumsal varlığımızı geleceğe taşımak, gelecek nesillere karşı bizim yegane sorumluluğumuzdur” diyen Özgür, “Bu öze dair tek bir somut öneri dahi yapmadan sadece sistemi, toplumu, siyaset kurumunu ya da siyasetçileri kötüleyerek siyasi başarı elde etmeye çalışma popülizmi ile mücadelede en etkili yöntemin, yine bu öze dair attıkları ve atacakları somut adımlar” olacağını söyledi…

DİPTEKİLER
Globalleşen Terör: Terörün amacı, korku salmak, kaos yaratmak. Şu anda Ortadoğu kaynaklı terör örgütleri bu anlamda amaçlarına ulaşmış görünüyorlar. Bölgede emelleri olanların, ‘nasıl olsa bana bulaşmaz’ diyerek göz yumma devri kapandı. Dünya, kendi yarattığı canavarın elinde can çekişiyor.
Bitirmek de kendi ellerinde. Çaresi, yine global mutabakatlarla bulunacak. Bulunamazsa, daha çok masum insan ölecek…