Cumhurbaşkanı Akıncı: “Garantiler, çözümü federalizmi hazmedemeyenlerden korumak için de gereklidir”
Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk halkının talep ettiği garantilerin, güney Kıbrıs’ta federal çözüme karşı olan çevrelerin, “federal çözümü hazmedemedik anayasanın değişmesi gerek” demeleri ihtimaline karşı da caydırıcı olacağını söyledi.
Kıbrıs Türk halkının garanti talebinin, geçmişte yaşadığı deneyimlerin sonucu ortaya çıkan güvenlik endişelerinden kaynaklandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, federal çözüme karşı olduğunu açıkça ifade eden çevrelere karşı, federal çözümün sürdürülebilirliği açısından da, caydırıcı bir nitelik taşıyacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk halkı açısından konunun sade güvence, güvenlik boyutuyla ilgili değil, onun yanı sıra kurulacak federal statünün yaşamasının garanti altına alınması meselesi de olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum Lider Anastasiadis ile yoğunlaştırılmış üçüncü tur müzakereler çerçevesinde bu sabah 11’de başlayıp saat 14:00’te tamamlanan görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bugünkü görüşmede merkezi yönetimin karar alma süreçlerinde eksik kalan noktalar üzerinde durulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, yarınki görüşmede de aynı konunun ele alınacağını açıkladı.
Merkezi yönetimin karar alma süreçleri konusunun muhtemelen yarın tamamlanabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, bugünkü görüşmede de bir takım yakınlaşmalar elde edildiğini söyledi.
GÜVENLİK ve GARANTİLER EN SON
Cumhurbaşkanı Akıncı, bir gazetecinin güvenlik ve garantiler konusuyla ilgili bir sorusuna verdiği cevapta, bu başlığın müzakere edilen 6 önemli başlığın en sonunda ele alınacağının birlikte kararlaştırıldığını hatırlattı.
Güvenlik ve garantiler konusunun muhtelif boyutları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Konunun bir boyutunda Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de var. Sadece Kıbrıs’ın iki halkı değil, 3 ülkeyi daha ilgilendiren bir boyutu var. Onların imzası olmadan, bu anlaşma herhangi bir noktasından değişikliğe uğrayamaz. Şimdi biz o konuyla ilgili olarak kendi düşüncelerimizi Rum tarafıyla da paylaştık. Kamuoyuna da bazı mesajlarımız oldu” dedi.
FEDERASYONA KARŞI OLANLARA CAYDIRICI GÜÇ
Cumhurbaşkanı Akıncı, “Artık çağdaş bir ülke oluyoruz, hep birlikte AB üyesi oluyoruz, güvenceye ne gerek var, garantiye ne gerek var” şeklindeki kestirmeci yaklaşımlara, Kıbrıs Türk halkının rağbet etmediğini ve etmeyeceğini vurguladı.
Kıbrıs Türk toplumunun 1960’lardan gelen ve çok haklı deneyimleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle konuştu:
“Bir ortaklık devleti kurduk, bir Anayasa yaptık ama hemen bir yıl sonrasında bu Anayasa’nın 13 önemli maddesinin değiştirilmesi talebiyle karşı karşıya kaldık. Öyle bir durum ortaya çıktı ki, bu anlaşmaya imza atanlar, bu anlaşmayı hazmetmediler ve hemen onu nasıl değiştiririz telaşına düştüler. Şimdi güneydeki bazı gelişmeleri göz ardı edemeyiz. Birisi çıkıyor ki, Kıbrıs Türk tarafına dönüşümlü başkanlık olabilir mi? Diğerleri, ki bunlar artık yabana atılacak bir noktada değiliz”.
Özellikle Mayıs seçimlerden sonra, Rum tarafındaki parlamentonun dağılımına bakıldığında güç kaybedip güç kazananların tablosunun bir takım haklı endişeler yaratmasının doğal olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Parlamentoda güç kazandığını gördüğümüz bazı siyasal gruplar, iki kesimli, iki toplumlu federasyonunun kavramına bile karşı çıkıyorlar. İlkesel anlamda karşı çıkıyorlar” dedi.
Federal çözüme ilkesel anlamda karşı çıkanların çözümden sonra “biz bunu hazmedemedik, onun için bu federasyon yürümez, yürümemeli” demesi ihtimaline karşı caydırıcı bir gücün olmasının gerekli olduğunu ifade etti.
BOZMAYA TEVESSÜL EDECEK OLANLAR, BAŞTAN BİLMELİ
Caydırıcılıkla ilgili yaklaşımının her şey olup bittikten sonra birilerinin gelip bir şeyler yapması demek olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, “Buna tevessül edecek olanların, caydırıcılık unsuru ile karşı karşıya kalacaklarını bilmeleri lazım. Bu çok önemli bir şeydir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı açısından olay sade güvence, güvenlik boyutuyla ilgili değil, onun yanı sıra bir de kuracağımız federal statünün yaşamasının bir şekilde garanti altına alınması meselesidir” dedi.
Çözümün yaşayabilirliğinin en büyük güvencesinin, her iki toplumun beyinlerinde, yüreklerinde yeşermesi olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı “Çözümü sürdürülebilir kılacak olan ve onu geleceğe taşıyacak olan en başta budur. Ama bunu yüreğinde hissetmeyen, beyninde bunu taşımayan federasyona ilkesel olarak karşı çıktığını söyleyen önemli bir grup varsa biz bunu görmezden gelemeyiz. Onların da bir şekilde caydırıcılık unsuruyla karşı karşıya olunduğunu bilmeleri lazım” dedi
Akıl ve mantık yolunda giderek, bir tarafın bu kaygılarının, diğer taraf için tehdit unsuru oluşturmayacak bir tarzda ele alınmasıyla güvenlik ve garantiler konusunda çıkış yolları bulunabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz bu çerçevedeki düşüncelerimizi gerek Sayın Nuland olsun, gerek başkaları olsun aktarıyoruz. Sayın Anastasiadis ile de buluştuğumuzda tabii, bugün olmadı ama bunun dışında çeşitli vesilelerle bu konudaki düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Bunlar Kıbrıs Türk halkının haklı endişeleridir. Bunlara işte, değer vermeyen ya da bunları küçümseyen anlayışların verimli düşünceler olmadığı kanaatindeyiz.”
DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK
Bir gazetecinin Güney Kıbrıs’ta bazı çevrelerin dönüşümlü başkanlığın kabul edilmeyeceği yönündeki açıklamalarına ilişkin sorusu üzerine, “Bir çözümde dönüşümlü başkanlığın mutlaka olması gerekir. Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunu yeri geldikçe vurgulamaktayız. Bugün Başpiskopos’un açıklamaları üzerinden değil ama bu konunun yeri geldiği için tekrar altını çizdik. Dönüşümlü başkanlığı içermeyen bir anlaşmayı halka sunmamız mümkün değildir. Bu çok nettir. Öyle bir şey söz konusu olamaz” diye konuştu.
NULAND GÖRÜŞMESİ
“Bizimle görüşmek isteyen ve sürece katkı koymak isteyen herkesle biz görüşürüz. Sıkıntı yok” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, bugün ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Victoria Nuland’ın görevde bulunduğu süre içerisinde Amerikan yönetiminin Kıbrıs ile ilgilenen, yetkililerinden biri olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:
“11 Şubat Belgesi hazırlanırken yine katkıda bulunan birisiydi. Sayın Biden ile yaptığımız görüşmelerde, John Kerry ile yaptığımız görüşmelerde de yer alan bir tekilidir. Kıbrıs müzakere süreciyle ilgili bilgi sahibi bir yetkilidir. Dolayısıyla, daha önce bize Ekim ayında Kıbrıs’a gelmek istediğini, sürece nasıl yardımcı olabilecekleri yönünde görüşlerimizi alarak çözüme yardım etme düşüncelerini yinelemişlerdi. Tabii artık görev dönemlerinin sonuna gelmiş durumdadırlar. Tabii Amerikan yönetimi yeni yılla birlikte değişecek. Kendisi bizimle sabah bir görüşme yaptı. Öğleden sonra yeniden bir görüşme talepleri var. Gelebilir. Kendisiyle görüşmemizi devam ettiririz”.
KENDİ ÇÖZÜM PLANIMIZI YAPIYORUZ
“Bütün muhataplarla ilgili konuşuyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, müzakerelerin Kıbrıslıların süreci olduğunu anımsatarak, iki toplumun liderinin kendi sorunlarını kendilerinin çözmeye çalışıldığı önemli bir dönemden geçildiğini söyledi.
Müzakere sürecini en zor kılan unsurun da bu olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “İlerleyen sürecin Annan Planı’ndan en önemli farklılığı da budur. ‘Alın size bir plan ve bunu kabul ya da ret’ şeklinde bir noktada değiliz. Kendi planımızı, kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Haliyle bu kolay bir süreç olmuyor” dedi.
Ortada bir Amerikan planı olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Sayın Nuland ile görüşürken Sayın Anastasiadis de kendi düşüncelerini, ben de kendi düşüncelerimizi Amerikan yönetimine aktarmış oluyoruz. Kendisi, kendi düşüncelerini elbette söyleyebilir ama bu süreç Kıbrıslıların süreci. Bu çerçevede de bu süreç devam ediyor. Yani, ortada olağan üstü ya da olağan dışı bir şey yok. Herhangi bir Amerikan planı da yok. Dolayısıyla herhangi bir spekülatif durum söz konusu durum yok. İkinci kez görüşmek istemesini de şu şekilde yorumlarım; bizden duyduğunu o tarafa aktarmak istiyor, o taraftan duyduğunu bize aktarmak istiyor” şeklinde konuştu.
































