Hemen her gün “Köşemize” taşıdığımız siyasi soruna yönelik müzakerelerle ilgili yorumlar yaparız. Ve bazen kuşkuya düşeriz: Zannedersem bir “köşecinin” yaratacağı en kötü imaj “bu tip somut bilgi ve belgeleri gerektiren” konularda yanılgıya düşerken okuyucusunu da yanıltmasıdır! Ki “bilgi belge yoksunluğundan” dolayı bazen hata yapıyoruz fakat “özde” sorunu iyi bildiğimizi de biliyoruz: Şimdi konumuza gelelim:
EROĞLU-AKINCI FARKI. Bu fark ayni zamanda UBP-CTP farkıdır da! Ayni zamanda yıllarca sol kulvarda koşarken “CTP’yi geçeceğim” saplantısında, rahmetlik Burhan Nalbantoğlu’nun kurduğu “makul ve anlaşılır” TKP’sini ufalayarak, sonunda dağıtıp yerine TDP’yi koyanların da yarattığı farklılıklardır! Şu anda müzakerelere yansıyan da yıllar sonra kendini yine “politika arenasında” üstelik büyük ve tarihi bir görevde bulan Akıncı’nın işte o TKP’den kalma “halklar kardeştir” damgalı uç soldaki misyonudur!
YANSIMASI İSE ŞUDUR: Çok iyi biliniyor: Eroğlu “global çözüme” inanan Rahmetlik Denktaş ekolündendi. “İki devletli, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayanan, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü içeren” bir federal sistemi daha doğrusu “Konfederal sistemi” savunuyordu! Dolayısıyle masaya ödün vermek için değil, Kuzey ile Güney’i Türk Rum halkları arasında ve iki ayrı devlet esasında paylaştırmak için oturduydu. Zaten Anastasiadis’in de bu nedenle canını fena halde sıktığında adam elindeki dosyaları kâğıtları masaya fırlattıydı!
AKINCI’NIN İNANCI: Önce belirtelim ama. Elbette ki Akıncı tek başına ne “ “tek adamdır ne de karar merciidir.” Destekçileri ile birlikte hareket etmektedir. Mesela CTP’nin Başı Talat’la, Nami ile sözcüsü Burcu ile ve Sol kulvarda koşan partilerle, o partilere mensup insanlarla. Ki kendisini Cumhurbaşkanlığına da bu insanların uğraşları getirdi…
Kendisinden tek bir şey istediler ama: “Çözüm!” Nasıl çözüm? İşte müzakereler sürecini yorumlarken artık Akıncı’nın uhdesinde olan bu soruna ilişkin siyasi görüşleri dürtüyoruz! Çünkü Akıncı kendini destekleyenlerden de aldığı “yetki kullanımı” hakkını çok kısaca “vermek” üzerine kurguladı! İnanıyor ki “ödün vermeden çözüm olmayacaktır!” Bunun için de “birleşik Kıbrıs” başlıklı siyasi senaryoyu işlerken, “bedel ödemeden çözüm olamayacağı” fikrini halka mal etmeye çalışmaktadır!
KISACA: Bugüne kadar yazdıklarımızın tanığı yine o “yazdıklarımızdır” ki şu andaki gelişmelere baktığımızda çok da yanılmadığımızı, Akıncı’nın “çok özel bir müzakereci” olarak görev yüklendiğini görüyoruz! İnşallah ve en azından TC’nin adadaki garantörlüğünü kurtarır!
**********
SULU HALLERİMİZ! (“BATIRMAK” ÜZERİNE EŞİMİZ BENZERİMİZ YOKTUR!)
Nihayet akıllı sayaçlarla tanıştık! Geldiler taktılar. Cicili bicili bir şey. Ardından da siftah bismillah “cebimize” Kıb-Tek’e ait şu ilmü haberi düşürdüler: “Sn. Çetinel dönem fatura borcunuz (şukadar) Son ödeme tarihi “2015.11.02 Ayrıca (şu kadar) eski bakiye borcunuz bulunmaktadır. Elektrik akımınız bakiye borcunuzdan dolayı her an kesilebilir!”
Aldı mı beni bir gaile! Ne demek “her an kesilebilir!” Akşam uykularım kaçtı. Değil mi ki bu akıllı sayaçlar hem de “merkezden” şıp diye istediği anda “ödenmemiş borcundan dolayı elektriği kesebilmektedir!” Ya yarın sabah uyandığımda bizim elektrik kesikse!”
Verdiler mi Kıb-Tek’in eline abonelerini vuracak silahı. Bundan sonra bakın kopacak kıyamete! Olay şu. “Falan güne yahut on güne kadar keseceğiz” demek başkadır, “keseriz ha” demek başkadır! Bu bir.
2. gelince: Ya mesajı ulaştırdığınız kişi yurt dışında ise! Adama dönüşünde kesik elektriğiyle sürpriz mi yapacaksınız? İşte Kıb-Tek’imiz!
VE GELELİM SU İŞİNE: Vakti zamanında Türkiye Güzelyurt’tan Mağusa’ya kadar borular döşenmesi için her zamanki gibi yine bizim devlete para pompalamaya başlar. Boruları döşeyecekler fakat günde beş on metre ya ilerliyorlar ya ilerlemiyor! Çünkü para hem başka yerlere harcanıyor hem de iş bitmiyor sürünüyor! Bunun üzerine TC ita emri çıkarır. “Döşe boruları, al parayı!” İş yine viziler! Bu kez TC işi yüklenir, borular 6 ayda Mağusa’ya ulaşır! Sonuçta Türkiye yapar bizimkiler de sahiplenir!
SU AKMAYA BAŞLADI: Türkiye’nin Alaköprü barajında toplanan su, borulardan akarak KKTC’nin Geçitköy barajına dökülmeye başladı. Proje TC’ye 1 buçuk milyar dolara patladı. Patladı da şimdi demez mi bizimkiler: “Bak Sn. Türkiye senin görevin bizi yedirip içirip beslemek, güvenliğimizi sağlamak, grak dedik mi su gruk dedik mi ağzımıza et koymaktır! Dolayısıyle suyu da akıttın teşekkürler! Senin görevin bitti hele az biraz geri çekil suyu biz yönetelim ki analar bu memlekette ne avlatlar doğurur göresin! İspatı da şöyle yansır:
Sanayi Holding’i kurup batıran biz! Peyak’ı kurup batıran da biz! Eti’yi kurup batıran biz! Zeyko’yu, Binboğa Yem Fabrikasını, sütçülüğü batıran da biz! Kooperatifleri oluşturup batıran biz! KTHY’larını kurup batıran da biz! Memleketin bilumum Kurum ve kuruluşlarını batırmak üzerine sistemler yaratan biz! Kıb-Tek’i Sigortaları Telekomünikasyonu batıran da biz!
Kısaca: Türkiye bıraksın da akıttığı suyu kısa sürede batırıp halledelim ki şanımıza uygunluğunca!
**********
KISACA TAKILDIĞIM. (BU ÜLKE HANGİ ÜLKEDİR?)
Dünyada vergi alamadan dolaylı vergilerle devlet olan hangi ülkedir? Ambargolar altında kapalı toplum özelliğinde yaşamak zorunda kalırken, her evin kapısı önünde iki üç arabası olan ülke hangisidir?
Üretmeden yiyen, ekip biçmeden devlet desteği ile yaşayan, ihracat yapmadan ayakta kalan “üretici” hangi memlekettedir?
Haftada on beş saat ders veren öğretmenler, devlet dairelerinde tatil yaparken dışarıda iş tutan memurlar, her yıl dünyayı turlarken “battık” diye feryat eden insanlar hangi memlekette yaşarlar?
Ekmek elden su gölden Cumhuriyeti dünyanın neresindedir? (Doğru cevapları öğrenmek isterseniz sonucu sağdan sola okuyun çünkü böyle “ters devleti” kimse doğru okuyup anlayamaz: (rid’CTKK)
































