Akıncı: Çaluda hakkında 37 dava var - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Akıncı: Çaluda hakkında 37 dava var

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Aytaç Çaluda hakkında 37 dava vardı, bakanlığını onaylamam mümkün değil.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilerin genel başkanları ile zorunluluk nedeniyle 11 Ekim’e ertelenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, gelişmeler ışığında Ağustos ayına alınması gündemiyle yaptığı toplantı sonrasında değerlendirme yaparak basının sorularını yanıtladı.


Cumhurbaşkanı Akıncı, seçimin 11 Ekim’e zorunluluktan nedeniyle, toplumun sağlığını tehlikeye atmamak amacıyla Cumhuriyet Meclisi kararıyla ertelendiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Akıncı, karar alınırken ertelemenin bir yıl yerine 6 ay olmasının tercih edildiğini; hukuk dünyasından yetkililerin de seçimsiz geçecek dönemin mümkün olduğunca kısa tutulmasının yararı üzerinde durduklarını ifade ederek, kendisinin de aynı görüşü paylaştığını söyledi.
Seçimin ertelenmesi kararının çeşitli platformlarda tartışılmaya başlanması üzerine, “her şey yolunda giderse, 11 Ekim’i beklemeden oturur daha erkene çekeriz” görüşünü 19 Nisan’da ortaya koyduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı, 29 Nisan tarihinde de “Cumhuriyet Meclisi kararı ile 11 Ekim olarak saptanan seçimin, toplum sağlığı için sıkıntı yaratmayacak en erken tarihte yapılmasını yeniden değerlendiririz” görüşünü birkaç kez ifade ettiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle dedi:
“17 Nisan’dan bu yana 2 ayı aşkın bir süredir KKTC’de vaka görülmemektedir. Bu noktada değerlendirme yapıp Dünya Sağlık Örgütü’nün sonbahar uyarısını da dikkate aldığımızda, seçimleri sonbahardan önce tamamlanmasının doğru olacağını değerlendiriyorum. Sağlık açısından olduğu gibi ekonomi açısından da seçimin yapılarak gündemden düşürülmesi sağlıklı olur. Seçim gündemde kaldığı sürece, cumhurbaşkanı-hükümet, hükümet-muhalefet arasında ve hatta hükümetin kendi içinde var olan rekabet sıkıntı yaratmaya devam edecektir.”

YSK, SEÇİMİN ERKENE ALINMASININ SORUN YARATMAYACAĞINI DUYURMUŞTUR

Yüksek Seçim Kurulu açısından da tarihin erkene alınmasının bir sorun yaratmayacağının anlaşıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:
“Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sayın Narin Ferdi Şefik Cumhuriyet Meclisi tarihi erkene çekecek bir karar üretirse seçim takvimin ona göre şekillendirilmesinde hiçbir sorun olmayacağını duyurmuştur. Bunlar ışığında önerim Haziran sonuna kadar Meclis’te alınacak bir kararla, seçim takviminin 45 gün olarak düzenlenmesi ve seçimin 16 Ağustos’ta yapılmasıdır. İkinci tur gerekli olduğu takdirde de bunun 23 Ağustos’ta yapılmasıdır.”

ÖNERİNİN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİNİ SALIK VERİYORUM

Toplantıda gündeme getirdiği önerisine sıcak bakanlar olduğunu ancak Meclis’te çoğunluğu oluşturan partilerin bu öneriye sıcak bakmadıklarını basına da duyurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu öneriyi partilerin kendi gruplarında, yetkili organlarında yeniden değerlendirmeleri salık veriyorum. Çünkü 1 Temmuz’dan itibaren bir açılım oluyor. Bunun kontrollü ve kademeli yapılması en doğrusu olacak. Temmuz – Ağustos ayları ile Eylül-Ekim aylarının kıyaslamasını yaptığınızdan, potansiyel tehlike açısından kuşkusuz ki Ekim’de bir seçimin Ağustos’taki seçime oranla daha riskli olacağı ortadadır” dedi.

KARAR, MECLİS ÇOĞUNLUĞUNA AİTTİR

Tamamen halkın sağlığını ve toplumun ekonomik geleceğini de dikkate alarak, seçim olgusunun seçim yapılarak gündemden çıkarılmasının en doğru tavır olacağını değerlendirdiğini ve toplantıda ifade eden Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:
“Bu kararın alınıp alınmaması Meclis çoğunluğuna aittir. Ben sadece Cumhurbaşkanı olarak değerlendirmelerimi kendileri ve toplumla paylaşmak istedim. Bu önerinin doğru olduğu kanaatimi sürdürüyorum. Sonuçta meclisin aldığı 11 Ekim tarihi var; o tarihin değişmesi ancak meclis kararı ile söz konusu olabilir.”

KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Bir gazetecinin bugünkü hükümet değişikliği ile ilgili sorusuna verdiği yanıtta, şöyle dedi:
“Hükümette kamuoyunun beklenen bir değişiklik vardı. Sayın Başbakan, Sayın Ünal Üstel’in görevden alınarak yerine Sayın Kutlu Evren’in getirilmesini önerdi. Ancak aynı yazıda ikinci bir değişiklik de geldi. Bu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu’nun yerine Sayın Aytaç Çaluda’nın göreve getirilmesi önerisiydi. Bu öneriyi Başsavcılık ile değerlendirmem gerekti. Bilindiği gibi Sayın Çaluda hakkında dokunulmazlığın kaldırılması kararı var, hakkında hazırlanmış bazı iddialarla ilgili dosya var. Başsavcı’dan aldığımız bilgiye göre 15 Eylül tarihli bir duruşma söz konusu. Bu dosyada 37 iddia var. Mahkeme sonuçlanmadan kimseyi suçlu ilan edemeyiz. Ancak hakkında ileri sürülen dosyada yer alan unsurlar, Başsavcı’nın iddiasıyla zemini olan hususlardır. Takipsizlik kararı verilen, geri çekilen bazı unsurlar var, ancak davası devam eden 37 iddia var. Bunlar, Sayın Çaluda’nın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda müdürlük yaptığı döneme ilişkin iddialar. Hakkında böyle iddialar olan bir kişinin, iddiaların müdürlük görevi sırasında oluştuğu bakanlığın başına bakan olarak atanması olabilecek bir durum değildir. Cumhurbaşkanı olarak bunu onaylamam mümkün değildi. Sayın başbakan kabine değişikliğini, iki bakanlıktan bir bakanlığa düşürdü. Benim onayladığım şekilde Sayın Üstel’in yerine yeni bir bakan bugün atanmış oldu”.

BİLE BİLE YANLIŞ YAPMAYI AKLIM ALMAZ

Gazetecinin, veto edilen kişiyle ilgili mahkeme sürecinin hükümet tarafından bilinmesine rağmen bakanlığa atamak istenmesinin parti içi dengeler açısından bilinçli bir hamle mi olduğu sorusuna yanıtında, “Veto kelimesini çok sevmem ama kimseyi üzmek ve kırmak da istemem. Ancak bunun bilinerek yapılan bir hareket olduğunu düşünemem. Bile bile yanlış yapmayı benim aklım almaz” cevabını verdi.

İSTİFA KİŞİNİN ELİNDEKİ BİR HAKTIR

Cumhurbaşkanı Akıncı, bir başka gazetecinin, YDP Genel Başkanı’nın, cumhurbaşkanlığından istifa ederek 45 gün içinde seçimi zorlaması tavsiyesine ilişkin sorusuna verdiği yanıtta, istifanın kişinin elindeki bir hak olduğunu belirterek, “Kullanmak isterseniz kullanırsınız. Rahmetli Cumhurbaşkanı Denktaş bunu zamanında belli bir hedef için yaptı. Ancak biz şimdi sağlık nedeniyle ertelenmiş bir seçimden söz ediyoruz. O erteleme nasıl ortak akılla yapıldıysa, erkene alınması kararının da ortak akılla oluşması çok daha sağlıklı olur. Ben herhangi bir dayatma yapma düşüncesine sahip değilim. Ancak dediğim gibi Cumhurbaşkanı olarak o hak her zaman mahfuzdur” dedi.

ÖNERİ, SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLMELİ

Cumhurbaşkanı Akıncı, içinde bulunulan koşulların sağlıklı değerlendirilmesi durumunda, yaptığı önerinin herkesi akıl yolunda buluşturması gereken bir öneri olduğunu değerlendirdiğini belirterek, “Zorlamayla bir şey yapma düşüncem şu an yok. Gelişmeleri görelim değerlendirmelerimizi yeniden yaparız” dedi.

SON DERECE MAHCUP EDİCİ BİR DURUM

“İçime sindiremediğim bir durumun altını yeniden çizmek isterim” diyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Rum tarafının haftalar önce epidemiyolojik raporu sunduğunu, güncellenmiş ikinci raporu da geçtiğimiz hafta sunduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Biz hala birinci raporu sunamadık. Ben, sağlıkcılarımız, bilim insanlarımız ve uzmanlarımız adına, hükümetin bizi soktuğu bu duruma onlar adına da üzülüyorum. Sanki bu toplumda epidemiyolojik bir raporu hazırlayabilecek yetenekte insanlarımız yokmuş gibi bir görüntüyü vermek, son derece mahcup edici bir durumdur.”
“Hükümetin kapılar konusundaki tutumunun size yönelik bir tavır olduğu yorumlarına katılıyor musunuz” sorusuna, “Sağlık gibi toplumu çok yakından ilgilendiren en önemli olayda, kapılar veya başka konular gündeme geldiğinde bunun Cumhurbaşkanı’na karşı bir tavır olarak algılanır olması son derece üzücüdür. Bu algıya sizi ulaştıran durumlar oluyor ki bunu soruyorsunuz. Böyle olmamalıdır. Hepimiz halkımızın sağlığını düşünüyoruz. Ancak ortada çok ciddi tutarsızlık görünce bunu seslendirmemek olmaz” yanıtını verdi.

HÜKÜMET EDENLER KENDİLERİNİ BU DURUMA DÜŞÜRMEMELİ

Güneyde çalışanlara ‘gidin kalın, gelirseniz karantinaya alırız’ denilirken, sonra da özel izinle uçak geldiğini, gelenlerin ne gümrükten geçtiğini, ne karantinaya girdiğini, ortada iki günde biten bir muamma ziyaret çıktığını anımsatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz bunu söylerken yatırıma karşı mıyız? Asla. Ancak sen devlet ciddiyetini ortaya koyacaksın ki yatırım gelsin. Marina için özel izin verdik dersen, özel izin verdiğin kişileri en azından o bölgeye götüreceksin. Polis raporundan bu insanların karantina otelinde kalmadıkları, bazılarının Mağusa’ya götürüldüklerini öğrendim. Böylesi vahim hatalar yapılmaması gerekir. Bu topluma saygının bir gereğidir. Kendi kendine öz saygının bir gereğidir. Hükümet edenler kendilerini bu duruma düşürmemelidirler” dedi
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar