Eskimolar eskiden ölülerini nereye gömerlerdi?
Bu konuda çeşitli rivayetler var.
Doğru yalan bilinmiyor.
Buzullar içinde yaşayan bu insanlar ölülerini ya denize atarlar, ya buz üzerinde bir delik açarlar oraya atarlarmış.
Yani her ikisinde de suya atmış olurlarmış.
…
Tibetlilerin cenaze törenleri ise, oldukça vahim.
Bunlar ölülerini kasapların et kesmesi gibi parçalıyorlar ve neredeyse yüksek yerlerde yaşadıkları akbabalara atıyorlar.
İnanca göre, akbabalar uçtuğundan, ölenlerin ruhları göğe hızla yükselir.
Akbabalar insan parçalarını yedikten sonra, bazı Tibetliler kafataslarını ve bazı kemikleri kullanarak çalgı aleti yapıyorlar.
Bu acayip geleneği Çin yasaklamasına rağmen, 1980 yılında tekrar serbest bırakıldığı belirtiliyor.
…
Kısacası ne Eskimolarda ne Tibetlilerde mezarlık alanlarının olmadığı anlaşılıyor.
Halbuki mezarlık alanları bir toplumun tarihsel köklerini göstermesi açısından değerli alanlardır ve korunmalıdır.
…
Biz akbabalar tarafından yenmiyoruz.
Ölülerimizi denize de atmıyoruz.
Mezarlık alanlarımız var ve ölsek bile bir karşı toprağımız bulunur.
…
Lakin, mezarlık alanlarını koruduğumuz söylenemez.
Bunları belirli dönemlerden sonra yıkıp atıyoruz.
Eskimolar gibi denizlerde kaybolmuyoruz, Tibetliler gibi akbabalara yem olmuyoruz ama ansızın bir şiro gelip kemiklerimizi darmadağın edebiliyor.
O zaman, Tibetlilerden kalır yerimiz mi oluyor?
Akbabalardan, çakallardan ne farkımız kalıyor?
…
Bir yandan 30 kırk yıllık kayıplarımızı buluyor, kemiklerini bir torbaya dolduruyor, törenler yapıyoruz.
Ki iyi bir şey.
Ama, bir yandan da mezarları yok ediyoruz.
Ki bu da kötü bir şey.
…
Tam bize göre bir çelişki…
…
Bir Pazar yazısında hoş şeyler yazacakken, mezarlık alanına daldık.
Konuyu değiştirelim.
…
Kızılderililer çocuk doğunca çadırdan çıkar çıkmaz doğada ilk gördükleri şeyin adını koyarlarmış.
Akan Su gibi.
Ne güzel.
Baktınız havada bir kartal uçuyor.
Adınız Uçan Kartal.
Baktınız, aslan koşuyor.
Adınız Koşan Aslan.
Bir de baktınız sert rüzgarlar esmekte.
Adınız Esen Sert Rüzgar.
…
Bu adet bizde olsaydı yanmıştık.
Bebek doğdu diyelim, çadırdan dışarıya çıkıldı.
Görünen ilk şey taştan bir sütün.
Adınız Dikili Taş.
Bir başkası çadırdan çıktı, baktı karşıda kurumuş bir çeşme.
Bebeğe isim bulundu işte:
Adı Kuru Çeşme.
…
Bu isimler fena değil de,
Ya bir de karşıda iki köpek çiftleşirken görülse ne olacaktı?
…
…(!)
































