Köşe Yazarları

Siyasetin matematiği ve öğretileri







Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili not düşsem ne yazardım diye düşündüm.




Karmaşık bir cümle çıktı.



Seçmenin hatırı sayılır bir bölümü oy verilen kişiyi tercih ederken, o adaya duyulan bağlılıktan ziyade, diğer bir adaya karşı oluşan olumsuz reaksiyonun etkisi altına kaldı.

Konuyu biraz daha açayım.

İhsanoğlu, “niye İhsanoğlu’ndan” ziyade “niye Erdoğan değil” diye düşünen CHP ve MHP’lilerin oyunu aldı.

Demirtaş “niye İhsanoğlu değil” diyen CHP’lilerin oyunu aldı.

Erdoğan da, ikinci tura kalıp Kürtlerin oyuna muhtaç olmasın diyen MHP’lilerin oyunu aldı. Erdoğan’a, sandığa gitmeyen CHP’lilerle birlikte bence birinci turda seçimi kazandıran bakiye unsur da bu oldu.

Dört ay önceki seçimlerde Erdoğan’ı “hırsız” diye eleştiren MHP’lilerin ciddi bir bölümü “Eğer Erdoğan ikinci tura kalırsa, seçilmek için PKK’ya taviz vermek zorunda kalacak. O yüzden ilk turda güçlü bir şekilde onu Cumhurbaşkanı seçmek lazım…” diye sandığa gitti.

Bu söz türetilmiş politik bir propaganda olarak medyada ön plana çıkmadı. Ancak çok etkili bir tercih nedeni olacak kadar güçlü bir halk yaklaşımı oldu.

Ayni mantıkla önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde Gül eğer partiye şu veya bu nedenden dolayı dönmemişse, AKP’ye Genel Başkan olsun diye düşünen AKP’lilerin bir kısmı da emaneten MHP’ye oy vermelerine şaşmamak lazım.

Siyasetin ve demokrasinin matematiği işte böyle bir şey.

Bu durum bana KKTC’deki en son Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de hatırlattı.

“Niye Eroğlu’ndan” ziyade “niye Talat değil” inanışının daha ağır basması seçimleri Eroğlu’nun kazanmasında bence en önemli etkendi.

Bakalım benzeri bir psikoloji bir sonraki seçimlerde yaratılabilecek mi? Eroğlu bu psikolojiyi tekrar yaratamadığı durumda kazanma şansı yok. Bunu karşısına Akıncı çıkarsa mı yapabilir yoksa Siber veya Özersay mı? Nisan ayına kadar biz de bunu tartışacağız.

       xxx

Siyasetin bir başka öğretisini de dış politikadan verelim.

Suriye’de taraflar birbirini yedi bitirdi. Taş üstünde taş kalmadı.

Konu Türkiye’ye onu giderek istikrarsızlaştıracak müthiş bir mali ve sosyal yük getirdi. Gün geldi uçağı düşürüldü, sınırı delik deşik oldu.

Gazze’de olanlar ve İsrail’in tavrı ortada.

IŞİD’in son bir iki haftaya kadar Irak’ta yaptıkları da ortada.

ABD’den hiçbir hareket olmadı.

Ama ne zaman Kürtler zarar görmeye başladı.

ABD askeri müdahalesini hemen yaptı.

“Stratejik ortak” işte böyle bir şey.

Bunu “köprü” vazifesiyle karıştıranlar var.

“Köprü” görevi enteresan bir görevdir.
Stratejik ortak gibi gözükür ama değildir.

Köprüler de stratejik yapılardır ama düşünürseniz üzerinde yaşanmaz.

Üzerinde gelecek kurulmaz.

Yalnızca gerektiğinde kullanılırlar.

Türkiye’deki Başkanlık seçimleri Batı açısından bu “köprünün” bekçiliğini kimin yapacağı ile ilgili aktif bir şekilde izlenen bir seçimdi.

Erdoğan’a bu görev kaldı ama Batı’nın da ona pek güveni kalmadı.

Bundan dolayı ya alternatif “köprüler” kurularak şu andaki “köprünün” etki alanı daraltılacak ya da “bekçinin” yaklaşımlarında değişiklik olması beklenecek. İkincisinin olması bayağı zor gözüküyor.

Bu duruma, karşı bir hamleyle oluşturulabilecek diğer bir olasılık daha var. Erdoğan’ın Batının güvenini kazanmaktaki “fırsatı” Kıbrıs sorununun çözümündedir. Bu fırsatı hayata geçirmek adına daha önce söz konusu olmayan adımları atabilir. En son “Rum’dan bir adım önde olacağız” da kalmıştık. Bırakıldığı yerden “milli konulara” iyice duyarsızlaşmış kamuoyu etkisiyle devam edilmesi içte de kolaylıkla da anlatılacak bir söylem olmaz mı? 

Biden ve Anastasiadis’in yakın zamanda seçimler sonrasına ve Erdoğan’a atıfta bulunarak verdikleri demeçlerindeki beklenti de bununla örtüşüyor.

Dedik ya siyasetin ve demokrasinin matematiği farklı duygularla şekillenebiliyor. Matematik ilmi gibi zorlayıcı ve herkesin aklının da hemen eremeyeceği bir tarafı var iç ve dış siyasetin.

Buna göre Kürtlerin oyuna kalmasın ve taviz vermesin diye Erdoğan’a oy verip stratejik takılanlar acaba konu Kıbrıs Türklerine gelirse bizi de hatırlayacaklar mı?









Başa dön tuşu