Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

AHŞAP BİR RADYO GİBİ

Müzik kasetleri çıkınca plak satışları etkilenmişti.

Çeşitli marka kasetler üretiliyor; kimisi 60 kimisi 90 dakikalık.

Bilindiği gibi bu kasetlerin “a” ve “b” yüzleri vardı ki, bu, kaset içinde yer alan ses şeritlerinin ikiye ayrılması demekti.

Şarkıların uzunluk sürelerine göre kimi 60’lık kasetlerin bir yüzüne 6-7 şarkı, diğer yüzüne de bir o kadar sığabiliyordu.

Kaset icat edilince, elbette bunları çalacak cihazlar da üretilmeliydi.

Bu cihazların da bin bir türlüsü çıkmış, giderek arabalar için de üretilmişti…

Kasetten önce tekerlek denilebilecek bantlar ve bunları çalan cihazlar vardı.

Yeni bir ürün, eskisini mezarlığa gönderiyordu.

Pikapların icadı ile gramafon nostaljik yerini nasıl almışsa, kaset de tekerlek bantları ve onların cihazlarını aynı yere yolluyordu…

Teknolojideki bu ilerlemeler o kadar hızlı gelişiyordu ki, tekerlek bant derken kaset, kaset derken CD’ler birbirini izliyor ve birdenbire internetin oluşturulması dünyayı bir anda değiştiriyordu…

Şimdi insanlık birbirine daha yakın…

Son 50-60 yıl içerisinde baş döndürücü teknolojik gelişmeler küreselleşmeye ivme kazandırmayı sürdürüyor.

Bu süreçteki mucitler ile birlikte yaşıyoruz; çağdaşlarımızdırlar, hatta bazı mucitler bizlerin yaşlarında, bazıları da bizlerden küçük.

Bizim kuşağımızdan büyük ve kasetin mucidi olan Lou Ottens geçtiğimiz cumartesi günü hayattan ayrıldı.

Öte yandan Facebook’un genç sahibi Mark Zuckerberg 10 yıl içinde ışınlanmanın olacağını duyurdu…

Hız devam ediyor…

Kaset 1960 yılında icat olmuş ve o yıllarda piyasaya sürülmüştü.

Lou Ottens kasetin dünya piyasalarında 100 milyardan fazla satışını gördüğü gibi, icat ettiği ürünün piyasalardan kalkışını da görmüştür.

Plak sanayinin çöküşünü gören büyük plak şirketlerinin sahipleri gibi…

Bu tür icatların arasında pikap ve plaktan tamamen vazgeçildiği söylenemez.

Plak ve pikap üretimi eski düzeyinin çok altında olsa da sürüyor, daha doğrusu bu teknolojiden vazgeçemeyenler pikap ve plak üretimini canlı tutmaya devam ediyorlar, ne kadar tutulabilecekse…

1960’lı ve 70’li yıllarda ülkemizde birçok plak dükkanı açılmış ve bir müddet sonra bu dükkanlara kasetler de girmiş ve adamakıllı gelir getirici bir iş sahası oluşmuştu.

Çarşı pazara çıkanlar bakkala gider gibi plakçılara da uğruyorlardı.

Girne Caddesi’nden Sarayönü çıkışına kadar yürürken sağlı sollu plakçı dükkanlarından müzik sesleri çıkardı.

Terzilerin, berberlerin, kahvehanelerin, kumaş mağazalarının sağlı sollu yerleştiği ve seyyar satıcıların bir yukarı bir aşağı yürüdüğü Lefkoşa’nın bu en bildik ana caddesi sesi açık ahşap bir radyo gibiydi…