Köşe Yazarları

Ah UBP vah UBP






Herkesin bildiği gibi son zamanların en önemli konusuymuş gibi gündeme oturan UBP Genel Başkanlık yarışında işler kızıştı. Yani son aday olan Zorlu Töre’nin de genel başkan adaylarına dahil edilmesiyle 6 isim genel başkanlık koltuğu için yarışacak. Bu isimleri yakın tanıyan birisi olarak sonucu tahmin etmekte zorlanıyorum. Adil ve adaletli bir seçim olmuş olsaydı eğer bazı tahminler yaparak birilerinin kazanma ihtimali var ve sonuç da şu olur derdik. Ama öyle ki sekiz bine yakın üyede kim kimi destekleyecek bilemiyorsunuz.
Zamanında Eroğlu’nun yanına aldığı adamlar onu vurarak oturduğu makamı elinden alarak farklı bir strateji izlemişlerdi. Bugün de yapılmak istenen ona benziyor aslında. Birileri baskıyla ve/veya zorla bir takım üyelikler yazdırtabiliyorsa işte bu zorlamanın geri dönüşümünün nasıl olacağını bilemezsiniz. Yani hal böyle iken Özgürgün’ün beklediği dağlara kar yağabilir.
“Siyasette her şey mubahtır” cümlesini çok duyduk. Hatta o cümlenin siyaset için bilinçli bir şekilde yazıldığını düşünüyorum. Birileri bir şeylerin arkasına saklanmak adına bu cümleyi yaratmış belli. Tam da bizim siyasilerimize cuk diye oturan bir cümle. “Kendi gemisini kurtaran kaptan” misali…
Sayın Özgürgün uzun süren bir sessizlik dönemi geçirdi. Ama bu sessizliğini yavaş yavaş bozmaya başladı. Aslında bakıldığı zaman yalnız kalan Özgürgün için bu zor bir süreçtir. Yanında olmayan insanlar olduğu kadar olanların da olduğunu unutmamak gerekir. Birtakım yön vermelerle hareket eden Özgürgün’e ilk kez üzüldüm. Yani düşünün karşısında 5 değerli isim. Seversiniz ya da sevmezsiniz sonuçta beş farklı isim Hüseyin Özgürgün’e karşı dük mücadelelerini sürdürmeye devam edecek. Hüseyin Özgürgün de doğal olarak “etkiye tepki” misali savunma mekanizması ile birtakım açıklamalarla gündem yaratacak. UBP’nin bölünmesinden bahsetmesine üzüldüm. Kolay mı her partinin kendi içinde yaşanacak prensipleri var. Partililer eğer kendi partilerine sahip çıkıyorlarsa dillerine asla UBP “bölünecek”, “parçalanacak”, “yok olacak” gibi kelimeler eklemez.  Yani partisini gerçekten seven bir genel başkan için bu kelimeler oldukça zor olmalıdır.
UBP, 1975 yılından beri varlığını yüceltmek için çeşitli evrimlerden geçerek ayakta durmasını bilen en köklü ve en geniş tabanlı partilerden birisidir. Sırf kendi çıkarları uğruna yok edilmek istenilen bir partinin tabanı çok önem arz etmektedir. Kolay mı, dünkü isimler bugünkü UBP’yi şekilden şekle sokarak, kendi egolarını tatmin etmekle meşguller. Umarım UBP tabanı, birilerinin çıkarları uğruna harcanmaya çalıştığı UBP’ye sahip çıkarak “dur” der.










Başa dön tuşu