Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“AH BU HAYAT!”

Aslında ayni fasit daire içinde dönen insanlar topluluğu haline geldik.. Sabah ile akşam arası bir hayatı aylar yıllar boyunca hiç değişmeyen o rutin ve can sıkıcı tempoda sürdürüyoruz! Sinemaya bile gitmiyoruz! Okuduğumuz bir kitabı kimseyle paylaşamıyor hatta adından bile söz etmiyoruz! Evden işimize işimizden evimize gidip gelmekle geçen bir hayatı yaşıyoruz.. EN kabadayısından “hayatın artık ne kadar pahalı olduğundan” şikâyet ediyoruz… Bankaların veznelerinden artık kıymeti harbiyelerinin kalmadığından “destelerle” ifade edilen maaşlarımızı aldıktan sonra “zaten bir ay bile dolmadan çarşı pazarda uçup gidecekler” diyerek saymak zahmetine bile katlanmıyoruz!

BIKKINLIĞIN karabasanına düşmüşlükte canımız çok ama çok sıkılıyor! Evdeki “evladı ayanın” da ihtiyaçları var çoğu zaman yetişemiyor, yetiştiremiyoruz… BİTMEZ isteklerle harcamaların altında kalıyor, eziliyor, hiçbir arzumuza yerine getiremiyoruz..

HAYATIN baskılarına dayanamadığımız yerde o korkunç stresin patlamasından dolayı nadide çiçekler gibi dilimize oturmuş “sövgülerden” oluşan  en katmerli kelimeleri; konuşup anlattığımız sorunlarımızla hallerimizin ağzımızda eriyen şekerlemeleri gibi seslendiriyoruz!

VESSELAM çok ama çok canımız sıkılıyor! Bu nedenle kendi kabuklarımıza kıvrık hayatlarımızı yaşarken aslında yaşamıyoruz! Ki bu ülkede artık istense de yaşanamıyor!

***

VE YAŞANAMAMASI İÇİN DE ELDEN GELEN YAPILIYOR: Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki fark 1241 TL’ye çıkıyor!

Domatesin patatesin fiyatlarıyla oynanıyor! Kimin eli kimin cebinde bilinmiyor! Keyfiliğin dik alasında dileyen dilediğince ve artık “Devletin” değil, kişisel irade ve çıkarların doğrultusunda karar veriliyor! Külli irade yitiyor, ferdi irade geliyor!

VE ÖTEDE BİR HABER: Habere göre son 8 ayda Rumlar KKTC de kredi kartları ile sadece akaryakıt ve market alışverişlerinde KKTC’ye 29 milyon yuro bırakmışlar.. “Ki nakit harcamalar henüz hesaplanmaktadır” deniliyor.. VE İŞTE O ÜNLÜ DENETİM SORUNU! Çarşılarımıza akan Yuronun döviz olması gerekir. Oysa deniyor bu alışverişler bile kontrolsüz! Hani şu “denetimsizlik” dediğimizce!

Nitekim Ticaret Odasına göre TC’den Kuzey’e ithal edilip Güney’e denetimsiz geçirilen tuğla, mermer gibi inşaat malzemeleri de var..

KISACA hâlâ oluşturamadığımız, yetkilendiremediğimiz dolayısıyla kurulu sistemlerle kuralların dışına çıkılmasına hatta yasalar dışılıklar söz konusu olmasına karşın; “denetimsizlik” hemen her yerde her ticari ve ekonomik olayda karşımıza (fakat verdiği zararlarıyla) çıkmakta! Üstelik yeni de değil Ta Peyak’lardan, Sanayi Holdinglerinden, Köy Kooperatiflerinden, Gümrüklerden falan… Kaldığınca!

***

PEKİ NEDEN BU DENETİMSİZLİK? Neden Denetimsizlik ulusal hasletimiz haline getirildi?

Kimdi bir zamanlar bu TC’deki lafın sahibi: Galiba İsmet İnönü: “Bir ülkede namus erbabı en az namussuzlar kadar ciddi değillerse o ülkede iş yapmak mümkün değildir” diyordu!”

Vebali ve günahı yıllar yılı “Devleti soyanların, Devleti soyanlarla işbirliği yapan  kodamanların boynuna!

SADECE bu kadar değil ama: Yıllar yılı siyasi partilileşmelerle iktidar muhalefet çekişmeleriyle kaybedilen zamanlar da vardır! “Makamlar uğruna” yapılan erken genel seçimler arifelerinde vaatleri de aşarak resmen “icraat” haline getirilen ve hesapsızca sürekli şişirilen atamalar terfiler olduğunca!

NİTEKİM: Bu ülkede “benim adamım senin adamın” derken gün geldi TC’den akıtılan paralar ne makamlara ne mevkilere ne de baştan tırnağa siyasetle yıkanmış bürokratlara yetti! Ne de gelip giden Hükümetlerin Bakanlıklar kapıları önlerinden ayrılmayan partililere?

SONUÇ! İşte hallerimiz diyoruz! İşte KIB-TEK işte musturaları diyoruz!

Neyse ki arada akılcı kararlar da alına biliniyor. Nitekim:

***

AKILLICA BİRLEŞME: UBP, DP, YDP yerel seçimlerde birlikte hareket etme kararı aldı” deniliyor!

Koalisyon Hükümetlerinde 4’lüsünü de gördüktü ama yerel seçimlerdeki bu 3’lüsü bir ilk olmalı! Ki geçmişteki seçimlerde bazı siyasi partiler “büyüklere fellik olmayalım” düşüncesinden kaynaklı  “rüşt ispatı kaygısından” olmalı ıkınıp sıkınıp tek başlarına seçimlere katılırlardı da ne? Sonuç sadece üzücü olmaz fiyasko olurdu!

NEYSE tutun ki Sağ cenah siyasi partiler bu kez Sol partilere daha doğrusu CTP’ye baydayı attılar.. Tabi bu konuda yorum yapmak henüz erken… Hele bir de  Belediyelerin ortak Başkan ve öteki  adaylarını da görelim.