KıbrısManşetRöportaj

Serdar Denktaş adaylığa göz kırptı


Demokrat Parti Lefkoşa Milletvekili Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Havadis’in sorularını yanıtladı. Denktaş, vatandaşlardan adaylığı konusunda olumlu izlenim aldığını söyledi

 

BAĞIMSIZ: Denktaş, aday olmaya karar vermesi halinde bağımsız olarak seçime gireceğini vurguladı. Denktaş, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, partilerin kemikleşmiş kesimi dışındaki seçmen, adayın özelliklerine göre tercih yapıyor. Bu yüzden bağımsız aday olmalıyım” dedi

“YDP İLE GÖRÜŞTÜK AMA”: Cumhurbaşkanlığı seçimleri için YDP ile iş birliği yapacağı söylentilerine de yanıt veren Denktaş, görüştüklerini ancak konuşulan net bir şey olmadığını kaydetti. Denktaş, “Hiçbir parti tabanından destek almadan da aday çıkabilirim. Ben insanımıza güveniyorum” dedi

“ERKEN SEÇİM LÜKS”: Denktaş, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından erken genel seçim konusuna ise sıcak bakmadığını belirtti. Denktaş, “Hükümetler doğal seçim sürecine kadar devam etmeli. Ülke her yıl yeni bir hükümet, her iki yılda da yeni bir seçimi, kaldırabilecek lükste değil” dedi

“YAŞAYARAK ÖĞRENDİ”: Denktaş: Cumhurbaşkanı Akıncı, kendi savunduğu düşünceler doğrultusunda, çözüme ulaşmak için samimi bir uğraş verdi ama Rum tarafının uzlaşmazlığını yaşayarak öğrenenlerden biri oldu. Bence en eksik tarafı, farklı düşünceleri içselleştirememiş olması

 

 

Pınar BARUT

Seçimlerin yaklaşmasıyla, siyaset kulislerinden sokağa inen Cumhurbaşkanlığı adaylarının kim olacağı sorusu henüz netlik kazanmazken, olası adaylar uzun süredir dillendirilmeye devam ediyor.

Sağ ya da sol partiler tek aday üzerinde birleşecek mi, çok adaylı bir seçim mi olacak sorularının havada uçuştuğu bu günler, 2020 Cumhurbaşkanlığı seçiminin, geride kalan seçimlerden daha farklı bir havada geçeceğine işaret ediyor.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı, olası adaylar ve seçim atmosferi hakkında Havadis’e değerlendirmelerde bulunan Lefkoşa Milletvekili Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı makamının, ülkenin uluslar arası alanda imajını çizen bir makam olduğuna dikkat çekerek, belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin parti üstü seçimler olduğunu söyledi.

Son dönemlerde ortaya çıkan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde YDP-DP ortaklığı sorularını da cevaplayan Denktaş, çarpıcı açıklamalarda bulundu, “Ben partilere değil, halkımıza güveniyorum”

 

Serdar Denktaş: Adaylık kararımı, bütçe ve rakiplere göre netleştireceğim

Demokrat Parti Genel Başkanlığından Eylül ayında istifa eden Lefkoşa Milletvekili Serdar Denktaş, 2020 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağıyla ilgili henüz karar vermediğini ve düşünme aşamasında olduğunu söyledi.

“Hiç bir kampanya parasız olmaz” diyen Denktaş, adaylığını netleştirme konusunda, bir kaç önemli noktanın açığa kavuşmasını belirterek, adaylık süresince yürütülmesi gereken propaganda çalışmaları için bütçe ihtiyacının öncelikli konu olduğunu vurguladı.

Denktaş “Karşımdaki rakiplerin nasıl bir mali güçle çıkacağını görmek isterim. Ona göre bir tavır alacağım. Altından kalkabileceğim bir yük ise ne ala” diyerek, partisi Demokrat Parti’nin borcunun da hala kendi üzerinde olduğunu, bunu yüzden yeni bir borçlanma da yapamadığını açıkladı.

Adaylığı konusunda, netleşmesini beklediği bir diğer konunun da, adayların sayısı ve rakiplerinin kimler olacağı olduğunu ifade eden Denktaş, çok adaylı bir süreç olacaksa ona göre bir hazırlık, az adaylı bir süreç olacaksa da farklı bir hazırlık sürecine gireceğini belirtti.

 

“Aday olursam, seçimlere bağımsız gireceğim”

Cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda, vatandaştan aldığı izlenimin olumlu yönde olduğunu, aday olmaya karar verirse, bağımsız aday olarak seçime katılacağını açıklayan Denktaş, 30 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve kapısından içeri giren hiç kimseye hangi partiden olduğunu sormadan, haklı gördüğü her durumda yardımcı olmaya çalıştığını söyledi.

“Önüme getirilen konuları çözememiş olabilirim, çözülemeyecek bir şey olduğu için kabul etmemiş de olabilirim ve bu nedenle kırmış olduğum bireylerde olabilir ama bilerek kimseye de bir kötülüğüm olmadı” diyen Denktaş, bu sebeple her partinin tabanında elinin ve yüreğinin değdiği birileri olduğunu belirtti.

Denktaş, “Bunun için, aday olacaksam bağımsız olmalıyım dedim ki, herkes daha rahat seçimini yapabilsin benden yana. Zaten belediye ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri parti odaklı olmuyor. Partilerin kemikleşmiş kesimi dışındaki seçmen, adayın özelliklerine göre seçimini yapıyor” dedi.

 

“Genel başkanlıktan, aday olmak isteyenlerin önünü açmak için erken ayrıldım”

Geçtiğimiz Eylül ayında, uzun yıllardır sürdürdüğü Demokrat Parti Genel Başkanlığından, hem aday olmak isteyenlerin önünü açmak hem de parti başkanı olarak gidemediği ve temas kuramadığı insanlarla daha rahat temas kurmak amacıyla erken ayrıldığını belirten Serdar Denktaş, sonraki süreçte de doğru bir karar verdiğini daha iyi anladığını ifade etti.

Denktaş, “Şu anda, Cumhurbaşkanlığı adaylığımı bu dönem mi yapsam yoksa bir dahaki döneme mi saklasam noktasında düşünüyorum. Bahsettiğim bütçe ve adaylar konusu da açıklığa kavuşturduktan sonra Aralık ayı bitmeden kesin bir karar vereceğim” dedi.

 

CB seçimleri konusunda YDP-DP ortaklığı görüşüldü mü?

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Yeniden Doğuş Partisi ile tek aday çıkarma konusunda iş birliği yapacağı söylemleri hakkında da konuşan Denktaş, YDP ile net olarak konuşulan bir şey olmadığını ama iki partinin görüşmelerinde bu konunun etrafında dolaşıldığını belirtti.

“YDP ile mecliste birlikte hareket etmek için görüşmelerimiz oldu. İki kez bir araya geldik. Mecliste de bazı adımları birlikte atıyoruz. Soruşturma önergeleri verdik, bazı konulara birlikte karşı çıktık” diyen Denktaş, bunlara rağmen uzlaşmadıkları konular da olduğunu, YDP kanadından daha önce birkaç kez ‘Sağ’da ortak aday bulalım’ çağrısına da karşılık verenin olmadığını hatırlatarak, kendisi adaylığı hakkında henüz net bir karar vermiş olmamasından dolayı böyle bir anlaşmanın söz konusu olamayacağını söyledi.

Denktaş, “Bir parti ile ortak hareket etme noktasına gelebilmek için önce aday olup olmamaya karar vermek lazım ki, partileri ziyaret edip görüşmeler yapabilesiniz. Yani YDP tamam derse aday olacağım, demezse olmayacağım diye bir durum yok. Hiçbir parti tabanından destek almadan da aday çıkabilirim. Çünkü ben insanımıza güveniyorum” dedi.

 

“Benim Gençlik Örgütüm Harmancı’yı desteklemişti”

Belediye ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, önemli olanın partilerin aldıkları kararlar olmadığını söyleyen Denktaş, pati üyelerinin illaki partinin aldığı kararlara göre hareket etmediğini, bunu kendisinin de birçok kez deneyimlediğini vurguladı.

“Eroğlu’nu desteklerken de başımıza geldi bu durum. Aslında kendi partisi bile desteklemedi Eroğlu’nu. Belediye seçimlerinde de yaşadık aynı şeyi. Partinin aldığı karara rağmen, benim gençlik örgütüm geldi ve ‘Kusura bakma başkan, biz Harmancı’ya destek vereceğiz’ diye bana çok açık söylediler” diyen Denktaş, büyük bir partisiz seçmen kitlesi olduğunu ve seçimin kaderini de onların belirlediğini savundu.

Denktaş, “Ne yapacağınız, ne söyleyeceğiniz, ortaya ne hedef koyacağınız ve nasıl bir kampanya yürüteceğiniz gibi faktörler, sonucu etkileyen faktörlerdir. Çünkü adayları sürekli izleyip, son hafta içinde karar veren, yüzde 35’lik bir kesim var. Dolayısıyla, illa ki bir parti ya da birileri bana destek versin, garantiye alayım da ona göre aday çıkayım gibi bir durumum yok” dedi.

 

“Vatandaş, düğününe, sünnetine gidene oy verirse sonuç değişir”

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olacakları söylenen parti başkanları için yorum yapmamayı tercih eden Denktaş, “Benim muhtemel rakip adaylar hakkında şu an yorum yapmam doğru olmaz” diyerek, Cumhurbaşkanlığının önemli bir makam olduğunu, tecrübe, vizyon, halkın bütünüyle ilişkiler, toparlayıcı olabilme ve her kesime aynı yaklaşımı sergileyebilme gibi özellikler içermesi gerektiğini söyledi.

Bütün bunlara rağmen de, asıl önemli olanın vatandaşın bakışı olduğunu hatırlatan Denktaş, “Vatandaş eğer, düğünüme, sünnetime, cenazeme gelene oy vereyim yaklaşımını sergilerse farklı bir sonuç, tecrübeye bakayım, gelecekle ilgili ne vaat ediyor, yapacakları nelerdir diye bakayım, ona göre oy vereyim derse, daha başka bir sonuç ortaya çıkar” dedi.

Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’nın çok yetkili bir makam değil, çok etkili temsili bir makam olduğunu söyleyerek, adaylıkların kesinleşmesinden sonra yorumlarını yapacağını belirtti.

 

“Ülkenin erken genel seçim lüksü yok”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen sonra bir genel seçim yapılacağı iddiaları hakkında da görüşlerini sorduğumuz Serdar Denktaş, kuruluşundan bu yana, bu hükümetin doğal seçim sürecine kadar devam etmesi gerektiğini vurguladığını anlatarak, her yıl yeni bir hükümetin ya da her iki yılda bir yeni bir seçimin, bu ülkenin kaldırabileceği bir lüks olmadığını savundu.

“Hükümet devam etmeli ve seçimler zamanında yapılmalı. Yoksa bu ülkeye yazık. Hem maliyet yükü var hem de insanları yoruyoruz” diyen Denktaş, her hükümet değişikliğinde, bir de müdür ve müsteşarların değişmesinden, nezaket ve hayırlı olsun ziyaretleri yapılmasından dolayı iş yapmanın zorlaştığını belirtti.

 

“Akıncı, Rum tarafının uzlaşmazlığını yaşayarak öğrendi”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Cumhurbaşkanlığı süreci ve performansı hakkında da yorumlarda bulunan Denktaş, Akıncı’nın, kendi savunduğu düşünceleri doğrultusunda, çözüme ulaşmak için samimi bir uğraş verdiğini ama Rum tarafının uzlaşmazlığını yaşayarak öğrenenlerden biri olduğunu ileri sürdü.

“Bence Akıncı’nın en eksik tarafı, farklı düşünceleri hiç içselleştirememiş olmasıdır” diyen Denktaş,  farklı bir şey söylendiğinde, Akıncı’da bir de bunu düşüneyim yaklaşımını hiç görmediğini söyleyerek, “Kendi düşüncesi açısından çözümü yakalayabilmek uğruna gösterdiği performansla birlikte, halkın bütününün talebi nedir diye düşünerek adımlar atsaydı daha başarılı bir noktaya gelirdi” dedi.

 

“Akıncı ile saygı duyduğum bir süreç yaşadık, dostluğumuz da devam edecektir”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için, içten ya da dıştan, saygısızlık diye addedebileceği bir şey olduğunda, o makamı korumak adına, her zaman yanında olmaya ve destek vermeye gayret ettiğini anlatan Serdar Denktaş, “Benim fikrime göre yanlış yaptığını düşündüğüm zamanda, bunu kapalı kapılar ardında tartıştık. Çünkü o makamı yıpratmamamız lazım” diyerek, Cumhurbaşkanlığı makamının dünya nezdinde KKTC’nin imajını çizen bir makam olduğunu hatırlattı.

“Dün Rauf Raif Denktaş o makamdaydı, sonra Sayın Talat geldi, bu gün Sayın Akıncı var, yarın da bir başkası gelecek. Dolayısıyla o makamı yıpratmamamız lazım” diyen Denktaş, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın kendisine göre en büyük yanlışının ‘İlla ki çözüm olacak, ihtiyacımız var çözüme’ şeklinde beyanları olduğunu, bununda her halükarda bir müzakerecinin masadaki savunma gücünü azalttığını söyledi.

Denktaş “Yani sen mecbursan çözüme, ben sana niye kendimce hak ettiğinden fazlasını vereyim ki diye bir tavır içine girer karşı taraf. Biraz daha dayanayım da, Akıncı’dan daha fazlasını alayım diye bir düşünceye girer. Nitekim yaşadığımız da odur. Onun dışında saygı duyduğum bir süreç yaşadık kendisiyle. Dönemin sonunda da dostluğumuz devam edecektir” dedi.

 

“Ben de Talat’a bir türlü anlatamadım”

Geçtiğimiz gün, Havadis’e verdiği mükafatta, zamanında Serdar Denktaş’a ‘Sağ’da çözüm isteyen kişi sen ol’ dediğini, Denktaş’ın da kendisini dinlemediğini, halbuki bunu yapması durumunda birinci parti olacağını söyleyen 2.Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın sözlerine de yanıt veren Denktaş, barışın hemen şimdi demekle olmadığını anlattı.

“Benim de Talat’a anlatamadığım, bu ülkede barış istemeyen tarafın Rum tarafı olduğu. Bunun da nedeninin üçüncü dünya ülkeleri olduğu gerçeğidir” diyen Denktaş,  bazı arkadaşların aksine, kendisinin Rum tarafını düşman olarak görenlerden olmadığını, geçmişte yaşanılan çok acı tecrübeleri unutanlardan da olmadığını ama bunları unutmadığı için geleceğini tıkayanlardan da olmadığını belirtti.

Denktaş, “Her Kıbrıslı Türk çözümü ister. Çünkü 1974 yılından beri barış var. Biz onları öldürmedik, onlarda bizleri. Bu yüzden Rum tarafı günden güne zenginleşti. Türk tarafı da tüm kısıtlamalara rağmen, yeterince olmasa bile zenginleşti. Dolayısıyla barış var. Var olan barışı sürekli kılmak ve karşı tarafla bir ilişki içinde olabilmeyi başarmaktır benim aklımdaki çözüm” dedi.

 

“50 yıldır dirsek çürütüyoruz. Artık yeni bir ‘havuç’ lazım”

Herkesin, ‘Türk tarafı da barış istiyor, Rum tarafı da. Neden olmuyor bu iş o zaman?’ diye sorduğunu söyleyen Denktaş, dünyanın ve 3. dünya ülkelerinin aklının bu anlamda karışık olduğunu, 1960 Cumhuriyetinden elde etiğimiz hakları konuştuklarını ama 1960 Cumhuriyetinden hak elde edilmediğini, hak veren iki taraftan biri olunduğunu belirtti.

“Rum işgal etmeye kalktı, koruduk kolladık. 1983 yılında da dedik ki, biz kendi hakkımızı kullanıyoruz ve devleti ilan ettik” diyen Denktaş, aradan geçen elli yılda, Rum tarafının kendi düzenini kurduğunu, Türk tarafının da kendi düzensizliğini düzen haline getirdiğini, bunun da düzeltilebileceğini ifade ederek, olması gerekenin, iki tarafın da bir sınır konusunda bir de mülkiyet konusunda bir yerde uzlaşması olduğunu savundu.

Denktaş, “Güç paylaşımı olmayacak. Dünyanın bu tavrı ile Rum tarafının bizimle güç paylaşmak için bir noktaya gelmesi mümkün değil. Yok, efendim mülkiyetlerine geri dönecekler, o yüzden mümkündür. Mülklerine geri dönecek olanlar, Rum nüfusunun içinde azınlık konumda artık. Dolayısıyla o bir havuç olmaktan çıkmış durumda, başka bir havuç vermeliyiz” dedi.

Anlaşma masasında 50 yıldır dirsek çürütüldüğünü ve bir yere varılamadığını, bir 50 yıl daha bununla uğraşılmaması gerektiğini savunan Denktaş, “Peki, nedir bu yeni havuç? İlişkileri düzeltelim, dünyayı buna ikna edelim ama hep bir ağızdan. Türkiye ile daha iyi ilişkiler, Türkiye ile serbest ticaret, Türkiye’nin kendileri açısından bir tehdit olarak görülmesinin sona erdirilip, onlar için de bir fırsat olduğunun ispat edileceği bir düzenleme. Bu tek taraflı adımlar yapılabilir” dedi.

 

“Ellerinden gelse Sarayönü’nde bizim nefes almamızı bile engelleyecekler”

Talat’ın, ‘Sağ’da barış isteyen yok’ eleştirilerine, “Öyle bir şey yok” diye cevap veren Denktaş, Talat’ın da, 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı sürecince gerçeği gördüğünü söyleyerek, “Ellerinden gelse Sarayönü’nde bizim nefes almamızı bile engelleyecekler” sözü benim değil Talat’ındır” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da beş yıldır çözüm için uğraştığını hatırlatan Denktaş, Türkiye’nin Crans Montana sürecinde ortaya koyduğu kartların inanılmaz olmasına rağmen, sonucun yine değişmediğini ve Rum tarafının her şeyi reddettiğini, bütün bunları gördükten sonra, hala kendi kendimizi suçlamaya devam etmemizin, iç siyasi tasarruf nedeniyle yapıldığını öne sürdü.

Denktaş, “Hâlbuki dünya tarafından Rum tarafının ihtiyacının ortadan kaldırıldığını görsek ve kendi devletimize sahip çıkmaya başlasak daha iyi olacak. Mesela, bu devletin, geleceğimizle ilgili en önemli teminat olduğunu anlasak ve bu anlamda hep birlikte konuşsak. Farklı farklı düşüncelerimiz ve metotlarımız olabilir, ama işin esasında uzlaşabilsek, dünya bize daha fazla saygı duyacak. Çünkü kendi kendimize saygı duymaya başlayacağız. Bunun neticesinde Rum zaten bize saygı duyacak” dedi.

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı