KıbrısManşet

Adaletin peşinde 4 yıl


Arif Ummak’ın, Geçitkale’de şüpheli bir olay sonucu yaşamını yitirmesinin üzerinden 4 yıl geçti. Acısı ilk günkü gibi taze olan aile oğullarının kendi hatası sonucu ölmediğini, olayın aydınlatılamamasının sebebini ise polisin tavrı olduğunu savunuyor

“ADALET İSTİYORUZ”: Arif Ummak’ın annesi Emine ve babası Hüseyin Ummak, çocuklarının ölümünün 4’üncü yılında da olayın yaşandığı yerde çiçek bırakarak, mum ve tütsü yaktı, oğullarını andı. Geride kalan 4 yılda acısı hiç dinmeyen aile olay yerinde “Polis görevini yap zanlıları tutukla” yazılı pankart açtı

 

YARGIÇ ‘ŞÜPHELİ’ DEMİŞTİ: Davaya bakan Kıdemli Yargıcı Ayşen Toroslu ise 2017’de uzman tanığın raporuna dayanarak polisin soruşturmasının tutarsızlığına bulgu yaparak tahkikatın yenilenmesini talep etti. Polis, aynı bulgulardan hareketle yeni bir uzman tanık görüşü ekleyerek, eski tahkikatını yeniden mahkeme önüne sundu

 

“GEREKİRSE AİHM’E GİDECEĞİZ”: Aile yaşanan bu süreci, “polisin suçluları koruması” olarak değerlendiriyor. Avukatları Öncel Polili ise  düzgün bir tahkikat yapılmadığı gerekçesiyle, Polis Genel Müdürlüğü’ne ve bu olayda sorumlu olabilecek 7 polis aleyhine tazminat davası açtıklarını kaydetti. “Davanın peşini bırakmadık” diyen Polili, gerekirse AİHM’e gideceklerini söyledi

 

AİLEYE VE EKİBE SALDIRI: Havadis ekibi Emine ve Hüseyin Ummak’ın çocuklarını anmak için yaptığı etkinliği takip ederken, Abdülselam Coşkun’un “Bunlar şov yapıyor, boş işlerle uğraşmayın, neyin haberini yapacaksınız” şeklindeki sözlü saldırısına maruz kaldı. Coşkun, aileye hakaretler yağdırarak, baba Hüseyin Ummak’a yumruk atmaya çalıştı. Konu polise yansıtıldı

 

Pınar BARUT

Geçitkale’de 2015 yılında, çalıştığı şirkete ait TIR’ın, iddiaya göre ileriye atılması sonucu elektrik direğine çarpan kapısı ile araç kabini arasına sıkışarak, feci şekilde can veren Arif Ummak’ın ölümünün üzerinden dört sene geçti. Yaşanan acı olaydaki aydınlatılamayan noktalar ise hala gizemini koruyor.

Polis, yaptığı tahkikat sonucu, yaşananların Arif Ummak’ın hatası sonucu meydana geldiğini ve olayın bir kaza olduğunu ileri sürerken, 2017’de Mağusa Kaza Mahkemesinde dinlenilen uzman tanığın raporu duruma farklı bir boyut taşıdı.

 

Arif Ummak’ın, vitesi takılı ve el freni çekilmiş olan aracı, hem çalıştırıp hem de aracın kapısı ile kabini arasında sıkışarak ölmesinin mümkün olmayacağını, olayda başka birinin varlığından şüphe edilebileceğini söyleyen uzman tanık raporu üzerine Mahkeme, polisin, kazanın oluş şekli ile ilgili yaptığı tespiti teyit eden hiçbir ifade bulmadığını söyleyerek, tekrar tahkikat istemiş ve dosyayı polise gönderdi.

 

Ummak ailesine ve ailenin avukatı Öncel Polili’ye göre, polisin, “soruşturmayı daha derin nasıl yaparım ve mahkemenin dediği şekilde başka birisinin orada olduğunu nasıl bulurum” diyerek araştırma yapmak yerine, Türkiye’den bir uzman tanık getirtip, daha önce iddia ettikleri şekilde, el freni çekili ve vites içindeyken, kontak anahtarının çevrilmesi sonucunda bir hareket olduğuna yeniden kanaat getirmesi, olayın aydınlatılmasına dair hiçbir gelişme yaşanmamasına sebep oldu.

 

Ummak ailesi, dört yıldır olayla ilgili hiç kimsenin gözaltına alınmadığını, şüphelendikleri kişilerin polis tarafından korunduğunu ve çıkar amaçlı verilen yalan ifadelerle, gerçeğin saklandığını iddia etti.

 

Bu arada Ummak ailesi oğulları Arif’in ölüm yıldönümünde, olayın yaşandığı yere giderek ama etkinliği gerçekleştirdi. Havadis ekibi de Emine ve Hüseyin Ummak’ın oğulları için gerçekleştirdiği mütevazi anma etkinliğini takip etti. Olayın yaşandığı yerde yapılan anma etkinliği sırasında aile ile Havadis ekibi sözlü ve fiziki saldırıya mağruz kaldı. Havadis ekibi aile ile birlikte Geçitkale Karakolu’na giderek, Abdülselam Coşkun’un, haberin yapılmasını engellemeye yönelik saldırısı nedeniyle şikâyette bulundu. Abdülselam Coşkun, polis tarafından karakola çağrılarak ifadesi alındı.

 

Baba Hüseyin Ummak: Sen neyi yapmadın?

Geçitkale’de 2015 yılında yaşanan acı olayda hayatını kaybeden Arif Ummak’ın ölümündeki sır perdesi hala aralanamadı. Ummak ailesi, dört yıldır oğullarının hasretiyle yanıyor.

Anne Emine Ummak ve baba Hüseyin Ummak, bu yılda, olayın yaşandığı yerde mumlar ve tütsüler yakarak, oğullarını andı, pankartlar açarak adalet diye haykırdı.

Oğullarının öldüğü yerde, aynı şirketin, hala yasadışı şekilde yük indirip bindirdiğini iddia eden baba Hüseyin Ummak, polisin bilerek bu olayın üstünü örttüğünü, suçluların korunduğunu, ilk günden itibaren yalan ifadeler verildiğini söyleyerek “Polis, olay günü ‘Ben yapmadım’ diye bağıran kişiye konuşması için baskı dahi yapmadı. Dört yıldır soruyoruz, sen neyi yapmadın?” dedi.

 

Anne Emine Ummak: Herkes biliyor, ama susuyorlar

Oğlunun hayatını kaybettiği yere çiçekler bırakan ve fotoğrafını bir an bile elinden bırakmayan acılı anne Emine Ummak ise, duruma isyan ederek, sorumluların hayatlarına devam ederken, kendilerinin dört yıldır hayattan koptuklarını, ailelerinin darmadağın olduğunu söyledi.

“Benim oğlumun bir katili var” diyen anne Ummak, “Köydeki herkes biliyor. Basit bir şirket bütün köyü susturdu. Kime gittiysem, sadece dinlediler, başlarından attılar” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

 

Mahkeme “Şüphe var” demişti

Ummak’ın davasının ikinci yılı olan 2017’de, Kıdemli Yargıç Ayşen Toroslu, Arif Ummak’ın, kendi dikkatsizliği sonucu kendi ölümüne sebebiyet verdiği tahkikatla ilgili, huzurundaki şahadetin, eksik ve çelişkiler içerdiği kanaatine varmış ve Ummak’ın başka şahıs veya şahısların, kasıt veya ihmali neticesinde ölmüş olabileceğinden şüphelenmişti.

Toroslu, “Tahkikattaki eksiklik, uzman tanık olan Makine Mühendisi Ayer Yalkıner’in şahadetiyle birlikte değerlendirildiğinde, müteveffa Arif Ummak’ın ölümünde, başka şahıs veya şahısların, kast, ihmal veya fiillerinin etken olabileceği, ihtimal ve şüphesi mevcuttur.” diyerek, huzurundaki şahadette net olarak bir kişiyi işaret etmenin mümkün olmadığına ve bu yönde yeterli şahadet olmadığına dikkati çekmişti.

Mahkeme, yeterli sebebin var olduğu bu şüphesi üzerine, saptanamayan, aleyhinde cezai kovuşturma başlatılması gereken kişi veya kişilerin tespiti için, ileri tahkikat yapılması yönünde bir karara varmış ve dosyanın, Gazimağusa Polis Müdürlüğü’ne gönderilmesine emir vermişti.

 

Polis aynı görüşü savundu: Arif Ummak, kendi hatası sonucu öldü

Bir yandan hemşirelik okulu öğrencisi olan diğer yandan da köydeki inşaat şirketinde, ilkokul yıllarından itibaren yarı zamanlı olarak çalışan Arif Ummak’ın davasının ilk uzman tanık raporunda, olayda ikinci bir kişinin varlığına işaret edilmesi ve kıdemli Yargıç Ayşen Toroslu’nun, tekrar tahkikat yapılması yönündeki kararı üzerine, polis, yaptığı ikinci tahkikatta da, ilk tahkikat dosyasındaki iddialarını devam ettirdi.

Polisin, görüşünü, Türkiye’den getirdiği bir başka uzman tanığın raporuyla da destekleyerek, dosyayı tekrar mahkemeye sundu ve Arif’in ölümünün kendi hatası sonucu olduğunu bildirdi.

Ailenin ısrarlı adalet arayışına rağmen hafta içinde 4. yılını dolduran olayda, Ummak ailesinin ifadesiyle bir arpa boyu yol alınamadı.

Mahkeme yargıcının da yetersiz bulduğu tahkikatı yapan polislerin, olayın ilk gününden itibaren görevini yapmadığını iddia eden aile, acı olayın 4. yıl dönümünde de pankartlarla polise seslendi

Polili: Aynı tahkikat dosyasını tekrar sundular

Ummak ailesinin avukatı Öncel Polili, mahkemenin, Arif Ummak’ın kendi hatası sonucu öldüğü iddialarına itibar etmeyerek, bunun mümkün olamayacağını söylediğini hatırlatarak, buna rağmen polisin ‘soruşturmayı daha derin nasıl yaparım ve mahkemenin dediği şekilde başka birisinin orada olduğunu nasıl bulurum’ diyerek araştırma yapmak yerine, Türkiye’den bir uzman tanık getirtip, daha önce iddia ettikleri şekilde, el freni çekili ve vites içindeyken, kontak anahtarının çevrilmesi sonucunda bir hareket olduğuna yeniden kanaat getirdiğini belirtti.

 

İkinci tahkikat talebi reddedildi

 

Polili’nin, “Aynı tahkikat dosyasını sunmuş oldular” dediği tahkikat sonucunda da, tekrardan adli ölüm tahkikatı yapılması için mahkemeye başvurulduğunu ama mahkemenin verdiği kararda, Ölüm Sorgu Yargıçları Yasası olan Fasıl 157’ye göre ‘mahkeme bir kez denetleyebilir, ikinci kez görüşülemez’ dediğini ve talebi reddettiğini söyledi.

Şu an dosyanın kapanmış gibi göründüğünü söyleyen Polili, son kararla ilgili savcılığın kararı Yüksek Mahkeme’ye götürerek, istinaf ettiği bilgisini de paylaştı.

 

“Aile, tahkikat sırasında bilinçli şekilde uzaklaştırıldı”

Bu gibi meselelerde, özellikle AİHM sözleşmesinin 2. maddesi olan ‘Yaşam Hakkı’ çerçevesinde, eğer sorgulamayı olumsuz etkilemeyecekse, ailenin de gelişmelerden haberdar olma ve yapılan testleri görme hakkı olduğunu belirten Polili, “Ama bizim anlamadığımız bir sebepten dolayı ikinci kez TIR denendiğinde, aile süreçten bilinçli bir şekilde dışlandı.Aileyi de oraya alsalar ne olacaktı” diyerek, bunun çok büyük şüphe doğuran bir nokta olduğunu söyledi.

 

“Polise tazminat davası açtık, gerekirse AİHM’e gideceğiz”

Polisin düzgün bir tahkikat yapmaması sebebiyle, Polis Genel Müdürlüğü’ne ve bu işte sorumlu olabilecek 7 polis memuruna karşı tazminat davası açtıklarını ifade eden Polili, aile ile birlikte davanın peşini bırakmayacaklarını, gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeyi düşündüklerini de sözlerine ekledi.

 

Aileye ve Havadis Ekibi’ne sözlü taciz

Havadis Ekibi olarak, acılı ailenin adalet arayışını kamuoyuna duyurmak maksadıyla haber yapmak için gittiğimiz olay yerinde şok edici bir taciz ve saldırı ile karşılaştık.

Aile ile birlikte olay yerinde haber yaptığımız sırada, yaklaşık 150 metre ileride bulunan bir oto tamirci dükkânından çıkan ve adını sonradan öğrendiğimiz Abdülselam Coşkun isimli şahıs, önce muhabirimize sözlü tacizde bulundu.

“Bunlar şov yapıyor, bak ben de halay çekiyorum, ben de şov yapıyorum, gel beni de çek, boş işlerle uğraşmayın, neyin haberini yapacakmışsınız” diye bağırarak haber yapmamızı engellemeye çalışan şahıs, sonrasında ise aileye hakaretler yağdırarak, acılarıyla alay etti.

“Ne var oğlun öldüyse, kaç sene geçmiş üzerinden, hala poz verip şov yapıyorsun” diyerek baba Hüseyin Ummak’ın üzerine yürüyen Abdülselam Coşkun isimli oto tamircisi, babaya yumruk atmak için hamlede bulunduğu sırada, araya giren şahıslar tarafından engellendi.

Abdülselam Coşkun isimli şahsın “Ne var oğlun öldüyse, şov yapma” şeklindeki sözlü saldırıları sonrasında “Benim evladım dağ gibiydi” diye haykıran anne Emine Ummak, sinir krizi geçirdi  

Anne baygınlık geçirdi

Acılı aile ile haber yaptığımız sırada uğradığımız saldırı sonucunda, evlat ateşi yeniden alevlenen anne Emine Ummak, olay yerinde sinir krizi ve baygınlık geçirdi.

Geçitkale polisinin olay yerine gelmesiyle gözaltına alınan şahıs hakkında, muhabirimiz ve Ummak ailesi karakola giderek şikâyetçi oldu. Polisin soruşturması devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı