Köşe YazarlarıManşet

Açılım felakete dönüşür mü?

Başaran Düzgün yazdı


Televizyonda meclis toplantısını izliyorum.
Zaten fiilen izleme olanağı yok bu günlerde.
Çünkü meclis sert tedbirler aldı.
Milletvekillerinin ziyaretçi kabulü yasaklandı.
Vekillerin dışında kimse giremiyor.
Basın mensupları bile.
Meclis kendi kurduğu kamera düzeni ile toplantıları canlı yayınlıyor.
İsteyen televizyonlar veya internet siteleri oradan alıp yansıtıyorlar.
Memleket normale döndü, meyhaneler dahil her yer tıkabasa doldu ama meclis kendini sert kurallarla koruma noktasında kararlı görünüyor.
Neyse meclisteki tartışmaları izliyorum ve bende oluşan izlenim şu oluyor;
Anamuhalefet lideri Tufan Erhürmen konulara ve dosyalara hakim.
Hükümetin gerek coronavirüsle ilgili aldığı veya alamadığı tedbirler ve gerekse daha 3-4 gün önce açıklanan ekonomik paketle ilgili birçok soru soruyor Erhürman.
Yanıt alamıyor.
Veya Başbakan dahil bakanlar farklı yanıtlar veriyorlar.
Bu farklı yanıtların içinde “sehven hata yapılmıştır” düzeltilecektir” bile var.
Şöyle bir durum ortaya çıkıyor;
Erhürman dersine çalışmayan tembel öğrencileri meclis kürsüsünden azarlıyor…”
***
Salgının ilk gününden itibaren halkın yönetenlere güven duyması gerektiğini vurgulayıp durduk.
Halk bilmediği, tanımadığı bir düşmandan korunmak için eve kapandı ve açıklanan ağır hijyen kurallarına uydu.
Hükümet ne dediyse yaptı.
Hükümetten de beklediği güven içinde gerekli tedbirlerin alınması idi.
Halk hala aynı noktadadır.
“İlanihaye kapalı kalamayız” gerçeğini halk çok iyi biliyor ve kavrıyor.
Risk alınması gerektiğinin de farkında.
Ama risk alınırken sağlık sisteminin de en iyi noktada olmasını talep ediyor.
“Pandemi hastanesi kurun” denilmesi bu nedenledir.
“Daha çok PCR testi yapın” denilmesi de bu nedenledir.
Meclisteki konuşmalardan öğreniyoruz ki devlet hastanesinde PCR testi yapan sadece 2 uzman varmış.
Onların da çok çalışmaktan iflahları kesilmiş.
Hükmet, 6 gün sonra, vaka sayısı patlama yaşayan Türkiye’ye kapıları açacak.
Başbakan Yardımcısı “içime sinmedi” diyor.
Sağlık Bakanı Başbakan Yardımcısına gönderme yapıyor ve “ben daha önce söylemiştim” şeklinde konuşuyor.
Türkiye’den her gelene PCR testi yapılacakmış.
Günde 1 gemi ve 1 uçak gelse bini aşkın yolcu demektir.
Sadece 2 uzmanla hergün bini aşkın PCR testi yapmak mümkün müdür?
Yoksa hükümet “Türkiye’ye kapılarımızı açmak için biraz daha bekleyelim” demekten mi korkuyor?
***
Özel jet rezaleti sürecinde yaşanan acemilikler tüm bunlarla birleşince insan ister istemez “açılım felakete dönüşebilir mi” endişesi yaşıyor.
Fakat bu felaketi yaşayarak deneyimleme lüksümüz yoktur.
Çünkü sözkonusu olan yaşamlarımızdır.
Şükür ki bu noktada memlekette uzlaşma vardır…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı