Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ABD şimdi de Doğu Akdeniz’i ısıtıyor…

Savaş resmen güneye, Doğu Akdeniz’e kayıyor.

Şimdilik stratejik, güç gösterme, ittifak oluşturma düzeyinde.

Ama bunun temelinde de enerji var. Aynen Irak’da, Suriye’de olduğu gibi.

Doğu Akdeniz doğal gazının Avrupa’ya taşınması için oluşturulan pakt, büyük bir hızla, neredeyse aceleyle ileri götürülüyor.

Başlarında ABD.

Onun hedefi açık, bölgedeki enerjiye ve dolayısıyla bölgeye hakim olmak.

Taşınmasını, kontrolunu, karını yönetmek.

Bugüne kadar duyduğumuz net bir rakam yoktu, sadece “milyarlarca dolar” deniyordu. Türkiye’de faaliyet gösteren bağımsız Enerji Enstitüsü, bölgede 3 trilyon dolarlık rezerv olduğunu yazıyor.

Bu durumda jandarmanın ABD olması doğal…

Açıktan olmasa da el altından.

Hem İsrail aracılığıyla, hem de bölgede arama ve sondaj yapan şirketleriyle.

Malum, enerji için savaş çıkartmaktan, halkların ezilmesinden, insanların ölmesinden çekinmeyen güçlerin, Doğu Akdeniz’de başka bir yöntem izleyeceklerini sanmak saflık olur.

Önce gazın Avrupa’ya taşınması konusunda üstü üste 3 defa anlaşma yaptılar, anlaşmanın AB tarafından onaylanmasını bekliyorlar.

Sonra, “güvenlik” konusunu gündeme getirdiler, koruma istediler. Askeri bir pakt oluşturmaktan bahsettiler.

ABD hemen devreye girdi tabii.

Şimdi de,  İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan, İtalyaÜrdünFilistin Yönetimi ve  Mısır’ın Enerji Bakanları, geçtiğimiz Pazartesi günü Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu  kurduklarını ilan ettiler.

Forumun amacı da, arz ve talebi sağlayarak üyelerin çıkarlarına hizmet edecek bölgesel bir gaz piyasasının kurulması olarak açıklandı.

Nisan’da yöntemleri görüşmek için yeniden toplanacaklarmış.

O tarihe kadar, AB’nin de gazın taşınmasını içeren anlaşmayı onaylaması bekleniyor.

Doğu Akdeniz deyince eskiden Türkiye akla gelirdi. Bu yeni stratejide Türkiye yok.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan bizlerinse adı bile geçmiyor. Doğal Gaz konusunun Kıbrıs sorununun çözümünü teşvik edeceğine safça inananlar vardı. Hatta “önce çözüm, sonra gaz” diyenler.

Var mı şimdi böyle bir işaret? Aksine, bölünmüşlük işlerine geliyor.

Her türlü uluslararası kuralı, tarihi ittifakları, ortaklıkları reddeden, kazanç odaklı bir yeni oluşum bu.

Herkesin gözü Suriye üzerindeyken, önümüzdeki yılların bölgesel sorunu bu olacak.

Irak’ta, Suriye’de yaşananları düşününce, insan korkuyor.

Böylesine bir enerji kaynağı ortada dururken, bunu korumak adına yapmayacakları şey yok.

Üstelik, Akdeniz’de ilk kez böyle resmi bir ittifak oluşuyor.

Aralarında birbiriyle kavgalı ülkeler bile var.

Düşünün, İsrail ve Filistin birlikte bir anlaşmaya imza atıyor. “Nasıl” demeyin, oluyor işte.

Suriye’deki meseleye “Haçlı Ordusu” diye bakanlar, yarısı Müslüman ülke olan bu ittifaka acaba ne diyecekler?

Türkiye basınından yorumcular, “bu iş sökmez, Türkiye’nin içinde olmadığı bir ittifak ileri götürülmez” deseler de, bu süreç zor olacak.

Gidilecek köyün minareleri fena halde görünüyor…

YERİN KULAĞI VAR

UBP BİNALARI İÇİN DE İHALEYE ÇIKILSIN:

UBP’nin Sarayönündeki merkez ve ilçe binaları Vakıflar İdaresi’ne ait. Ve UBP yıllardır orada kiracı olarak oturuyor. Kira borcu var mı bilmiyorum ama, Dome otel için ortalığı ayağa kaldıran, otelin yeniden ihaleye açılmasını isteyen UBP, kendi binaları için de aynı uygulamanın yapılmasını neden istemiyor. Eminim Dome otelden çok daha fazla talibi olur o iki binanın. Madem Dome’un peşkeş çekildiğini söyleyip adalet istiyorsunuz, buyurun o zaman sizin binalar için de adaleti sağlayalım…

REKLAMIN İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ:

Seçildiği günden beridir kürsüye iki üç kere ancak çıkmış olan Bertan Zaroğlu’nu elbirliği ile meşhur ettik. Adı sanı duyulmayan, Meclis’te varlığı ile yokluğu sezilmeyen Zaroğlu, Dome otel konusuyla gündem oldu. İhaleye çıkılmayan otel için sözde teklif verip, müdürle fotoğraf çekip, basına servis ederek günün adamı olmayı başardı. Bizler de günlerdir onun reklamını yapıyoruz. Boşuna dememişler, “reklamın iyisi kötüsü olmaz” diye…

“EROĞLU ADAY DEĞİL”:

Şubat ayı içerisinde 2020 cumhurbaşkanlığı seçim sürecini başlatacaklarını söyleyen UBP Genel Sekreteri Hasan Taçoy, Eroğlu’nun adaylığıyla ilgili olarak, “Sayın Eroğlu’nun aday olma durumu yok. Ben kendisiyle konuştum, kendisinin söylediği aday olmayacağıdır” dedi. Taçoy, tüm siyasi parti başkanlarının aday olması durumunda, UBP’nin Genel Başkanı’nın da Cumhurbaşkanlığı için aday olacağını belirtti…

DAHA NE KADAR BEKLEYECEĞİZ:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, yurtdışından getirilecek inşaat işçilerinin sıkı denetim ve kontrolünün devreye sokulacağını söyleyerek, izin verilmeden önce bu kişilerin kalifiye olup olmadıklarına, belirlenen bazı kriterlere uyup uymadıklarına da bakılacağını açıkladı. Yıllardır  işin erbabı olmayan, ucuz işgücü diye istihdam edilen, ehliyeti olmadan altına kamyon verilen nicelerini gördük. İnşallah bu dediklerini yaparlar…

KİPRİANU DA BİR TUHAF:

AKEL Genel Sekreteri Kiprianu, Türk tarafında çözümü destekleyenlerin azalmakta olduğunu, böyle giderse “ayrılık” olacağını söylemiş. Tuhaf. Kendisi değil miydi Anastasiadis’in hedefinin ayrılık olduğunu söyleyen. Demek ki plan tıkır tıkır işliyor. Kıbrıs Türklerinin umutsuzluğa kapılmasının nedeni kendileri değil mi?…

VAH VAH: Bulut Akacan beyefendi, arkadaşlarının “çok zor şartlarda” 20 gün hapis yatacaklarını söylemiş. E, dur bakalım, daha dava sonuçlansın. Hele içlerinde kaçak olan da varmış… Sanki de durduk yerde hapse atılmışlar gibi. Adam döveceksin, kafa göz yaracaksın, şimdi de hapishane beğenmeyeceksin. Vah vah.

 

 ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Nerdeyse memleketin meselesi haline dönüştürülen ve günlerdir her türlü kavganın öznesi olan, Başbakan’ın şahsında hükümetin zor durumda olduğu ve her türlü ideolojik misyonların ayaklar altına alındığı bir ortamda bir milletvekili, Başbakan’ı, hükümeti CTP’yi ve Dome projesine destek veren herkesi madara etmek için devreye giriyor ve bunu Vakıflar İdaresi Müdürü ile birlikte yapıyor. Taammüden hesap kesiyorlar. Hem yazıp hem de oynuyorlar.Bu sonuca nereden vardım bilir misiniz? Milletvekilinin yaptığı uyduruk başvuru yazısının üzerine Vakıflar İdaresi’nin “alınmıştır” mührünün vurulduğunu gördüğümde”…

DİPTEKİLER

Kıb-Tek’in Tüketiciye Saygısı: Kıb-Tek’in 39 günlük faturası hepimizin belini bükerken, hükümeti de zora düşürdü. Dün sosyal medyada bir tartışma vardı; “Neden Kıb-Tek ya da Enerji Bakanlığı, insanlar ellerine faturaları alıp deli olmadan önce, ilk günden çıkıp bir açıklama yapmadı?” diye. Öyle ya… Denebilirdi ki, “Şu veya bu nedenden böyle durum oldu. Merak etmeyin, şöyle bir çare bulduk”.  Yüksek faturaların peşine düşmeseydik, açıklama yapacakları da yoktu.  İnsanın değeri yok. Vatandaşa saygı hiç yok. Dün de dedik ya, doğru icraat doğru zamanda olur. Bu saatten sonra ne deseler boş…