Köşe Yazarları

ABD arabulucu gibi…


Bizim taraf ne kadar inkar ederse etsin, alınan işaretler doğru çıktı ve ABD Başkan Yardımcısı Biden, giderayak ağzından baklayı çıkarttı.

“…Birleşik Devletler, liderleri Maraş ve Mağusa’yı içeren bir paket üzerinde tartışmaya davet eder. Eğer iki taraf bu konuda bir uzlaşıya varırsa Birleşik Devletler antlaşmanın uygulamaya konulmasına yardımcı olmak için hazırdır…”
Yani süreç bundan sonra güven yaratıcı önlemler noktasında yoğunlaşacak. Biden bunu da söyledi… Liderlerin güven yaratıcı önlemlerle ilgili komitelerin canlandırılmasında mutabık kaldıklarını bizzat kendisi açıkladı. Yani biz, müzakerelerin BM gözetiminde olduğunu sanıyorduk ama bu kez moderatörlüğü ABD yaptı. Liderlerin görüşmeleri hızlandıracağını da Biden açıkladı, bundan sonraki toplantı tarihini de…
“Çantamda plan yok” demişti ama anlaşılan yazılı olmayan bir plan vardı ve üzerinde çalışılmıştı. Yani taraflar da bunu pekala biliyordu. Yoksa bir kaç saatlik ziyaretle böyle ciddi mutabakatlara varılması mümkün müydü? Bence Maraş konusu Nisan ayında ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Eric Rubin’in adaya gelişinde masaya yatırıldı. O zaman çıkan haberlerde Rubin’in çantasında Maraş ve güven arttırıcı önlemler bulunduğu haberleri çıkmıştı. Dışişleri Bakanı Özdil Nami ise bu haberlerin “Spekülasyon” olduğunu söylemişti. Demek ki değilmiş…
Biden’ın açıklamasının püf noktası da sonunda gizliydi: “Başkan Obama ve ben, Kıbrıs’ın çok zorlu bir bölgede, kilit bir ittifak olduğunu düşünüyoruz. Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de barış, refah ve istikrar için büyüyen bir güç olabilir. Bu tüm dünyanın yararına olacaktır…”
Daha ne desin…
Barış, refah, istikrar kelimelerinin bugün için anlamı, para, yani petrol ve doğal gaz ile bunların güvenlikleri…
Amerika’nın ya da AB’nin istedikleri bunlar. Ancak isteklerini elde etmelerinin yolu, aralarında bizim de bulunduğumuz tarafları tatmin etmekle mümkün. Siz Biden’ın “Kıbrıs Cumhuriyeti” tanımını, Anastasiadis’ten ismiyle bahsetmesine, Eroğlu’nun adını anmayıp “Kıbrıslı Türk lider” demesine takılmayın. KKTC’ye geçmiş olması bile, eşitlik temelini vurgulamaya yeter. Eğer dedikleri gibi bir istikrar sağlanacaksa, bunda Kıbrıs Türkü’nün de iradesi şart. O kilit dediği ittifakın birden çok anahtarı var. Bunu onlar da pekala biliyor…
İşte tam da burada akılcı davranmak, bugüne kadar izlenen ve bizi hiç bir yere götürmeyen diplomasi taktiklerini değiştirmek gerekiyor. Türkiye Dışişleri “Bu ziyarette en büyük pay, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının çözüm yanlısı proaktif tutumudur. Ziyaretin sürece ivme katacağını umuyoruz” demekte. Biz de aynı umudu taşımak istiyoruz.
Petrolün, daha doğrusu enerji kaynaklarının bulundukları yerlere mutluluk getirmediği söyleniyor. Bunu tersine çevirmek Kıbrıslıların elinde. Şu anda tartışılan İsrail’in doğal gazı… Ama sadece o kadar değil. Bölge ciddi bir enerji koridoru olma yolunda. Bu da hem Kıbrıs’ın hem Türkiye’nin eline bulunmaz bir fırsat veriyor. Neden Kıbrıs da İsrail gibi bir bölge lideri olmasın?
Umarım bu fırsatı da heba etmeden, çıkarları uzlaştıracak bir yöntem izlenir. Bunun için de teslim olmuş bir taraf görüntüsü vermekten süratle uzaklaşmak gerekiyor…

YERİN KULAĞI VAR
ÇANTA BOŞ DEĞİLMİŞ: ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, adaya gelişinde “Çantamın içi boş” demiş ve geliş nedenini, liderlere herhangi bir “dayatma” yapma niyetinde olmadığı yönünde bir mesaj vermek istemişti. Ancak kısa ziyaretinde gördük ki, çantanın içi boş değil aksine, oldukça dolu imiş… Şimdi oturup ciddi ciddi düşünme zamanı.

EROĞLU ANLAŞILAMADI: Biden, Maraş konusunu ortaya atıp gitti de, bizim taraf ne dedi diye bakarsanız, çelişkili açıklamalar görürsünüz. Cumhurbaşkanı, Maraş konusuyla ilgili olarak bir açıklamasında “Bizi bağlamaz” derken, başka bir açıklamasında ise “Tarafların anlaşması halinde görüşülebilir” diyerek kafaları karıştırmayı sürdürdü…

TERSİ OLSA ŞAŞARDIM: Rum Yüksek Seçim Kurulu’nun, Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı Şener Levent’in, pazar günü gerçekleşecek AP seçiminin iptal edilmesi talebini reddettiği bildirildi. Zaten aksi olsa şaşardım. Adamların, sırf imajlarını sağlamlaştırmak ve AB’deki olumsuz havayı ortadan kaldırmak için bizi sadece, “konu mankeni” olarak bu seçimlere dahil ettiklerini anlamamız lazımdı…

HERKES ÖYLE DİYOR: Avrupa Birliği, diğer ülkeler ve son olarak da Biden, “ABD olarak sorunu çözecek yetkimiz yok. Çözümün Kıbrıslı Rum ve Türk’lerden gelmesi lazım” dedi. Herkes kendi menfaati doğrultusunda bir tarafa çekiyor, sonra da “biz karışmayız, siz çözün” diyorlar. Bıraksalar çözeriz belki ama, rahat bırakmıyorlar ki..?

UBP’DE OTORİTE YOK: Özgürgün’ün Meclis’te bağırıp çağırması, bir kadın milletvekiliyle yüksek sesle tartışması dün yine günün konusuydu. Gaflarıyla ünlü Özgürgün’ün yaptıkları, patavatsızlıktan öte bir durum. Acaba taşıdığı yük ağır mı geliyor. Özellikle önceki gün Mağusa Belediye Meclis adaylarından ikisinin istifası canını sıkmış olmalı. Ama onlar da bir kaç saat içinde çark edip geri döndüler. Sonuçta ortaya çıkan, UBP’de bir otorite boşluğunun varlığı…

SIRA SANDIKTA: 29 Haziran’da yapılacak yerel seçimler için adaylar dün YSK’ya resmi başvurularını yaptı. Aylardır tartışılan adaylar, bundan sonra sokaklarda propaganda yapıp, sandıkların açılmasını bekleyecekler. Ancak memlekette seçim havası henüz esmeye başlamadı. Geçmiş yıllara oranla, bu yıl ne partiler, ne de vatandaşlar henüz seçim havasını yakalayamadı… Halkta ilginç bir umursamazlık hakim.

 

ZİRVEDEKİLER
Ahmet Davutoğlu: TC Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “Bu ziyarette en büyük pay, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının çözüm yanlısı proaktif tutumudur. Ziyaretin sürece ivme katacağını umuyoruz.
Biden’ın Sayın Eroğlu’nu KKTC’de ziyaret etmiş olması başlı başına tarihi bir adımdır. Taraflara eşit yaklaşıldığını gösteren, bizim açımızdan olumlu bir mesaj verilmiştir. Çünkü iki tarafa da eşit yaklaşılmadıkça kalıcı bir çözümün bulunması güç” dedi. Kastettiği, kısır çekişmeleri bırakıp, bardağın dolu tarafını görmek…

DİPTEKİLER
Artan Kaçaklar: Kaçak işçi konusunda Şerife Hanım’ın döneminde çıkarılan bir yasa değişikliği vardı. Hani cezalar artırılmıştı. Uzun süredir o denetimlerin yapıldığına dair bir işaret yok. Sektörlerden gelen haberler ise, kaçağın alabildiğine arttığını gösteriyor. İnşaat Taşeronları Birliği, inşaat sektörünün yüzde 60’ının kaçak olduğunu iddia ediyor ve 80 bin kaçak işçi ve taşerondan bahsediyor. Bu korkunç bir rakam. Muhalefet oldukları dönemde kaçaklar konusunda yeri göğü inletenler şimdi iktidarda, ama artan denetim değil ne yazık ki, kaçak…

Foto Gündem…

Dün akşamüzeri Ercan Havaalanına British Airways’e ait özel jet ile gelen dünyanın efsanevi grubu Deep Purple’ı Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Yrd. Doç. Dr İrfan Suat Günsel ekibiyle birlikte karşıladı.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı