EğitimKöşe Yazarları

A Level’da doğru programı izlemek


Kıbrıs’ta olduğum dönemde de bu A Level meselesi üzerinde çok kafa yormuşluğum var. İngiltere’ye gelince tam da içine düştük. Bizim oğlanın sayesinde konuyu daha yakından takip ediyorum. Bu A Level sisteminin Kıbrıslı Türkler için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2004 yılında AB’ye girmesinden sonra her yıl yaklaşık 150 civarında öğrenci Avrupa Birliği ülkelerinde öğrenim görme şansı elde ediyor. Yine buna ek olarak YÖK’ün 2010 yılında aldığı bir karar sonrasında da Türkiye’deki saygın üniversitelere A Level sonuçları ile girebiliyoruz. Yılda yaklaşık 50 öğrenci de bu şekilde Türkiye’deki üniversitelere giriyor. Hal böyle olunca da bu A Level meselesi daha da önem kazanıyor. 2004 öncesinde üçüncü ülkelerde öğrenim gören öğrenci sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Şimdi esas mesele, A Level programı ile daha fazla çocuğu nasıl buluşturabiliriz sorusuna cevap aramaktır.

Peki bizim kolejlerimizde A Level programı takip eden çocuklarımız acaba dünyadaki yaşıtları ile eşit şartlarda mı yarışıyor? Kanımca hayır. Örneğin bulunduğum İngiltere’de çocukların A Level sınavlarına girdiği sınıflar 12 ve 13’üncü sınıflardır. Yani üniversiteye gitmeden son iki yıl… Çocuklar bu dönemde sadece almak istedikleri dersleri seçiyorlar. Bu da genellikle üç derstir. Bunun dışında başka ders görmüyorlar. Yani 12’nci sınıf olan benim oğlum bu yıl sadece Matematik, Fizik ve Bilgisayar dersi görüyor. Kısacası üniversitede hangi bölümü seçecekse o bölümle ilgili dersleri son iki yılda alıyorlar. Buna rağmen sabah 9:00, öğleden sonra 3:00 arasın her gün okulda… Okulda araştırma ve çalışma yapma şansı var. Çünkü zamanı var. Peki bizde öyle mi? Çocuklar alacakları A Level dersleri dışında birçok ders daha alıyor.  Dolayısı ile Kıbrıs’ta A Level programında olan bir çocuk İngiltere’deki bir yaşıtından çok daha fazla efor harcamak zorunda…

******

Hal böyle iken bizde de çocukları rahatlatacak bir programın hayat bulması gerekiyor. Küçük bir araştırmadan sonra bizde de bunun adımlarının atıldığını öğreniyorum. Eski Talim Terbiye Dairesi Müdürü Salih Sarpten döneminde bu eksiklik fark edilmiş, doğru ve yeni bir uygulamaya başlanmış. Geçtiğimiz yıldan itibaren 9’uncu sınıflarda buna benzer bir uygulamaya başlanmış. Bu uygulama ile 9’uncu sınıfta ders sayıları azaltılmış, 9 ve 10’uncu sınıfta alınacak 5 IGCSE dersi dışında sadece 2-3 ders daha konulmuş. Şimdi bu uygulamanın önümüzdeki yıllarda 11 ve 12’nci sınıflardaki faydalarını görmek lazım. Benim inancım eğer bu sistem devam ettirilirse çocukların A Level sınav sonuçlarındaki başarısı da artacaktır.

Bu arada şunu da hatırlatmakta yarar var. Türkiye’nin de bu konuda adım atmaya çalıştığını biliyoruz. Yeni Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk geçtiğimiz mayıs ayında bu konuda önemli açıklamalarda bulunmuştu. Selçuk bir konferansta yaptığı açıklamada ;”9. sınıfta 15-16 olan ders sayısı 8’e, 10. sınıfta 9’a düşecek. 11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9’a, 12. sınıfta 7’ye düşecek” demişti. Selçuk bu değişikliğin gerekçesi olarak da özellikle PİSA sınavlarında son sıralarda yer alan Türkiye’nin dünyadaki yaşıtları ile yarışabilmesinin bu ağır ders yükünden kurtulması ile mümkün olabileceğini söylemişti.

Açıkçası Türkiye’nin 2019-20 öğretim yılında bu değişikliği yapıp yapmadığını bilmiyorum. Ancak 2024’te üniversiteye giriş sisteminin değişeceğini ve bu yıla kadar da ortaöğretimdeki düzenlemenin tamamlanacağını söylüyor Sayın Selçuk…

Burada anlatmaya çalıştığım dünyadaki uygulamalar yoğun ders programları ve ders konularını içermiyor. Daha rahat bir eğitim sürecini öngörüyor. KKTC’de hükümetler gelip geçicidir. Önemli olan eğitimde devlet politikası oluşturmak ve daha önce yapılan doğru ve iyi uygulamaların hayatta kalmasını sağlamaktır. İşte A Level konusunda da başlanılan uygulamanın da devam etmesi gerekmektedir.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı