Geçtiğimiz günlerde Girne eski Belediye Başkanı Sümer Aygın’ın Girne’deki çok katlı binalarla ilgili sayfama gönderdiği yazıya, Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü’den yanıt geldi. Bugün Sayın Güngördü’nün, Sümer Aygın’ın iddialarına verdiği yanıtı yayımlıyorum;
Sayın Mehmet Moreket
Girne’deki çok katlı binalarla ilgili Sayın Sümer Aygın’ın geçtiğimiz gün size gönderdiği yazı, benim görüşlerime yer verilmeden yayımlanmıştır. Sayın Sümer Aygın’ın yazısında, halkın ezici çoğunluğuyla Girne Belediye Başkanlığı’na seçilen ve 8 aydan beridir görevde bulunan beni haksız yere töhmet altında bırakacak ifadeler yer almaktadır.
Girne Belediyesi’nde 16 yıl belediye başkanlığı ve KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde de 4 yıl milletvekilliği yapan Sümer Aygın, bir süreden beridir kamuoyuna yanıltıcı, yanlış ve eksik bilgiler vermektedir. Sayın Sümer Aygın’ın, bilerek ve isteyerek gündemde kalmak için kamuoyunu yanıltmaya ve gerçekleri gizlemeye yönelik açıklamalar yapmasından dolayı kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacım doğmuştur.
Girne İmar Planı’nın hazırlanmasıyla ilgili önce kendisini taklit ettiğimi ardından sessiz kaldığımı iddia eden Sayın Aygın’a gerçekleri hatırlatmak ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek için yaşanan son gelişmeleri bir kez daha gündeme getirmek istiyorum.
Girne Belediye Başkanlığı görevini resmen 3 Temmuz 2014’te teslim aldım. İçişleri Bakanı Sayın Teberrüken Uluçay ile 24 Temmuz’daki buluşmamızda, Girne’nin emirnamelerle yönetilemeyeceğini belirterek, kapsamlı bir imar planına ihtiyaç duyulduğunu söyledim. Bakana ayrıca ’Eğer bu konuda sıkıntı varsa, Girne İmar Planı’nın hazırlanması için Şehir Planlama Dairesi’ne, onların belirleyeceği teknik elemanların parasını ödemeye hazırım’ dedim. Ardından Şehir Planlama Dairesi Müdürü Ertan Öztek ile 2 kez görüşmemiz oldu. Sayın Ertan Öztek, 19 Eylül 2014 tarihinde bana bizimle bir protokol imzalamak istediklerini söyledi. Halen daha Sayın Öztek’ten haber bekliyoruz. Girne İmar Planı ile ilgili somut bir adım atılmadığından ve sonuç alınmadığından dolayı 21 Ocak 2015 tarihinde Sayın Teberrüken Uluçay’a işin aciliyetini hatırlatmak amacıyla resmi bir yazı gönderdim.
Girne’nin sorunlarının tespitinde tüm paydaşların görüşüne başvurup, kentin ortak akılla yönetilmesi gerektiğine inandığım için, vatandaşların yanı sıra belediye meclis üyeleri ve belediye personelinin büyük katkı koyduğu Girne Kent Kurultayı’nı düzenledik. Kurultayda oluşturulan 15 komite arasında Girne İmar Planı ile ilgili bir de komite oluşturuldu. Girne İmar Planı ile ilgili çalışmalara başlandı, öneriler yakın zamanda açıklanacaktır. Girne İmar Planı’nın hazırlanması için sessiz kaldığım iddiası yaşanan gelişmelerden görüleceği gibi asılsızdır. Bugüne kadar medyada verdiğim her demeçte, 12-13 Aralık 2014’te Girne Kent Kurultayı’nda da basın ve halkın önünde, “Girne İmar Planı’nın acilen hazırlanması gerektiğini” vurguladım ve ilgili bakanlığa çağrıda bulundum.
Bir diğer iddia ise Girne İmar Planı ile ilgili Sayın Sümer Aygın’ın söylemlerini taklit ettiğimdir. Girne’nin gelişmesi için 20 yıl boyunca hiçbir öngörüsü olmayan ve belediyedeki teknik personelin uyarılarını dikkate almayan Sayın Aygın’ı taklit etmek demek, Girne İmar Planı hakkında çalışma yapılmaması ve Girne’nin emirnamelerle yönetilmesine devam edilmesi demektir. Ayrıca benim belediye işleri konusunda ve özellikle imar konusunda hiç kimseyi taklit etmeye ihtiyacım yoktur.
1993 yılında Girne Beyaz Bölge Emirnamesi’nin yayınlanmasından bir yıl sonra Girne Belediye Başkanı seçilen, ardı ardına 3 kez ve toplamda 4 dönem başkanlık yapan ayrıca 4 yıl da cumhuriyet meclisinde bulunan Sayın Sümer Aygın’a bazı sorular yöneltmek istiyorum.
1- Sayın Sümer Aygın, Girne’nin emirnamelerden kurtulması için, hazırlanması gereken Girne İmar Planı hakkında üst düzey görevde olduğu 20 yıl boyunca sürede ne yaptı? İmar Planı konusunda öngörüsü olmayan Sümer Aygın, Girne İmar Planı’yla ilgili 16 yıl içinde Girne Belediyesi’ndeki teknik personelin uyarılarını dikkate aldı mı?
2- Girne ile ilgili son yayınlanan emirnamede değişiklik yapılırken, Girne Belediye Başkanı olarak UBP hükümeti tarafından toplantıya çağrılmadığından şikayet eden Aygın, kendi partisi 2004-2009 ve 2013-2014 yıllarında iktidardayken, Girne İmar Planı’nın hazırlanması ve emirnamenin kaldırılması için girişim başlattı mı?(Aygın’ın iddiasına göre bu yetki ilgili bakanın iki dudağı arasındayken, kendi partisine mensup bakanları niçin zorlamadı)
3- Değişikliğe uğrayan emirnamenin belediyeye danışılmadan hazırlandığını duyduğunu anlatan Aygın, emirname yayınlanmadan önce neden girişim başlatmayıp, emirnamenin yayınlanmasından sonra niye miting yaptı? Değişikliğe uğrayan emirname yayınlandıktan sonra Girne Belediyesi tarafından 75 gün içinde Yüksek İdare Mahkemesi’ne ve 90 gün içinde ise Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi gerekirken, mahkemelere başvuru süresi içinde neden yasal işlem başlatmadı?
4- Emirnamelerin, Anayasa’ya aykırılığını ispatlamak, emirname düzenlemelerini ortadan kaldırmak ve imar yasalarıyla şehrin önünü açmak amacıyla prosedür gereği, çok katlı bir bina yapmak isteyen bir kişiye inşaat ruhsatı vermediklerini ifade eden Aygın, bu dosyayı /inşaatı /kişiyi hangi kritere göre seçmiştir? 10 katlı bina dosyaları dururken, niye 5 katlı bina örnek olarak seçilmiştir?
5- Çok katlı bir bina yaptırmak isteyen kişiye inşaat ruhsatı vermeyen Aygın, o güne kadar niye 10 katlılarda dahil olmak üzere yaklaşık 10-12 dosyaya inşaat ruhsatı verdi?
6- Çok katlı binalar Girne’nin katlidir diyen Aygın, neden kendisine ve ailesine ait arazi üzerine 10 katlı bina yaptırılmasına izin verdi ve inşaat ruhsatını imzaladı? Hisselerin çoğunluğu kendisinde olan bu binayı neden örnek seçip, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadı ve 5 katlı başka bir binayı mahkemeye götürmeyi tercih etti?
Sayın Mehmet Moreket, demokrasiye inanan biri olarak, hakkımda yayınlanacak yorumlar nedeniyle benimde görüşümü almanızı ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için gönderdiğim yazıyı yayınlamanızı rica eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Saygılarımla,
Nidai Güngördü
Girne Belediye Başkanı
YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU İLGİNÇ ŞEYLER SÖYLEDİ:
Cumhurbaşkanı Eroğlu ilk TV programına bant yayınıyla katıldı. İlginç şeyler söyledi; Kudret Özersay’ı “Kudret yapanın” kendisi olduğunu, İrsen Küçük’e “Benim başkanlık yapmak için yaşım ve sıhhatim müsait değil” dediğini… Ayrıca, Genç TV sunucusu sordu; “Tek egemenlik ifadesinin yer aldığı ortak metni imzaladınız”… Yanıt; “Diplomasidir”…
CANLI DEĞİL BANT YAYINI:
2009 genel ve 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakipleriyle TV programlarına çıkmayan, sadece istediği kanallarda programa çıkan Eroğlu’nun bu seçimlerde de yine aynı taktiği uygulayacağını söylemiştik. Bizi yanıltmadı sağ olsun. Ancak geçmiş seçimlerden farklı olarak bu kez canlı değil, bant yayınları tercih etti…
SEBEPLİSİ KİM:
Faiz Sucuoğlu, 75 milyona dayanan ek mesailerle 3 bin 680 kişinin istihdam edilebileceğini söylemiş. Ek mesailerin bu şekilde artmasının en büyük sebebi, partisinin, yani UBP’nin geçirdiği saçma sapan tek mesai sistemi değil mi? Sayın Sucuoğlu bunu unutmuş görünüyor, ya da işine öyle geliyor…
NALBANTOĞLU’NUN DURUMU İÇLER ACISI:
Sağlık sisteminin sorunları büyük biliyoruz. Sistemi iyileştirecek bütçe de yok. Hepsini anlıyoruz. Ancak en büyük hastanesinin asansörü bozuk, tuvaletleri girilemez, tekerlekli sandalyeleri kırıksa, bunu izah edemezsiniz. En azından temizlik işi özele ihale edilmiyor muydu? Birazcık insana saygı…
ŞARTLAR DEĞİŞMELİ:
Batının Kıbrıs’ta taraflara baskı yaptığı ve nisandan sonra müzakerelerin yeniden başlayabileceği konuşuluyor. Anlaşılan, bu tarih sadece Navtex’in sonlanması ile ilgili değil, büyük olasılıkla KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bitmesi de hedefleniyor. Doğrusu da bu… Eğer yeniden başlarsa, Mustafa Akıncı’nın vurguladığı gibi, bundan sonra görüşmelerin, müzakereciler yoluyla değil, doğrudan liderler arasında yapılmasında ısrarcı olunmalı. Yani düzeyinin yükseltilmesinde…
GERİ VE HANTAL: Büyükelçi Halil İbrahim Akça, KKTC’nin 15 bin dolar kişi başına düşen milli gelirle, dünyada ilk elliye girerken, rekabet edebilirlikte 114. olmasını “ülkedeki kurumların bu gelişmişlik seviyesine göre çalışmaması, biraz daha geri ve hantal olması” olarak izah etmiş. Sermaye var, bilgi birikimi var, ama hepsinin önünde kurumlaşamama, organize olamama, doğru yönetime kavuşamama var…
ZİRVEDEKİLER
İbrahim Benter: “Kimse malını kumarhane olsun diye vakfetmedi” diyen Vakıflar İdaresi Genel Müdürü İbrahim Benter, eski yöneticiler tarafından kumarhane, bet ofisi ve gece kulübü gibi amaçlarla kullanılmasına izin verilen vakıf mallarının, sözleşme bitiminde geri alınacağını açıkladı. İnşallah siyasete kurban gitmez…
DİPTEKİLER
Memur Cenneti: İnanın dünyanın hiçbir ülkesinde mesai saatleri ile bu kadar oynanmıyor. Bizde ise resmen yaz-boz tahtasına döndü. Dün yaz dönemi için yenisi açıklansa da, hükümetin, kamu reformuyla birlikte, kamuda çalışma saatlerini bir kez daha düzenleyeceği duyuruldu. Onlar da haklılar, burası memur cenneti olduğuna göre, her şey memura göre ayarlanacak… Bakın görün geçmişte olduğu gibi, yine sendikalar kazan kaldıracak. Yahu yok mu bunun rasyonel bir yolu? İlla Amerika’yı yeniden keşfedeceğiz.
































