Köşe Yazarları

Kürtler silah bırakacak mı


 

Geçtiğimiz hafta, DOLMABAHÇE SARAYI yine tarihi bir döneme şahit oldu.
Kürt ve Türk temsilciler, uzun bir süreden beri akan kanı durdurmak için, uzlaşarak, daha üst düzeyde bir adım atılması sürecini başlattılar.
Bu adımla, PKK, kongresini toplayarak, SİLAHLARI BIRAKMA sürecini başlatacak.
Silahları bırakma süreci tarihi bir adımdır.
PKK, Türkiye’deki Kürtlerin, Türkler gibi bir varlık olduğunu, Türklerle eşit haklara sahip olmak istediğini, Türk askerleriyle ve Türk bürokrasisi ile savaşarak kabul ettirebildi.
Bu savaşta, hem Türkler, hem de Kürtler çok şeyler kaybettiler.
Türkiye’de, Türk-Kürt çatışmasından demokrasi isteyen tüm güçler ve tüm azınlıklar da çok şey kaybetti. Ekonominin kaybettiği kaynaklar ise yüz milyarlarca doları bulmaktadır.
Silahları bırakma sürecini, yine de birçok provokasyon beklemektedir. MHP ve Sol’daki kardeşleri, bu süreci PKK’nın zaferi olarak ilan etmekte gecikmediler.
MHP, PKK’ya toprak verilmesi sürecinin başladığını, Türklerin ezik olduğunu, bu durumu kabul etmeyeceğini ilan etti.
CHP ise, hem nala, hem de mıha vurmaya devam ediyor.
Uzun yıllardır, dökülen KARDEŞ KANINA, ülke kaynaklarının çarçur edilip, vurguncuların yağmalamasına ses çıkarmayanlar, KÜRT SORUNUNUN bitmesi için, elini taşın altına koymayı bilmeyenler, uzlaşmaya karşı hemen seslerini yükselterek kimin yanında olduklarını ilan ettiler.
AK Parti’nin de bu süreçteki öncü rolü henüz bitmedi.
AK Parti, Meclis’e sunduğu ÖZEL GÜVENLİK PAKETİ’nde büyük değişiklikler yapıp, sivil muhalefeti rahatlatmazsa, çözüm sürecinde, birçok PROVOKASYONLA karşılaşacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, çözümü istemeyen bir PARALEL YAPI’nın hala çok güçlü olduğu unutulmamalıdır. Bu güçlü yapının, POLİS VE ORDU içerisindeki kolları, MHP Gençlik Örgütü’yle birlikte, birçok provokasyonu tezgahlayabileceği, geçmiş barış süreçlerindeki olaylara bakılırsa, BEKLENMELİDİR.
Türkiye’nin, Kürt sorununu çözmesi durumunda, ORTA DOĞU’da en büyük güçlerden biri haline geleceği kesindir.
ORTA DOĞU’da, Türkiye’nin güçlenmesi ise en fazla İSRAİL’i rahatsız eder.
İsrail, kendi destekleyicisi Amerikan’ın, lideri Barak Obama’nın izlediği politikadan rahatsızlığını, NETANYAHU’nun salı günkü Amerikan ziyaretinde, Amerikan Kongresi’nde dillendirecek kadar küstah ve saldırgan bir politika izlemektedir. Bu politikayı izleyen bir devletin, Türkiye’nin bölgede güçlenmesine karşı çıkmayacağını kimse düşünmemelidir.
Aşırı milliyetçilik ve diğer ulusları dikkate almama politikaları, Türkiye halkına ağır bedeller ödetmiştir. Bu nedenle, Kürtlerin SİLAH BIRAKMA sürecine doğru yönelmeleri, TARİHİ bir süreci getirmektedir.
KÖKLERİ, yüzyıllardır devam eden, Kürtlerin uluslaşma süreci ve buna karşı çıkan dinamiklerin savaşı, şimdi farklı bir noktaya sürüklenmektedir.
Türk-Kürt uzlaşması, sadece Türkiye’yi değil, tüm Orta Doğu’yu etkileyecektir.
Kürtler sadece Türkiye’de değil, Suriye’de, Irak’ta ve İran’da da yaşayan, Orta Doğu’nun en eski halklarından biridir. Bu nedenle, Türk-Kürt uzlaşması, tüm bölgedeki siyasi ve coğrafi iklimi de derinden değiştirecektir.
Son iki gündür, Irak hükümet güçlerinin İran’ın desteğiyle, İran komutanlığının önderliğinde, TİKRİT’i alma çabaları da düşünülürse, Orta Doğu’da SATRANÇ oyununun çok hızlandığı görülecektir.
Türk-Kürt yakınlaşması da bu SATRANÇ OYUNUNUN hamlelerinden başka bir şey değildir.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı