Şu elektrikte sözde indirim konusunda biraz daha düşününce, insan yapılanın ne kadar yanlış olduğunu daha iyi görüyor.
Hani diyorlar ya, “alt seviyelerde tüketim yapanlar zaten maliyetin altında ödüyor, onun için indirim yapılmadı” diye, o zaman fazla tüketene yüzde 36 indirim yapılacağına, bir ortalama alınamaz mıydı? Yüzde 10-15 seviyelerinde bir indirimle toplumun tüm kesimleri memnun edilemez miydi?
Yani illa da üst gelir seviyesindekiler ya da tüccar, sanayici daha fazla yararlanmasaydı da, alt gelir grubundakilerin sırtındaki hayat pahalılığı yükü biraz daha azaltılsaydı.
Ya da madem gelir düzeyi düşük olan kesime bir faydası yoktu, hiç yapılmasaydı.
Malum, petrol fiyatlarındaki durum geçici…
Rusya ile Batı’nın çekişmesinin bir sonucu olarak, Rus ekonomisini zayıflatmak adına maksatlı olarak düşmedi mi bu fiyatlar…
Onlar anlaştığı anda eski seviyesine, hatta üstüne çıkacak.
Bu sürede meydana gelen zararlarını ödetmek için de fiyatları alabildiğine yükseltecekler, o kesin. ABD’deki petrol üreticileri kazan kaldırmaya başladı bile.
Petrol fiyatlarındaki düşüşle, yatırımcılar altına yöneldi, altın fiyatları fırladı. Bu işin böyle gitmeyeceğinin işaretleri bunlar.
Yani kısacası, bu geçici bir durum.
Sonra ne olacak?
Otomatiğe de bağlandığına göre, bir kaç ay sonra füze gibi artan faturalarla karşılaşmayacak mıyız.
Bu yapılan sözde indirim kime yarayacak?
Emekçinin partisi CTP, emekçiye sırtını döneceğine, bu durumdan istifade edip, maliyet farkını tüm toplumun ortak çıkarına bir yatırım için neden kullanmadı?
Alın size bir örnek…
Yaz aylarında 11,5 saat güneş gören bir ülke burası. Sadece yaz aylarında günde bir kaç saat güneş gören Orta Avrupa ülkeleri bile elektrik üretiminde solar enerjiden yararlanırken, biz yıllardır tartışır dururuz da bir pilot üretime geçmeyi denemeyiz.
Bakın, Baf’taki askeri hava üssüne 5 Mega Watt gücünde elektrik üretecek solar sistem kurulmuş. Petrol kullanımı yüzde 80 azalacakmış. Sistemin ömrü de 20 yıl olarak belirlenmiş.
Yeni santrallerle, yeni jeneratörlerle doğayı, insanları zehirlememek ve petrol bağımlılığından bir ölçüde kurtulmak adına, uzun vadede fayda sağlayacak bu yatırım yapılamaz mıydı.
Onu da geçtim;
Niye Elektrik Kurumu’nun borç stokunu eritip, Kurum’u yeniden yapılandırmayı ve faiz yükünden kurtulmayı denemediler..?
Doğru bir lisanla anlatılsa, kendinden emin, güven veren bir duruş sergilense, halk buna da karşı çıkmazdı, hatta desteklerdi.
Velhasıl anlamak mümkün değil…
Çünkü günü birlik, kısa vadeli, geniş kitlelere bir faydası olmayan, ekonomik akılla, işletmecilikle, yöneticilikle, ya da herhangi bir ideolojiyle izahı mümkün olmayan, plansız, programsız bir karar.
“Siyasi zafer” falan değil, düpedüz siyasetsizlik…
Hepsi bu…
YERİN KULAĞI VAR
SIRADA KİM VAR:
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun akıl hocaları kim bilmiyorum ama, son günlerde diğer adaylara yönelik yaptığı açıklamalar pek şık olmuyor. Önce Sibel hanımı acemilik ve iş bilmez olarak değerlendirdi, ardından Mustafa Akıncı’yı TKP’yi batırmakla suçladı. Şimdi sırada Kudret Özersay var herhalde. Ona da, açıkladığı mal varlığı ile saldırır herhalde. “ Bunlara mal varlığı mı denir, benimkiler ona bin basar” derse hiç şaşırmayacağım…
NEDEN SAÇLARIN BEYAZLAMIŞ:
Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Saçımın beyaz olmasını eleştiriyorlar. KKTC devletine en zor koşullarda hizmet vermiş bir kişi olarak elbette bu saçlar boşuna beyazlaşmadı” diyor ve makam peşinde olmadığını söylüyor ama 40 yıldır koltuğu bırakmayı bilmiyor. Bu yaşa gelmiş ve hala daha bırakmayıp, “benim makam hırsım yok” diyorsanız; hizmet derken de, sizin dönemlerinizde yükselen değer olan torpil, adam kayırmacılık ve rant düzeninden bahsediyorsanız, teşekkür ederiz ama biz almayalım…
UNUTTULAR SANMIŞTIM:
Yeni yıl geldi mi hükümetlerin ilk icraatı, harçlara zam yapmak olurdu. Bu yıl neredeyse Ocak ayının sonuna geliyoruz, hükümetten zam haberi duyamayınca bir an unuttular sanmıştım ama uzun sürmedi. Hükümet bütün harçlara zam yapmaya hazırlanıyor. Bunun anlamı iğneden ipliğe yeni zamların geleceğidir…
HAYRET ETTİM:
Ersin Tatar, bir televizyon kanalında, petrol fiyatlarındaki düşüşün, Rum tarafının bel bağladığı doğal gazın değerini de daha çıkmadan düşürdüğünü, artık bu kaynakların çıkarılmasının fizibl olmadığını savundu. Merak ettim acaba Ersin Tatar bu düşüşün kalıcı olduğunu mu sanıyor. Yoksa ideolojik saplantısı, ekonomi bilgisinin de mi önüne geçti acaba…
YA YARIN NE OLACAK:
Dünyada fuel oil fiyatları neredeyse yarı yarıya düşmesine rağmen, bu oranın bizde uygulanmamasına haklı tepkiler geliyor. Peki ama bu fiyatların bir süre sonra yükseleceği ve bu seviyede kalmayacağı aşikar. Şimdi indirim az oldu diyenler yarın, gelecek artışa veryansın etmeyecekler mi acaba. Keşke bu indirimler hiç yapılmasaydı da, aradaki fark, açıklar ya da yatırımlar için kullanılsaydı. Nasıl olmasa ödemeye alışmıştık…
NE YAPSANIZ YARANAMIYORSUNUZ:
Akaryakıtta, tüp gazda ve son olarak, az da olsa elektrikte bir ucuzlama yaşanıyor. Ama belli çevreleri memnun etmek neredeyse imkansız. İndirim yapıyorsunuz memnun edemiyorsunuz, zam yapıyorsunuz köpürüyorlar. Kısacası, ne yapsanız yapın bir türlü yaranamıyorsunuz. Bakıyorum da
BİZ NİYE ADAM OLMAYIZ:
Gazetelerde okudunuz sanırım. Kuzey Kıbrıs’ta 300 bin nüfusa 12 bin 555 kadrolu memur hizmet verirken, nüfusu KKTC’nin yaklaşık üç katı olan Güney Kıbrıs’ta ise kadrolu memur sayısı 12 bin 595…Yıllardır iki yakamızın bir araya gelmemesinin nedenini, ya da birilerinin sürekli nasıl seçim kazandığını merak eden var mı hala…
ZİRVEDEKİLER
Cemal Özyiğit: “Zengin kesime ve daha fazla tüketene daha az, dar ve sabit gelirli vatandaşlara ise daha fazla indirim yapılması gerekiyorken, CTP-DP Hükümeti bunun tam tersini yaptı… Bu karar, hükümetin halkına, emekçi kesime, dar ve sabit gelirli vatandaşa bakış açısını da ortaya koydu”…
DİPTEKİLER
Elden Giden Girne: Bu artık nostaljik takıntı falan değil, Girne katledilmekte. İrsen Küçük döneminde 10 kata kadar izin veren Tüzük değişikliği, Şehir Planlama da devre dışı bırakılarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yapıldı. Şimdi yüzme havuzlu villaların dibinde ve de şehrin gelişigüzel her yerinde 10 katlı binalar yükseliyor. Tarihi kentin görüntüsü bozuluyor. Yüzlerce insanın yerleşeceği apartmanların oto park yeri bile düşünülmüyor. Rantçılar bu işten memnun ama ya kaybolan Girne? Ülke Fizik Planı çıkartmakla övünen hükümet, önce bu çarpıklığı daha da kötüye gitmeden durdurmalı. Zararın neresinden dönülse kardır…
































