Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yeni tiyatro; “elektrikte indirim…”

Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim ile hükümet arasında yeni bir kriz.

Akim, yapacakları indirimi geçtiğimiz hafta hükümete bildirdiğini, onay beklediklerini söyledi.
Bu arada El-Sen, Kıb-Tek’in yapacağı indirimin yetersiz olduğunu, daha fazla indirim yapılması gerektiğini iddia etti.
Ticaret Odası da tartışmaya katıldı, indirimin akaryakıt fiyatlarındaki düşüşle doğru orantılı olması gerektiğini savundu, bunun yapılmamasının, açıkgözlük olacağını belirtti. İndirime gidilme sürecini iş çevrelerinin “hayret ve endişe” ile izlediği belirtilen Ticaret Odası açıklamasında, “Konu zam olunca ‘elini çabuk tutanlar’; ham petrol fiyatları aylarca önce düşüşe geçtiği halde bu düşüşü elektrik ve akaryakıt fiyatlarına yansıtmakta geç kalmayı bir kazanç sayıyorlar” şeklinde ağır ifadeler vardı.
Sonunda top kendi kalesinin önüne gelince, Başbakan da kaçınılmaz olarak bir açıklama yaptı.
Zira, indirime gidilmeyen her gün, vatandaşın cebinden, devlet bütçesine haksız kazanç olarak girmekteydi. Bu durum da tepkilerin dozunun artması, tabana yayılması olacaktı.
Başbakan tam anlamıyla popülist bir açıklama yaptı; “Biz indirime engel değiliz” çıkışından sonra, “Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu’nun elektrik fiyatlarının sınırlı bir oranda düşürülmesi talebini Bakanlar Kurulu’na ilettiği doğru olmakla birlikte, konuyu değerlendiren Bakanlar Kurulu bu indirimlerin fuel oil’de meydana gelen düşüşleri de dikkate alarak daha çok olması gerektiği kanaatine varmıştır” dedi…
Yani kendilerinin, Kıb-Tek’in öngördüğünün altında bir indirim planladıklarını söyledi.
Akim durmadı tabii, bu kez de daha fazla indirim yapılamayacağı iddiasında bulundu, “Ucuzlatırsak Kurum batar” deyiverdi. Ama ekledi, “Başbakan ne derse onu yapacağız.”
O anda kendisine sormak lazımdı; madem batmak üzereydiniz, niye yüze yakın istihdam yaptınız diye…
Son bir kaç yıldır bu çelişki böyle devam edip gidiyor. Benim esas dikkat çekmek istediğim de bu. Sanki bir iyi polis kötü polis oyunu var gibi…
Bugünlerde sergilenen ters düşme meselesi ilk kez olmuyor.
Mesela, indirim konusu geçtiğimiz yıl içinde de konuşulmuş, Yorgancıoğlu’na, “iş çevrelerinin baskılarına boyun eğme” suçlamaları yapılmıştı. “Aman çok sert” dedik, ama herkes yoluna devam etti.
İhalelerin Merkezi İhale Komisyonu tarafından yapılması konusunda ters düştüklerini bizzat Tarım Bakanı geçtiğimiz Ekim ayında Meclis kürsüsünden açıklamıştı. İhaleler yine kıra döke, iddialarla, şaibelerle yapılmaya devam etti…
Nitekim dillere destan olan akıllı sayaç meselesinde de ters düştüler.
Şu anda hepimizin dört gözle beklediğimiz indirimin, yine Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı ve Başbakan arasında bir tiyatroyla ertelenip durması akıllara durgunluk verecek cinsten.
Hele de Akim’in CTP’nin Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Mali Sekreteri olduğunu düşününce, vatandaşla dalga geçildiği izlenimi kuvvetleniyor… 

 

YERİN KULAĞI VAR
ERKEN BAŞLADILAR:                                                                                                                                     Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha 3 ay gibi bir zaman olmasına rağmen, yarışın iki güçlü adayı arasındaki söz düellosu erken başladı. Eroğlu, rakibi Siber’e, “değişim istiyorsan, önce hükümetten başla” derken, Sibel Siber ise, “Temiz, şeffaf ve ‘dosyası olmayan’ bir lidere ihtiyaç var” diyerek cevap verdi…

KİM BİLİYOR:                                                                                                                                                     Cumhurbaşkanı Eroğlu seçim ziyaretlerinde yaptığı konuşmalarda, görüşme masasını Rumların terk ettiğini söylüyor. Doğru da söylüyor ama Anastasiadis’in masayı haksız şekilde terk etmesine rağmen bu konuda yeteri kadar lobicilik yapılmadığını söylemiyor. Kıbrıslı Türklerin müzakere masasında haklı olduğunu kendimiz söyleyip, kendimiz dinliyoruz ne yazık ki…

BİR KARAR VERSENİZ:
Elektrik fiyatlarının ucuzlayacağı haberine sevinen vatandaşın hevesi, Başbakan ile Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim arasındaki “anlaşmazlık” nedeniyle kursağında kaldı. Başbakan indirimi az bularak, daha çok indirime gidilmesini isterken, İsmet Akim kurumu siyasetin batıracağını söylüyor. Onlar birbirini suçlaya dursun, ikili arasında yaşanan tartışmada vatandaş sayacın her turunda, kazığı yemeye devam ediyor…

3 YIL OLDU:
Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı kaybedeli 3 yıl oldu. Yarın düzenlenecek törenlerle anılacak. Törende herkes bol keseden hamasi nutuklar atacak ama kimse, proje ve parası hazır olduğu söylenen anıt mezarın 3 yıldır niye yapılmadığını izah edemeyecek…

İNSAN ÜZÜLÜYOR:
Biz 36, komşumuz 68 yıl dayandı. Bizim havayolu 2010’da onlarınki ise 2015’te iflas etti. Tıpkı bizde olduğu gibi, Güney’de de, yüzlerce hava yolu çalışanı işsiz kaldı. Bizde çalışanları, ancak 5 yıl sonra tazmin etmeyi başardık, onlar ise daha bu işin başında. Tıpkı bizdeki gibi, onlarda da artık gökler özel şirketlere kaldı. Üstüne üstlük yıllardır da ekonomik krizle boğuşuyorlar, işsizlik ise hat safhada. İnsan üzülüyor… 

DAHA NEYİ BEKLİYORUZ:
Havadis Gazetesi’nin dünkü manşeti korkunç olduğu kadar düşündürücüydü de. 16 yaşında uyuşturucu batağına saplanan bir gencin dramı birçoğumuza, ama en önemlisi bizi yönetenlere önemli mesajlar içeriyordu. Uyuşturucu konusu artık bir devlet politikası haline dönüştürülmeli ve mücadele edilmeli. Temenni etmiyoruz ama önlem alınmazsa, uyuşturucu ölümlerini daha sık duymaya başlayacağız… 

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Harmancı: Zaman zaman eleştiririz belediyeyi, ancak doğru yaptıklarını da alkışlamamak olmaz. Hele şu son dönemde yaptıkları denetimler ve gösterilen cesaret, herkese örnek olacak nitelikte. Özellikle gıda konusuna yoğunlaşmaları ve bunu siyasi kaygılardan uzak, korkusuzca yapıyor olmaları aslında gerçek anlamda bir belediyenin yapması gereken bir iş. Ama ne yazık ki, yıllardır bundan da mahrumduk… 

DİPTEKİLER
Nikos Anastasiadis: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, eski Başkanları ve Dışişleri Bakanları ile gerçekleştirdiği görüşmelerden sonra, “Navtex geçerli olduğu sürece Kıbrıs sorununa ilişkin müzakere masasına dönmenin söz konusu olmayacağını” söyledi. Karşılıklı suçlamalardan vazgeçip, çözümsüzlüğün zararını sadece bizim değil, Rum toplumunun da çektiğini ne zaman anlayacaklar acaba…