Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Özel gereksinimli bireyler kimin umurunda!

Özel gereksinimli bireylerin, toplumda dikkate alınması “gelişmiş ülke” olmanın göstergesidir. Buralarda dikkate alınmaması da “geri kalmışlığın” göstergesidir.

Üniversite mezunu bir öğrenci arkadaşın, bu konudaki tepkileri dikkate değerdi. İlkokula devam eden özel gereksinimli bir kardeşe sahip olan öğrencinin anlattıkları, özel gereksinimli bireylere yönelik eğitim uygulamalarında, ne kadar eksik ve yanlışlara sahip olunduğunun bir aynasıydı.
Öğrencinin sınıf öğretmeni her değiştiğinde, aile perişan oluyor. Aile her defasında, öğretmene çocuğun özel gereksinme durumunu, çocuğun özeliklerini anlatmak için çırpınmakta. Öğretmenlerin, kendilerini anlamakta güçlük çektiğinden yakınmaktalar. Çocuk özel gereksinimi nedeniyle okuma becerisinde zorluk çekiyor.
Çocuğun sınıf düzeyi yükseldikçe, sınıf arkadaşlarının ona karşı davranışları istenmedik yönde değişmekte. Aile özellikle çocuğun ilkokuldan sonrasıyla ilgili endişe duymakta. Okuma becerisindeki düşüklük nedeniyle orta okulda akademik beceriler açısından çocuğun yaşayacağı güçlükler konusunda çok sorunlar hissetmekteler.
Bir taraftan akademik olarak özel gereksinimli çocuğun yaşayacağı sıkıntılar, bir taraftan da ona karşı arkadaşlarının istenmeyen tepkileri. Özel gereksinimli bireylerin buralardaki durumunun özeti. Peki bu konudan sorumlu olanlar ne gibi önlemler almakta?  Doğrudan sorumlu olan Eğitim Bakanlığı bu konuda yasal, politik, uygulama açısından ne gibi çalışmalar veya önlemler almakta? Ben söyleyeyim; Hiçbir rasyonel önlem yok.
Başta Eğitim Bakanlığı teşkilatı bas bas bağırmakta; bizim bu konuda ne bir dairemiz ne de bir birimimiz var. Toplum olarak özel gereksinimli bireylerin haklarını koruyacak bir yasa ise ne yazık ki hala daha çıkarılamadı; sen-ben kavgaları yüzünden. Bu konuyu “Özel Eğitim Yasası ve zorlama siyaset” adlı makalemizde gündeme getirmiştik.
Dünyada özel gereksinimli bireyler için çok başarılı uygulamalar mevcut. Dünya bu konuda çok hassas. Özel gereksinimli bireyler için kaynaştırma ve/veya bütünleştirme için yasalar çıkarılmakta. Özel gereksinme duyan bireyler için yapılacak düzenlemelerde, uluslararası yasalar izlenmekte (doğrusu olan da bu). İlgili yasalardan başlıca bazıları: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1952), Engelliler İçin Dünya Eylem Programı (1982), Engelliler İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar (1993), Salamanca Bildirgesi ve Eylem Çerçevesi (1994), Dünya Eğitim Forumu, Dakar (2000) ve Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (2006).
Ülkeler özel gereksinimli bireylerin, toplumsal uyumları için yukarıdaki uluslararası yasaları, politika ve uygulamalarında temel referans noktası olarak almışlar. Bu yasalardan hareketle yasal altyapı, özel gereksinimli bireyleri erken tanılama ve erken müdahale etme yolları belirlemeye yönelmişler. Bunun için de bu alanlarda insan kaynağı yetiştirme, ileri tanı teknikleri geliştirmek için yatırım yapma, en önemlisi de bireyselleştirilmiş öğretim programları hazırlayarak, özel gereksinimli bireylerin, gereksinimlerini karşılamaya çalışmaktalar.
Özel gereksinimli bireylerin sadece ilkokul değil aynı zamanda orta, lise ve yüksek öğretime katılımlarının sağlanması için de çabalar sarf edilmektedir. Tüm bu yasal ve politik uygulamaların hayat bulması için, öğretmen kalitesine de eğinilmiş. Hizmet öncesi ve hizmet içi programlar sayesinde, her seviyede öğretmenlerin kapsayıcı, bütünleştirici bireysel öğretim programlarını tanımaları, bilgi ve beceri sahibi olmaları için çalışmalar yapılmakta.
ABD’deki uygulamalar sonrasındaki bazı istatistikler; 0-2 yaş arası kaliteli erken müdahale hizmetlerinden yararlanan özel gereksinimli birey sayısı 1995 yılında 177.281 iken, 2007 yılında 321.894’e çıkmış. 3-5 yaşta 1995 yılında 548.588 iken, 2007 yılında 710.371’e çıkmış. 14-21 yaş arası lise mezunu özel gereksinimli birey sayısı 1996-97 yılından 2007-08 yılına kadar % 16 artarak 217.905’e ulaşmıştır. Yüksek öğretime kayıtlı olan özel gereksinimli öğrenci oranı 1987 yılında %14.6 iken bu oran 2005 yılında % 31.9’a ulaşmıştır*. Büyük bir başarı oranı yakalanmış.
Alınan önlemler bu başarıyı getirmiş. Buralardaki durum nereye mi geldi? Kimse alınmasın ama özel gereksinimli bireyler hala daha utanılacak duruma düşürülmekte. Haklarını elde etmek için finansal kaynaklara bile ulaşamamışlar: hala daha bilet satarak ayakta kalmaya mahkum bırakılmışlar. 21 yy ve KKTC’deki özel gereksinime ihtiyaç duyan bireylerin durumu da bu; ne yazık ki!
*https://erg.sabanciuniv.edu/sites/erg.sabanciuniv.edu/files/