Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Demokrasi, saygı demek…

29 Haziran yerel seçimlerinde partili veya bağımsız olarak yarışacak tüm adayları anlıyor ve saygı gösteriyorum. Hepsi de beldelerine en iyi hizmeti verebileceklerine inandıkları için aday oldular.
Hatırlayacaksınız Cumartesi günkü sayfamda bazı belediyelerle ilgili anket sonuçlarını ve kendi düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım. Geçmişte de, seçimlere yönelik birtakım öngörülerimi yine bu sayfadan sizlere aktarmıştım. Ancak ne hikmetse anketlerin son yayın günü olan cumartesi günkü yazımdan sonra inanılmaz bir telefon trafiği yaşadım. Belediye başkan adaylarının yanı sıra, birçok belediye meclis üyesinden de olumlu veya yazdıklarımı eleştiren telefonlar aldım. UBP’lisinden, CTP’lisine… Hepsini de sabırla dinledim. Beğenenler kadar eleştirenlerine de saygı duyulması gerektiğine inanıyorum… Bu günlerde yaşadıkları stresin yanı sıra, inanılmaz sıcaklar da mutlaka kendilerini olumsuz yönde etkiliyor…
Ancak haddini aşan, hakarete varan sözleri aynı saygı çerçevesinde kabul etmemi ise kimse beklememeli. Yayınladığım anket sonuçlarını ben değil, ülkemizin iki saygın anket kurumunun yaptığını belirtmek isterim. Sonuçlarını kabul eder veya etmezsiniz. Ancak söz konusu sonuçları yayınladığım için hakaret edip yüzüme telefon kapatandan tutun da, yayınladığım anketler nedeniyle kaç para aldığımı ima edenler de oldu. Beni tanımadıkları, mesleki geçmişimi bilmedikleri anlaşılıyor. Bilenlere sormalarını tavsiye edeceğim.
Ancak tüm bunların yanında beni en çok sevindiren, aynı anketler, aynı gün, farklı gazetelerde yayınlandığı halde, Havadis Gazetesi’nde yayımlanmasının toplumda yaptığı etki oldu. “Keşke Havadis yayımlamasaydı” şikayetleri ise, Havadis’in toplumun lider gazetesi olduğunun en somut örneğiydi…
Ancak işin diğer bir ilginç tarafı, kazanacak gibi görünen bazı adaylarla ilgili olarak yaptığım ikazlar nedeniyle eleştiriye maruz kalmamdı.
Dedim ya, hepsini anlayışla karşılıyorum. Günün sonunda bir kazanan ve kaybedenler olacak. Anket sonuçlarını kendi lehlerine çevirmek için önlerinde uzun bir süre var. Pes etmek ya da sağa sola saldırmak yerine daha çok çalışmaları gerekirken, anket sonuçlarıyla demoralize olmanın anlamı yok. Binlerce kişinin oy kullanacağı bir beldede, 3-5 yüz kişi ile yapılan anketlerin, sandıktan çıkan sonuçlardan çok farklı olduğunu birçok kez gördük…
Yazımın başında 29 Haziran yerel seçimlerinde özellikle 5 büyük İlçe’de mevcut başkanların seçimi kazanacağını yazdım. Evet bu görüşüm aynen devam ediyor. Bazı bölgelerde ise sandıklar açılmadan seçimlerin belli olduğunu da iddia ettim. Bu iddiamı da hala sürdürüyorum.
Bu yarış demokrasi yarışı. Demokrasi ise, başkasının görüşüne saygı demek. Yarışa girerken kazanmak kadar, kaybetmek de var. Ve anketler de bu  sürecin bir parçası…

 

Okuyucu mektubu
Cumartesi gün yayınladığım anketlere sadece adaylardan değil, okurlarımdan da mesajlar geldi. Özellikle bir tanesinin kendi adayına bu kadar güvenerek analizler yapması çok hoşuma gittiği için sizlerle de paylaşmak istedim…
“Mehmet Bey merhaba,
Mağusa’da yaşayan ama oyunu İskele bölgesinde kullanan biri olarak, Oktay beyin bu yarışı kazanması halinde sizinle iddiaya girmek isterim. Bunu kumar olarak değil de, yani yemek olarak konu yapalım diyorum. Ben araştırma yapsam, Oktay bey %80’den bile fazla oy alır. Bu nasıl olur derseniz; belediye çalışanlarına ve belli kişilere sorarsanız kime oy vereceksiniz diye, o zaman bu dediğim sonuç çıkar.
Milletveklliği seçiminde de Dilek Kırıcı’nın programında Derviş Doğan, “Mağusa’da UBP 2-3 vekili zor çıkarır” derken, Harun Denizkan ise Mağusa’da Maraş ve TC kökenlilerin yaşadığı bölgelerde yaptığı ankette “Güçlü bir aday var ve bu UBP’ye çok oy getirecek ve vekil olabilecek” deyip ismini söylemişti. Şimdi siz bununla ne demek istediğimi anlamakta güçlük çekiyorsunuzdur. İsmail Arter de, bu Maraş ve TC kökenli vatandaşların kabul ettiği ve savunduğu bir aday. Seçimin sonucunu da bu kesim kazandıracak diye düşünüyorum. Anketi Maraş bölgesindekilerle yaparsanız, bu defa da İsmail Arter alır.
Onun için bu defa benim görüşüm, Oktay bey kesinlikle kaybedecek. En büyük faktör de göreceksiniz CTP’lilerin kurşunları ile kaybedecek. Sonay ve Ferdi Bey ile o gurubun son gece operasyonlarını da  hepimiz göreceğiz…”.

(İsmi Mahfuz)        

YERİN KULAĞI VAR

İTTİFAKTA OLMADI AMA:
Yerel seçimler öncesi ittifak yapmayı başaramayan UBP ve DP’liler, İsmail Arter’in tanıtım filminde bir araya gelmeyi başardılar. Filmde UBP’li vekil ve İlçe Başkanı ile DP’li bakan ve vekiller kol kola görüntü verdiler. Keşke bunu tüm bölgelerde yapmayı başarabilselerdi. O zaman CTP bu kadar rahat olmazdı…

BAŞKAN DEĞİŞTİ AMA MENTALİTE AYNI:
Çiftçiler Birliği eski Başkanı Alican Kabakçı döneminde hükümete, “Eylem yapacağız” denilir ve  sünnetçi korkusu verilerek, isteklerinin karşılanması sağlanır, ardından da eylem ertelenirdi. Kabakçı gitti Hüseyin Çavuş Kelle geldi. Kelle de bugün yapacakları eylemi Bakan Sennaroğlu ile yaptıkları görüşme sonrası ertelediklerini açıkladı. Başkanlar değişir ama Çiftçiler Birliği’ndeki mantalite değişmez anlaşılan… 

RAKAMLAR DENETİM EKSİKLİĞİNİ GÖSTERDİ:
Geçtiğimiz  hafta, “Önemli olan çevre kirletme cezasını Anayasa’ya koymak değil. O cezalar diğer yasalarda zaten var, önemli olan denetlemek” demiştik. Çevre Bakanlığı, 2014 içerisinde toplam 28 adet ceza kestiğini açıkladı. Komik rakam. Bakan bunu Meclis’te “Bugüne kadar kurumlara kestik, artık şahıslara da keseceğiz” diye izah etti.  Yine de az. Rakamlar denetimin yetersiz olduğunu gösteriyor. Eğer tam yapılmış olsa, ülke bu kadar kirli olmazdı. Yani övünülecek bir durum yok…
¬MEMLEKET KURUDU, HALA SU PROGRAMI YOK:                                                                                                        

     Her gün kuraklıkla ilgili yeni bir haber… Göletler “0” seviyesine inmek üzere. Ancak bir kaç yerleşim bölgesi dışında, belediyeler seçim korkusundan, yeni bir su kesintisi programı yapmamakta direniyor. Bahçeler sulanıyor, havuzlar dolduruluyor. Korkarım seçimin ertesi gün tüm ülke susuz kalacak…  O zaman hep birlikte dizlerimizi döveceğiz, ancak iş işten geçecek. Su Dairesi Müdürü felaketi açıklıyor da, acaba tedbir için ne düşünüyor..?
GÜNEŞİN ALTINDA KAN BAĞIŞI:                                                                                                                                    

    Sağlık Bakanlığı kan verme kampanyası düzenlemiş. Ama nerede, Kuğulu Parkta… Hijyenik olması gereken,  kan verenlerin sağlığını tehdit etmeyecek şekilde yapılması gereken iş, açıkta, 40 derece sıcağın altında, tozun toprağın içinde yapıldı… Kan bağışı çadır kurulmadan yapılır mıydı? Hiç rastlamadım. Sağlıkçıların böyle bir düzenleme yapmasına da gerçekten çok şaşırdım…

İSTEYENE PASTIRMA, İSTEYENE KAR TURİZMİ:
Akgünler Turizm-Borajet iş birliği ile 11 Temmuz’dan itibaren Kayseri-Ercan arasında haftanın 3 günü karşılıklı seferler yapılacak… Pastırma ve sucuk diyarı olarak bilinen Kayseri’de, Erciyes dağında yılın 12 ayında kar görmek mümkün. KTHY’den sonra bir ilke imza atan Akgünler Turizm ve Borajet, düzenleyecekleri seferlerle, büyük bir eksikliği gidermek yanında hem KKTC, hem de Kayseri halkına alternatif turizm imkanı sunmaya hazırlanıyorlar…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                           BM’ye Şikayet: “Rum tarafı görüşme sürecini çıkmaza sürüklüyor” diye şikayetler geldiğinde, konuyu BM’nin dikkatine getirmek gerektiğini yazmıştık. Türk tarafı bunu yapmış ve bunun böyle devam etmesinin çözümü geciktireceğini vurgulamış. BM’nin ya da diğer ilgili devletlerin çözümle ilgili bir dertleri olmadığı anlaşıldı. Zaten Rum tarafı da bundan cesaret alıyor. En azından bu kez olsun suçlanan taraf olmamalıyız. Onun için de, şikayetlerimiz kayıt altına alınmalı, Rum tutumu tüm dünyanın  gözlerine sokulmalı diye düşünürüm…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                                   Avrupa Günü: Adı Avrupa Günü. AB’nin kuruluş yıl dönümü. Avrupa Komisyonu’nun Kıbrıs’taki Temsilciliği’nin düzenlediği bir organizasyon. Dereboyu’nda, Lefkoşa’nın en işlek ve de alternatifi olmayan caddesi kapatılarak yapıldı. Hem de babalar günü alışverişi sırasında. Yaşanan keşmekeşi anlatmak mümkün değil. Doğal olarak, beklenen ilgiyi de görmedi. Kim akıl verdiyse bravo. Hele de izin verenler, onlara da bravo. Esnaftan da, o yolu kullanan tüm vatandaşlardan da bu bravoyu aldılar. AB, kendi adı kullanılarak vatandaşa çektirilen bu ezgiyi nasıl karşıladı merak ettim…