Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Rastlantı mı..?

KKTC, hafta sonu Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun sürpriz ziyaretine sahne oldu. Günü birlik bu ziyarette nelerin konuşulduğunu ancak basına yansıyanlar kadar öğrendik. Ama şüphesiz esas önemli olan, kapalı kapılar ardında ve basına sızmayan konuşmalar…
Hatırlayacaksınız, Kıbrıs Türk ve Rum liderleri arasında krize neden olan ve bir türlü imzalanamayan ortak metin, yine Davutoğlu’nun KKTC’ye yaptığı ani ziyaretin hemen ardından resmileşmişti. Türk tarafı ortak metinde itiraz ettiği maddelerdeki vetosunu geri çekmiş ve metni imzalamıştı…
O günlerde Davutoğlu’nun, Eroğlu ile yaptığı toplantıda, Türk tarafının metinle ilgili bazı endişelerini giderdiği yazılıp, söylenmişti…
TC Dışişleri Bakanı Davutoğlu cumartesi yine KKTC’deydi. Konunun bu kez de, Kıbrıs için çok önemli bir makam sahibinin, ABD Başkan Yardımcısı Biden’in adaya yapacağı ziyaret ve vereceği masajlarla ilgili olduğu iddia ediliyor… Bu kadar bir üst düzey Amerikalı yetkili en son 1962 yılında, yani bundan 52 yıl önce (o dönemin ABD Başkan Yardımcısı Jhonson) adayı ziyaret etmişti…     
Rum basınında yer alan bazı iddialar, ABD Başkan Yardımcısı Biden’in adaya yapacağı ziyaret sonrası müzakere sürecinde de önemli bazı gelişmelerin yaşanabileceğinin sinyallerini veriyor. Rum basını olası gelişmeleri, Maraş konusu, doğalgaz meselesi, Türkiye’nin limanlarını Rum gemilerine açması, Rum tarafının Türkiye’ye Avrupa Birliği üyelik sürecinde bazı başlıkların açılması konusunda uyguladığı vetonun kalkması, Ercan ve Mağusa Limanı’nın uluslararası kullanıma açılmasını da kapsayacak bir projenin hayata geçirilmesi olarak sıralıyor…
Bizler de bu konuların masada değilse bile, uluslararası alanda tartışıldığını zaten tahmin ediyoruz. Nitekim Davutoğlu’nun “Maraş ele alınacaksa, iki taraf da sepete eş düzeyde bir şeyler atmalıdır” sözü, tam da bu anlama geliyor. Her fırsatta Maraş’ın bütünlüklü bir çözümün parçası olduğu söylenirken, şimdi böyle bir ifade, Maraş’ın bir başlık olarak ele alınmaya başlandığını gösteriyor.
Diğer yandan Rum Dışişleri Bakanı Kasulides’in “Bu kez Türkiye ile konuşuyoruz” sözleri bence çok anlamlı.
Tüm bunlara bir de Ortadoğu’nun doğal gazının Avrupa’ya taşınması konusunu eklediğinizde, Kıbrıs meselesinin artık geleneksel boyutlarının dışına çıktığını anlamak zor değil. Bulunacak bir formül, bugün sadece adanın iki halkının değil, ilgili tüm çevrelerin çıkarlarıyla bağlantılı. Önemli olan, Anastasiadis’in dediği gibi, “çıkarları örtüştürmek”…
Görünen o ki, kapsamlı bir çözümle adanın birleşmesi değil belki ama, tüm bu çevreleri memnun edecek bir ara formülün “Güven Arttırıcı Önlemler denilerek” ortaya çıkması çok da uzak değil.
İşte Davutoğlu’nun bir günlük KKTC ziyaretinde kapalı kapılar ardında bu yeni durumun konuşulduğu iddia ediliyor…
Olaya hala geleneksel boyutuyla bakanlar da, doğal olarak bu yeni duruma direnç gösteriyorlar. Olan bu…

YERİN KULAĞI VAR
TAKINTIYA LÜZUM YOK:
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın KKTC Cumhurbaşkanlığı ziyareti başlı başına önemli bir olaydır. Hatta sizin onu, ABD’deki makamında ziyaretinizden bile önemli. Şimdi bu olayı bayrak krizi ile gölgelemeye çalışmak, kendi çıkarlarımıza zarar vermek olur. Üstelik kimsenin de bayrağımıza hakaret ettiği, ya da elimizden aldığı filan yok. Ziyaretten elde edeceğiniz kazançla, bayrak konusunda ısrar etmenin getireceği dezavantaj, mukayese bile kaldırmaz. Geçmişin, kendi kendini izole eden kafa yapılarıyla bir adım bile ileri gidemediğimiz ortada.

BİZE YEDİRMEZLER:
Müzakere sürecinin bittiğini iddia eden BKP Genel Başkanı İzzet İzcan, “artık yemek pişti” ifadelerini kullandı… İzcan, Dünya liderlerinin adaya gelişini de bu işin seramonisine benzetti… Pişen yemeğin tuzunu, biberini biz koyduk ama, pişen bu yemeği bize yedireceklerini sanmıyorum. Biz olsa olsa, tabağın dibinde arta kalanları yalayacağız yine…

DEVLETE İNANMIYORLAR:
UBP’den ayrılıp DP’ye giden ve genel seçimlerde DPUG’den milletvekili seçilen Zorlu Töre, sonunda “yuvasına” kavuştu. UBP’ye katılma töreninde yaptığı konuşmada ise, DP-UG’de yaşadıklarının, “devlete inanılmadığını ve ulusal davanın sahiplenilmediğini gösterdiğini” kaydetmiş. Doğru mu anladım bilmiyorum ama, Töre’ye göre  buradan “DPUG KKTC’ye inanmıyor” sonucu çıkıyor.

KİM, NE ZAMAN YAPACAK:
29 Haziran’da yapılacak referandum sonrası Anayasa değişiklikleri kabul görürse, çocuklar bundan sonra hapse girmeyecekmiş. Ayrıca çocuklar istemedikleri bir işte çalıştırılmayacaklar. Yeni Anayasa’da, suça itilen çocuklar için, Çocuk Mahkemeleri kurulması da öngörülüyor. Bu mahkemelere bakacak yargıçlar, çocuk psikolojisinden anlayan uzmanların görüşlerini aldıktan sonra yargısal işlem yapabilecek. İyi de bunların olması için, özellikle de bizim ülkede en az 2-3 yıl ister. Tüm bu değişiklikleri kim, ne zaman yapacak. İnşallah yanılırım ama, bu uygulamaların erken zamanda hayata geçeceğine inanmıyorum. Anayasa değişecek belki ama, uygulama aynı hamam aynı tas devam edecek…

GİZLİ İTTİFAK TAMAM:
UBP ile DPUG aday belirlemenin son günü olan bugün aday açıklamayacaklarına göre, Mağusa, Lefkoşa ve Güzelyurt’ta gizli ittifaka onay vermiş olacaklar. Mağusa’da İsmail Arter, Lefkoşa’da Deniz Dana ve Güzelyurt’ta ise Mahmut Özçınar, ittifakın ortak adayları olarak seçime girecekler. Bu gizli ittifak beraberinde zaferi getirir mi diye sorarsanız, işte orası tam bir muamma. Özçınar zaten favori ama, Dana ve Arter için aynı şeyi söylemek oldukça zor…

FARKIMIZ GELİR DAĞILIMINDA:
İsviçre’de dün yapılan referandumda, asgari ücretin 9 bin 500 TL’ye yükseltilmesi oylandı. Gazetelerimiz haberi hayıflanarak verdiler. Hayali bile güzel… İsviçre’nin zenginliğiyle kendimizi karşılaştırmamız mümkün değil de, ancak şunu da unutmayalım, orada işçilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 40’ı geçerken, bizde milli gelirin yüzde 40’ını, toplumun en çok kazanan yüzde 20’lik kısmı, yani kaymak tabaka alıyor. Aradaki en acı fark bu…

ZİRVEDEKİLER
Didier Drogba: Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Drogba, Soma’daki maden kazasında yaşamını yitiren ailelere 1 milyon Euro bağışta bulunacağını açıklamış. Drogba gibi birçok vatandaş yardımda bulundu diyeceksiniz ama, yabancı birisinin bu duyarlılığı göstermesi önemli. Hem de bunu reklam malzemesi yapmadan, kendi içinde yaşaması. Helal olsun Drogba…

 

DİPTEKİLER
Başkanların Görev Aşkı: Aylardır koltuklarından kalkıp da kenti için elinin kıpırdatmayan bazı belediye başkanlarının bugünlerdeki görev aşkına anlam veremiyorum. Aylardır taş üstüne taş koymayan bazı başkanlar, şimdilerde yolları temizliyor, etrafa çiçekler ekiyor. Nasıl olmasa vatandaş balık hafızalı ya. Kimse , “Şu son 4 yılda ne yaptın, en azından kaç ağaç diktin” diye sormayacak…