DP-UG’nin dün Meclis’te yaptığını iki şekilde değerlendirmek lazım…
Birincisi, tam bir popülizm örneği.
Halen geçici olarak çalışanlara, “Kamu Görevlileri Yasası değişse de, şimdiki haklarınızdan yararlanmaya devam edeceksiniz” diyor. Yeni yasada “Bundan böyle geçici olmayacak” deniyor ya, içeridekileri güvenceye alıyor. Ama kim, hükümet değil, sadece “DP-UG” ve müttefikleri… Yani parsayı önceden toplama meselesi, kendi kar hanesine yazma meselesi…
Bu yaparken, aynı zamanda, Başbakan’ın geçen hafta söylediği, “Sınav yapılacak, sınavları geçenler kadrolanacak” kararını büyük ölçüde havada bırakıyor. Başbakan ile dün konuştuğumuz Asım Akansoy her ne kadar DP-UG’nin önerisinin kendi tasarılarıyla çelişmediğini söyleseler de, burada hem kökten bir teknik fark var, hem de bir baskın niyeti olduğu açık. Gerçekten niyet iyi olsa, DPUG ortağıyla birlikte, kamuoyunun genelini rahatlatacak, adil olanı bulmaya çalışır, yeni bir kriz yaratmaya girişmezdi…
İşte benim bu konuda ikinci değerlendirmem, işin bu yönüyle ilgili, yani genel siyasi ahlak açısından. Düşünün, hükümetin ortaklarından biri, böylesine ciddi bir konuda, diğeriyle hiç konuşmadan, yangından mal kaçırırcasına Meclis’e bir önerge getiriyor. Anında da muhalefetin desteğini sağlıyor.
Şimdi bana kimse UBP’nin bundan haberi olmadığını söylemesin. CTP’nin reddedeceğini bile bile bu öneriyi sunan DPUG, UBP’nin desteğini baştan garantiye almış olmalı. Malum bu hareketin hükümet içinde yeni bir kriz yaratma potansiyeli var. Onun için bu işin hazırlığının da birlikte yapıldığına inanırım. DPUG şu anda, bir ayağı hükümetin içinde, bir ayağı dışta bir ortaktır. Serdar Denktaş’ın tavrı sanki CTP’den, ÖRP’nin intikamını alır gibi…
Asım Akansoy dün Radyo Havadis’te, “Serdar Denktaş bu hükümette kalmak istiyor. Onun için bu krizi de aşarız” diyordu. Ben kendisiyle aynı görüşte değilim.
Nedeni de şu; geçen günkü yazımda, “Birileri kriz düğmesine basmış, elini kaldırmıyor” demiştim ya, anlaşılan o el, o düğmeden kalkmayacak. Ta ki bu hükümet bozulana kadar. Kırk gün, her gün “Hükümette çatlak” haberleri çıkarsa, olacağı odur. Ne yazık… Daha kurulalı 4 ay olan bir hükümetin nasıl bozulacağını düşünüyor olmak kadar büyük bir ayıp olamaz, ama oluyor işte.
Çünkü takvim önemli, yerel seçimler, sağda birleşme ve nihayet cumhurbaşkanlığı seçimleri. Yani diyeceğim, ardı ardına gelen bu krizlerin öyle geçicilerle, Kıbrıs meselesiyle ya da halkın çıkarlarıyla ilgisi yok, sadece takvimle ilgisi var…
Son olarak dikkatimi çeken bir nokta, TDP’nin öneriye verdiği destek… Geçiciler konusunda şahinlerin başını çeken TDP nasıl oluyor da “evet” diyor, aklım almadı… İşte bu da popülizmin ve siyasi çıkarcılığın, fırsatçılığın daniskası. Başka söyleyecek bir şey bulamıyorum…
Acaba diyorum, dün yapılan bir koalisyon provası mıydı..?
OKUR UYARIYOR
Depozito…
2007 yılında Almanya’da bazı büyük marketlerin girişinde sanayi tipi çamaşır makinesine benzeyen “öğütücü” aygıtlar görmüştüm. İnsanlar kağıt, plastik, metal ya da cam şişeler içinde satın aldıkları ürünler için cüzi bir depozito bedeli ödüyorlardı. Tükettikleri ürünün ambalajını market girişindeki öğütücü makineye atıyorlar ve depozito bedelini otomatik olarak geri alıyorlardı.
Öğütücü makine öğütme yaparak ambalajların çok az yer kaplar hale gelmesini sağlıyordu.
Aradan 6-7 yıl geçti. Türkiye’de bu makineler sanırım hiç yaygınlaşmadı. Keşke bir yasal düzenleme yapılsa da her ticari ürünün ambalajı için depozito bedeli alınsa…
75 milyonluk ülkede herkes günde 1 ambalajı çöpe atmış olsa yılda 25-30 milyar adetlik devasa bir rakam ortaya çıkıyor.
Sade bir vatandaş olarak düşüncemi dile getirmek istedim. Belki birileri dikkate alır. Zira her yer cam, plastik, kağıt, metal ambalaj atıklarıyla dolu… (A.Ö.)
YERİN KULAĞI VAR
BÜYÜKELÇİ’NİN DURUMU: Türkiye’deki durumdan faydalanmaya çalışan bazıları çeşitli söylem ve dedikodularla Büyükelçi Halil İbrahim Akça’yı kendilerince yıpratmaya çalışıyorlar. Namık Kemal zamanında demişti ya “bu adanın sineğinden ve dedikodusundan çok çektim” diye, aynı hesap. Güya Büyükelçi Fettullah Gülen’ciymiş de Gülen cemaatini burada kolluyormuş. Halil İbrahim Akça’nın Milli Görüş geleneğinden olduğunu bilmeyen mi var? Maksat yıpratma olsun dedik ya…
CTP’NİN İŞİ ZOR:
Ortak, şovu çalıyor. Popülizmin dik alasını sergiliyor. Sanki bitmek bilmeyen, yıpratıcı, yorucu, kıran kırana bir yarış. İcraatmış, reformmuş sözü bile edilmez. CTP ise her adımda, kendini kollamakta, “aman geri adım atmayayım, yenilmeyeyim” derdinde. Sayın Yorgancıoğlu’nun da, grubunun da işi gerçekten zor. Karşılarında siyasetin kurnazları ittifak kurmuş. Bakalım nereye kadar direnecek…
CTP’YE TÜYO:
Ersin Tatar dün Meclis’te toplayamadığı gelirlerden dert yanıyordu yine. Mahkemeye vermiş de mahkeme sonuçlanmıyormuş bir türlü. Son örneği de kiraya verilen kumarhaneler. Adam teşvikten yararlanmış, kumarhane açmış, dönmüş kiralamış, kiranın stopajını da teşvik diye ödemiyormuş. Mahkeme de yıllardır sürüyormuş. Elinizi tutan mı vardı? Yasayı değiştirseydiniz ya. “Üstüne gidemedim” diyemiyor da… Belki CTP krizlerden başını alır da, bu işlere bakar. Tabii ortağı izin verirse…
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE UG ENGELİ:
CTP’nin, ülke siyaseti için önemli olan Anayasa, Siyasal Partiler ve Seçim Yasası’nda yapılacak değişiklikler konusunda da eli kolu bağlı. Özellikle komitede bulunan DP’nin UG kanadına ait iki milletvekilinin bitmek bilmeyen ayak sürümesi, komisyonu çalışamaz duruma getirdi. Serdar Denktaş’a, söz konusu iki üye hakkında yapılan şikayete rağmen hiçbir adım atılmaması ise ortaklar arasında yeni bir krizin doğmasına aday…
BÜYÜK LAFI DİNLEMEK GEREK:
Hatırlayacaksınız CTP-DP hükümetinin kuruluş aşamasında Sayın Talat, DP dışında başka alternatiflerin de olduğunu söylemiş ve CTP’lilerden bayağı da tepki görmüştü. Hatta Sayın Talat koalisyon hükümetiyle ilgili bir yorumunda, “Bu DP CTP’nin ciğerini söker” diye de bir laf etmişti. O gün bu sözlerinden dolayı Sayın Talat’ı eleştirenler bugün ne düşünüyorlar acaba..?
SENDİKALAR HAREKETLENDİ:
Devlet Planlama Örgütü’nün 2013 yılı enflasyon rakamlarını % 10.22 olarak açıklaması sendikaları da harekete geçirdi. Maliye Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada, yeni yılda maaşlara %4’lük bir artış yapılacağını duyurmuştu. Ancak DPÖ’nün bu açıklamasından sonra sendikalar artışın %4 değil, en az %7 olması gerektiğini seslendirmeye başladılar…
HANİ REKABET KURULU BAKACAKTI?:
Geçtiğimiz günlerde tüp gaza yapılan zammın ardından Başbakan Yorgancıoğlu, “Bu, bizim dışımızda 3 firmanın yaptığı bir zam, firmalarla konuşup düzeltmeye çalışacağız” demişti. Hatta konunun Rekabet Kurulu’nda incelemeye alındığı da açıklanmıştı. Vatandaş yapılan zammın geri alınmasını beklerken, okkalısı geldi. Sahi neydi o Rekabet Kurulu faslı?
ZİRVEDEKİLER
Cumhuriyet Meclisi: Meclis’in görevi sadece yasama değil. Kurumsal olarak da bir çok faaliyeti yerine getirmek durumunda. Bunlardan biri de arşiv konusu. Bir anlamda, devletin hafızası. Kıbrıs Türk basın arşivinin elektronik ortama aktarıldığını Başkan Sibel Siber açıklamıştı. Araştırdık, 1950’den buyana yayınlanan tüm gazetelerin taramaları, DAÜ ile iş birliğinde tamamlanmış, yakında bir web sitesiyle hizmete sunulacak. Araştırmacılar ve bir de “balık hafızalılar” için gerçekten önemli bir hizmet…
DİPTEKİLER
Koalisyon Hükümeti: Bu nasıl bir ortaklıktır ben anlayamadım. Yaklaşık dört aydır, koltukları paylaşmak dışında ortak bir karar üretemediler. Böyle bir koalisyon hükümeti ne görüldü ne duyuldu. Ortaklardan birisi “mangal tahtası” derken, bir bakıyorsunuz diğeri, “bayram haftası” diyor. Kurban olayım ben bu ikilinin uyumuna. Bence ortada bir ortaklık yok, sürekli faullerle devam eden bir maç seyrediyoruz. Galibi yok, ama kesin kaybedeni var, o da vatandaş.
CTP-DP koalisyon hükümeti dün diğer krizlere göre daha büyük bir krizle karşı karşıya kaldı. DP’nin, dün Meclis’e koalisyon ortağı CTP’den habersiz geçicilerle ilgili yasa önerisi getirmesi hükümeti bir kez daha çatırdattı. Başbakan, “DP’nin yaptığı etik değil” dedi
































