Uluslar arası ilişkiler, ülkeler arası menfaatlerin dikkate alınmasıyla doğru bir temele oturabilir.
BM Genel Sekreterinin Kişisel Temsilcisi Maria Cueller’in Kıbrıstaki temaslarından sonra Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve AB ile temaslarına devam edeceğini açıklaması, perde gerisinde ÖNEMLİ PAZARLIKLARIN devam ettiğini göstermektedir.
Gerek Annan Planında, gerekse Montanasürecinde Türkiye’nin Kıbrıs Sorununda yeşil ışık yakmasının ardında BM ve AB den kendisine verilen sözler etkili olmuştu.
Ancak her iki süreç, Rumlar tarafından ret edildiği için, Türkiye belirli talepleri karşılanmadan, ileri adımlar atılmasına izin vermeyecektir.
Tufan Erhürman’ın da gerek metodolojidegerekse genel politikalarda izlediği strateji de Türkiye’nin desteğini alan bir politikadır. Bu politikada en önemli nokta GÖRÜŞMELERİN bir zaman takvimi içerisinde sonuçlanması talebidir.
Bu taleplerle birlikte, Türkiyenin gerek Doğu Akdeniz’deki enerjiden pay alması gerekse diğer istekleri tatmin edilmeden, bir sonuca varılamayacaktır.
2-3 gün önceki FİLELEFTEROS gazetesinin yorumu çok dikkat çekicidir:
Birleşmiş Milletlerin (BM), Türk tarafının Kıbrıs sorununda hamle yapabilmesi için Avrupa Birliği’nin de hamle yapması gerektiği görüşünde olduğunu yazan gazete, “SAFE programına katılım, vize serbestisi ve Gümrük Birliği Anlaşması” konularının Ankara’nın gündeminde olan AB ile ilgili konular olduğunu ileri sürdü..
Gazete Türkiye’nin; Avrupa Birliğinin harekete geçmesi durumunda kendisinin de adım atabileceği konusunda muhataplarını ikna etmeye çalıştığını da iddia etti.
SAFE Programı, Avrupa Birliği’nin (AB) savunma kapasitesini artırmak ve üye ülkelerin silahlanma projelerini finanse etmek amacıyla oluşturduğu yaklaşık 150 milyar avroluk bir kredi destek paketidir. Açılımı “Security Action forEurope” (Avrupa İçin Güvenlik Eylemi) olan bu program, üye ülkelerin savunma sanayilerindeki verimsiz harcamaları azaltmayı hedefler.
Türkiye’nin özellikle son yıllarda silah sanayii konusunda yapmış olduğu gelişmeler, Bu pazara Türkiye’nin rahatlıkla katılabileceğini göstermektedir.
Bu konularda Türkiye’ye engel çıkartan Kıbrıs ve Yunanistan yönetimleridir. Bu sorundan pay almak Türkiye için çok önemlidir. Bu da Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde önemli bir pazarlık konusu olacaktır.
Avrupa Birliği (AB) vize serbestisi, Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat etmesini sağlar. Bu durum Türkiye için; sosyal, ekonomik, ticari ve siyasi açılardan çok önemlidir. Vize serbestisinin Türkiye için başlıca önemi şunlardır:
Kolay Seyahat: Türk vatandaşları, turizm veya aile ziyareti amaçlı kısa seyahatlerinde vize almak zorunda kalmaz.
Kültürel Bağlar: AB ülkelerindeki akrabalar ve arkadaşlar daha sık ziyaret edilebilir. İnsanların birbirini tanıması kolaylaşır.
Eğitim ve Kültür: Öğrenciler ve araştırmacılar, etkinliklere veya sınavlara vize engeli olmadan hızlıca katılabilir.
Türkiye için hayatı öneme sahip bu konularda AB adım atmadıkça, Kıbrıs’ta çözüm beklenmemelidir.
Maria Cueller’in bu dönemde yapmakta olduğu temaslar, bu alanlarda , gizlipazarlılklarda belirli bir yere varıldığının habercisidir.
Bu noktalarda, istediğini alacak olan Türkiye, Kıbrıs sorununda, çok kısa zamanda çözüm yönünde radikal adımlar ATACAKTIR.

































