Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GELECEĞİMİZ ÜZERİNE KUŞKULARIMIZDIR. (KIBRIS’I ORTADOĞU’DAN AYRI DÜŞÜNEMEYİZ!)

Türkiye’de Türklerle Kürtler savaşıyor.. Açıkça “iç savaş!” Ki İlber Ortaylı “1923 Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı 2023” kitabında bu kadar erken beklememesine karşın, “Türkiye bir iç savaşa gidiyor” diyordu.
Suriye iç savaşla dağılmış durumda. Belli ki olası anlaşmalar da yapılsa ateşler yanmaya, yeni coğrafyalar oluşmaya devam edecek.
Türkiye’nin Güney’inde artık bir Kürt Devleti oluşumu sürpriz olmayacak.
Irak zaten bölündüydü daha da bölünecek..
Afrika kıtası bize çok uzak. Olanları izleyemiyoruz ama katliamların kıyımların en korkuncu bu kıtada yaşanıyor.
Afganistan öteden beri çıbanın başıydı. Halâ ayni özelliğini devam ettiriyor…
BİLEMİYORUZ ÇÜNKÜ GÖREMİYORUZ: Yüz kelimelik bir anlatıma sığdırdığımız bu 20. Asırdan başlayıp 21. Yüz yıla  sarkan savaşlara, insanlık felaketlerine,   ne kadar yakın ne kadar uzak olduğumuzu bilemiyoruz!     Dünyadaki bu olayların bir gün Kıbrıs’ı nasıl etkileyeceğini de bilemiyoruz!      Bölgede barışın kolay kolay tesis edilemeyeceği söylenirken dolayısıyle Kıbrıs’ta nasıl kalıcı barış sağlanacağını da bilmiyoruz!    Avrupa kıtasını birleştiren mihver ülkelerin  Ortadoğu’dan seller gibi akan mülteciler sorunu karşısında nasıl  paniğe kapıldıklarını seyrederken  o “birliklerini” daha ne kadar koruyabileceklerini de bilemiyoruz!
Doğu Akdeniz’e inen Rusya’nın bir gün ve olası kaçınılmazlıkta  Amerika ile ne zaman dalaşa gireceğini de bilmiyoruz..          ***
ÇOK MU BİÇARE KALIYORUZ? Bölgemizi saran bu savaşların, ateşlerin arasında çok mu korumasız kalıyoruz?         Bu nedenle mi Güney’deki Rum halkı ile her zamankinden daha fazla barışa ve çözüme ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz?
Bu nedenle mi Türkiye’nin garantörlüğünün devamından yanayız?
Bu  nedenle mi AB üyesi olup sığınacağımız bir Avrupa kalemizin olmasını istiyoruz? 
Bu nedenle mi federal sistemi kurmayı yeğliyoruz!
Bilemiyoruz çünkü karar veremiyoruz! Karar veremiyoruz çünkü “büyük olayların arasında o kadar küçük kaldık ki bir gün kapımızı bile çalmadan içimize dalacak “askerlerin” çizmeleri altında kalıp ezilebileceğimizi bile düşünüyoruz!  
Ve korkuyoruz: Çünkü durup durup ne “askerlik kalksın” demek durdurabilecektir lavlar gibi adamıza akarken bizi ateşlerinde yakacak olan bu saldırıları ne de “askersizleştirilmiş Kıbrıs” demek  yetecektir felâketi önlemeye!
ÇÖZÜM OLSA: Kıbrıs adası Doğu Akdeniz’de asude bir lalezar değildir. İngiltere’nin Amerika’nın, Yunanistan’nın, İsrail’in, şimdilerde Rusya’nın ve Türkiye’nin üzerinde cirit attığı bir adadır. Ve bu ülkelerin hiç birisi ada üzerindeki siyasi ve stratejik çıkarları hilafına Türk halkı ile Rum halkının bir çözümde buluşup AB’de üye olarak yerlerini almalarını istemez! İngiltere de istemez Rusya da! Kendisi üye olmadan Kıbrıs’ın AB’ye kendinden kopartılmış askeri ve siyasi konumu ile üye olmasını Türkiye de istemez!..
Çözüm olsa ne olurdu ama? Tabi “nasıl” bir çözüm olacağını bilmeden cevap vermek kolay değil. Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki siyasi ve askeri koşullara uygun bir çözümün mümkün olmadığı savından hareketle diyoruz ki “ya oluşacak çözüm Kıbrıs’ı da Ortadoğu ateşlerinin sarmalına alırsa!” 
Çünkü Kıbrıs Doğu Akdenizde “denge kurucu” bir ülke değildir ki “çözüm” bölgeye de istikrar getirsin! Aksine çözüm büyük olasılıkla ve en çok da Rusya faktörü ile Esat rejiminden dolayı “dengeleri bozacak” kabiliyettedir..
     ***
TOPARLAMAK GEREKİRSE. Hafta’nın bir “Pazar’ı” vardır. Ve ben son zamanlarda hemen her Pazar günü bu “tatili” böylesi siyasi değerlendirmelerle  vıcık cıvık  yaparım!
Kafam rahat değil de ondan! Çözüm için devam eden müzakerelerde hâlâ değişmeyen kanaatimle Rum tarafının her zamanki gibi Türk tarafına ve tabi masada “kazık atmaya” çalıştığına inanıyorum!       Çünkü adamların samimi olduklarına inanmak için ne geçmişimizde yaşanmış bir inandırıcı olay vardır “örneğin” diyelim ne de geleceklere bakarken “bizi  mutlu ve kutlu barışçı çözüm bekliyor” diyebileceğimiz bir somut olay görelim! Üstelik yukarıda kısaca hatırlata hatırlata yazdık: Bölgemiz öylesi bir cehenneme döndü ki istesek de cenneti oynayamayız!
Ve diyoruz ki “çözüm”  bu günkü koşullarda, bu bölgede her şey değildir! Hele Türkiyesiz ve korumasız bir çözüm felaketimiz olur diye düşünüyoruz…