Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müzakere etmeden mutabık kalınan!

Kıbrıs’ta çözüm arayışının parçası olmasa da hiç konuşulmadan mutabakat sağlanan noktalardan biriseçimlerin her iki tarafta da ayrı yıllarda yapılmasıdır.

‘’Seçimlerimizin hiçbirini ayni yıl yapmayalım’’dercesine iki tarafın şaşmayan bir uyumu var.

Planlansa ancak bu kadar senkronize olunur.

Alman olsak hadi anlayalım bu disiplinli uyumu.

Ama yok bu senkronize durum bize uymuyor.Yakışmıyor!

Akdeniz’in doğusunda bir adada hayatı tesadüflerin toplamı olarak düşünmeye ve içimizden geldiği gibi gittiği yere kadar yaşamaya meyilliyiz biz!

xxx

İki tarafta da gizli görünmez bir elin marifetiymiş gibi 40 yıldır tüm seçimleri ayrı yıllarda yapmaya bir şekilde konuşmadan anlaşmayı başarmışız da haberimiz yok.

Yıllardır masada konuşulanların sonucunda anlaşma yok.Ama gel gör ki konuşulmayanseçim tarihlerinin farklı tarihlerde yapılması konusunda anlaşma tam.

Enteresan değil mi?

Neyin çekim gücüdür bu diye felsefi bir soruyu akla getirmez mi?

Aslında hiç anlaşmak istemeyenlerin sözde anlaşmak için görüşmeye devam etmesinin sebebi mi yoksa sonucu mu bu durum?
xxx

Konuşmadan birbirlerini büyük bir anlayışla demokrasinin gereği olan seçimlerinhep farklı yıllarda yapılmasını beklemekte mutabık taraflar.

Bununla da kalmayıp seçim öncesi dönemde masadaki muhatapları anlaşmaya meyilli değilse kazanmaları, meyilli ise de kaybetmeleri için ince ince ellerinden geldiğince de çalışmaya da mutabık kalınmış.

Yine çoğu zaman ‘’milliyetçiliği’’ ağır basacağı düşünülen adayın kazanması ya da seçim sürecinde tahrik edilmesi diğer tarafta büyük bir kesimde‘’konuşmadan anlaşılarak’’ umutla beklenir olmuş.

Hristofyas’ın Talat’a yaptığını unutmak mümkün mü?

O Talat ki KKTC’nin kuruluşuna ağladığını söyleyecek kadar çözüm yanlısıydı. Devletimizin kurulmasını buna engel olduğu için ağladığını seçim arifesinde söyledi hem de. Ama Hristofyas o ana kadar Talat ilemutabık kaldıklarını ortak bir açıklama ile duyurma teklifini bile kabul etmedi.

Şimdi de önceki gün Akıncı tam da seçim öncesi ‘’gel mutabık kaldıklarımızı birlikte açıklayalım’’ dedi. Bunun Rum tarafındaki seçim atmosferinde yaratacağı etkiyi bekleyip görmek lazım. Ortak açıklama çağrısına karşılık gelmezse bu sefer de her iki tarafta ayrı bir festival olmaya aday bir durum ortaya çıkacaktır.

xxx

Adadaki bu ‘’senkronize’’ olmuş seçim takvimi yetmezmiş gibi buna bir de Türkiye ve Yunanistan’daki seçimler de zaman zaman eklendi.

Hatırlayın Anastasiades, Eroğlu’na Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda istediklerini alabileceklerini düşündüğünü söylediğini aktarmıştı.

Anlayışla Türkiye ve Yunanistan’daki seçimler de yeri geldiğinde bakalım kim kazanır diye beklendi.

Anlayacağınız araya seçimlerin girmesi hiç problem edilmedi hatta zaman zaman dört gözle beklenir oldu.

xxx

Şimdi de Mayıs 2016’da Rum milletvekili seçimi geldi çattı.

Bundan dolayı karşılıklı söylenenler de anlayışla mahsur görülüp beklenecek, çünkü demokrasi gereği olan seçim var.

Nitekim Anastasiades bunun ilk işaret fişeğini üç dört hafta önce attı. Arkası da yavaş yavaş karşılıklı bir şekilde geliyor.

Ha bu arada ben baktım.

2017 yılında 4 ülkede de seçim yok. Not edelim.

Yakındır ilk önce çözüm için 2017’nin ilkbaharını birileri işaret eder. Bir taraftan da taraflar2017 yılı boş kalmasın diye erken seçim için şimdiden çalışmaya başlar. Baksanıza bizim taraf kıpır kıpır. İşi şansa bırakmamak lazım!

Seçim tarihleri ile ilgili yakalanan ‘’uyumu’’ bozmamak adına gerekli olan ‘’fedakârlık’’yine konuşulmadan mutabık kalındığı şekilde yarışırcasına taraflardan biri tarafından başarılırsa şaşar mısın?

E artık anlayışla konuşmadan mutabık kalıp erken seçim olacaksa onu da bekleriz

Taraflar arasında seçim tarihlerindeki uyumun! yarısı kadar bir uyum! olsaydı bu adada bu sorun olurmuydu?