Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KAÇINILMAZ TÜRK YUNAN SAVAŞI: (VE FUTBOLU BİLE FAŞİZME KURBAN ETTİLER!)

Yağlı güreşlerde güreşe tutuşmadan  önce güreşçiler birbirlerinin etrafında hindiler gibi kabararak, kollarını öne arkaya sallayarak dönerlerken dolarlar, doldukça da peşrev atarlar. Bunun anlamı rakibe meydan okumadır.

…Uzun süredir Türkiye ile Yunanistan’ın Ege Denizinde öylesi sürgit peşrevlerini izliyoruz! Ki şu anda artık çıbanbaşı haline getirilen Türkiye’ye bir adımlık mesafedeki bu adalar yanı sıra Yunanistan’ın TC’ye bir atımlık mesafedeki Dedeağaç da askeri üs haline getirilmiştir!

Bir süredir bu sorunla ilgili gelişmeleri “bakalım kıyamet ne zaman kopacak” merak ve telaşında izliyoruz! Çünkü TC ile Yunanistan’ı karşı karşıya getirecek taşan bir son damlanın sonucunda, artık askeri silah  depoları haline getirilen bu üslerle  kamplar eğer Doğu Akdeniz’de Türk-Yunan savaşının kıvılcımlarını ateşlerse,  büyük olasılıkla Amerikan’ın da karışacağı  Türk Yunan savaşı kaçınılmaz hale gelebilir!

GELEBİLİR diyorum çünkü hâlâ iki ülkenin bir müzakere masasında barışçı bir anlaşma  yapmaları şansı vardır! Fakat “uzak ihtimal” olduğunu da yazmalıyım! Çünkü Yunanistan hâlâ 1974 Barış Harekâtının rövanşını alamadığının ezikliğini yaşıyor.. Artı büyük hayalleri olan ve “megali idea” dedikleri amaçlarına da ulaşamamışlardır! Aksine Doğu Akdeniz’den Ege denizini de kapsamına alarak Kıbrıs’a kadar uzanan Doğu Akdeniz’de hayal ettikleri “imparatorluk” fena halde kararmıştır! Kendileri de farkındadırlar ki hâlâ Türkiye ile aşık atamayacak kadar “Küçük Yunanistan” olmaktan öte değillerdir! Bu nedenle:

***

SAVAŞA İHTİYAÇLARI VARDIR: Artık Yunan muhalefetiyle Çipras gibi siyasilerin Micsodakis ve Dandias’ı  kıyasıya eleştirdikleri gerçeklerde Yunanistan’ı Amerikan askeri üsleri ile dolduran Yunanistan’ın son hamlesi bugüne kadar karşısında hep yenik düştüğü Türkiye’ye karşı bir zafer kazanıp güven tazelemektir yoksa çok fena gideceklerdir!..

YANİ lafın kısası, belli olmuştur ki “Yunanistan ile Türkiye çatışmadan, birbirlerini vurmadan, dolayısıyla masa başında yeniden anlaşmaya varmadan Doğu Akdeniz’de barış olmaz!

***

NE VAR Kİ OLANLAR BİZE OLMAKTADIR: Tıpkı “filler tepişirken çimenlerin ezilmesi” gibi! Bir yanda Rusya-Ukrayna savaşından kaynaklı dünyayı saran huzursuzluklarla sosyoekonomik sorunlar, öte yandan Yunanistan TC dalaşması ve sonuçta bu olayların esintilerinden bile etkilenebilecek zayıf ve naif Kıbrıs Türk halkı!

Kİ NE DİYORUZ? Ne olacak anam bu hallerimiz?  Ki geçen gün Nüfus sayımızla ilgili bir açıklama yapıldı hâlâ 3 yüz 90 binlerde oynaşıyoruz! Ki TC’de en küçük köyün nüfusu bizden fazladır!

YANİ Çoğalmıyoruz! Ki Lefkoşalı refiklerimiz iyi bilir: Yıllar önce adını unuttuğum bir Büyükelçinin hanımı önüne gelene, “ama siz hiç çocuk yapmaz mısınız” diye sorar yakınırmış.

Doğrusu hanımefendi haklıymış çünkü bugün “arttı” denilen nüfusumuz bile hâlâ 390 bin! Bu nüfusla ne köy olur ne kasaba biz “Devlet” olduk! Üstelik tüm organları, kurumları ve bürokratları ile..

Tabi    hatırlatayım: 1963’lerde 80 bin kişi bile değildik!

OYSA Devlet dediğinizin “nüfusa” da ihtiyacı vardır.. Nitekim memleketin bir yarısı “Devletin kamu görevindeyken” portakalı dalından kesecek, üzümü bağdan koparacak, patatesi topraktan sökecek işçi bile bulamazsınız! Hayvanları otlatan çobanı bile TC’den getirirken tüm “işlerimizin işçilerini” de dıştan gelenlere havale etmekten başka çaremiz kalmaz!

VESSELAM ve her zaman yazdığımca bir garip toplumuz ki                   48 yıldır kendimize Devlet dediğimize nazire tutun ki söz konusu kimlik ve pasaportlarımızın Osmanlı degarası kadar bile kıymeti harbiyesi yoktur. İşte İspatı:

***

KISACA TAKILDIĞIM: (NE UTANIRLAR NE ARLANIRLAR!) Kimler? Hâlâ kendilerini  tüm adanın egemeni olarak gören Güney’deki Anastasiadis’li Rum Yönetimi!

Malum bugün Güney’de Fenerbahçe ile AEK Larnaka takımları arasındaki futbol karşılaşmasında stada girebilmek için Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı yani Rumun Kimlik kartı şartı aranacak! Olmayanlar stada giremeyecek.

KOYU sayılmasa da bir Fenerbahçeli olarak hem canım üzüldüm hem de Rum’un hemen her fırsatta nasıl bir Türk düşmanlığı sergilediğinin somut ispatına bir kez daha tanık olduğum için fena halde canım sıkıldı!

Üzüldüm çünkü: Her ne kadar artık dünya futbolu büyük paralar ve ve bahislerle bir spor olmaktan çıkmışsa da bazen etleri bir kazanda kaynamayan TC-Yunanistan gibi ülkelerin futbol takımlarını karşı karşıya getirecek böylesi turnuvalar, buluşmalar olmaktadır ki işte o zaman “sporun barışa hizmeti uluslararası yakınlaşmaların gerçekleşmeleri bile söz konusu olabilir” dersiniz..

FAKAT bu barışa giden yolları açan sportif karşılaşmaların Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan için tırnak kadar kıymeti harbiyesi olmadığına bir kez daha tanık olduk! …

Rumların ve Türklerin birer ayaklarının Kuzey’de ve Güneyde olmaları, türlü çeşitli alışveriş yapmaları, çıkan yangınları söndürmek için birbirlerine yardım teklifinde bulunup hatta yardımda bulunmaları…

KISACA adadaki bu İki Devletli siyasi statüde Kıbrıs’ın tarihinde Türk Rum ilişkilerinin hiç görülmediği kadar dengeli, sağlıklı ve güvenli olduğu gerçeklerde; bakın TC-RUM Yönetimi arasındaki bir dünyasal organizasyon olan futbol karşılaşmasında yedikleri naneye! Kıbrıs Cumhuriyeti yada FUN kartları yoksa Kuzey’den gidecek seyirciler stada alınmayacaklar!

İşte “Rumlar ve  Yunanlılar böyledirler” dediğimizce beyinleri Türk düşmanlığı ile yıkanmış dolayısıyla kalpleri kararmış böyle ırkçı ve faşist iki halktır!