Geçen hafta sadece adının telaffuz edilmesinin bile ilgi çekeceği TC Barolar Birliği Başkanı Sn. Metin Feyzioğlu, sürpriz sayılması gereken bir resmi kararla Lefkoşa Büyükelçiliğine atandı.
Geçmişte sadece TC’deki mevcut siyasi iktidarla süregelen tartışmaları ile değil, ayni zamanda “Barolar Birliği Başkanlığı” gibi önemli bir görevde bulunmasıyla da dikkat çeken Metin Feyzioğlu, bir zamanlar en az kendisi kadar ünlü politikacı Turhan Feyzioğlu’nun oğlu olması nedeniyle de tanınıyor.. Son yıllara kadar Turhan Feyzioğlu Cumhuriyet Halk Partisinde başkanlığa kadar ulaşmış aktif bir politikacıydı hatta siyasi rejim tartışmaları döneminde bir iki günlük Başbakanlığı bile vardı..
YANİ Metin Feyzioğlu aslında “siyasetin göbeğinde” yetişen bir politikacı.. Eklemekte yarar var Eğitim öğrenim yönünden de ileri düzeyde bir kişi.
PEKİ şimdi TC’nin Büyükelçisi olarak neden Lefkoşa’ya atandı diye merak etmez misiniz? Ki aslında çok iyi bir hukukçu olması hasebiyle tutun asıl yerinin mesela AB ülkelerinden biri olabilirdi… NE var ki ben “her neyse, sana ne” diyorum ve Yeni Büyükelçi Metin Feyzioğlu üzerinden düşüncelerimin KKTC’sini değerlendiriyorum. Şöyle: ***
FEYZİOĞLU’UNDAN YARARLANMALIYIZ. Hemen, “ne yani ne demek isten? Yani biz kendimizi yönetemiyoruz da TC büyükelçilerinden yardım ve icazette bulunmalarını mı isteyeceğiz” demeyin! Zaten gerçek olmadığı halde yıllardır sanki “öyleymiş” gibi ne kadar vebali boynumuza asılı olan günahlarımız varsa hepsini de ya Ankara’ya yada TC’nin KKTC’deki Büyükelçileriyle görevlilerinin sırtlarına yığıp boyunlarına astık!
NİTEKİM daha adaya gelmeden bazı gazetelerimiz “yeni valimiz Feyzioğlu” diyerek manşet attılardı bile!
OLSUN diyorum. Sonuçta “çıkan yasalarımız kadarından kat katı ile “değişiklik yasalarımızın” söz konusu olduğu, Anayasamızın yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliği düşünüldükte Sn. Feyzioğlu’ndan da Yararlanmamız mümkündür.. Ki kendileri aslen CHP’li bir Sosyal Demokrattır..
***
YİNE DE DİYECEKSİNİZ ki “nasıl oldu da AKP iktidarında eski CHP kurtlarından olan hukukçu Feyzioğlu Büyükelçi olarak Lefkoşa’ya atandı? Ne alâka?”
BENİ rivayetler ilgilendirmiyor! Sn. Büyükelçinin bir zamanlar Barolar birliği Başkanlığı da yapmış olmasından kaynaklı hukuksal donanım ve tecrübeleri ilgilendiriyor.. “Eğer bize yararı olabilir” diyorsam katiyen kendi hukukçularımızı zem zan altında da tutmuyorum sümme haşa! Ki sonuçta zaten sözünü ettiğim bir Yeni Anayasa da olsa, değiştirilecek yasalarımız da olsa mutlaka ekip çalışmalarını gerektirecektir..
Sonuçta gelişmelerle durum vaziyetleri zaten önümüzdeki günlerde birlikte göreceğiz.. Sn. Metin Feyzioğlu’na başarılar…
***
MASKARALIK İŞLERİMİZ! Yarım bırakılan her iş her yazım çizim her girişim erişim falan… “Ya “maskaralıktır” ya karagözlük!”
Ki KKTC böylesi yarım bırakılmış işlerin enkazları ile doludur! Devletin hem de “planlı programlı, Meclisli onaylamalı icraatlarından tutun da sıradan aldığı kararlarına kadar her bir şeyler yarım yamalaktır! MESELA çoğu zaman cılkı çıkarıldıkça maskaralığa dönüşmüşlükte artıp azalan günlük satış fiyatları zırt pırt değişen şu Akaryakıt!
Bir sabah 2 kuruş arttı haberi ile kalkıyorsunuz ertesi sabah bir kuruş indirim yapıldı haberine tosluyorsunuz!
Aferin poh poh ne kadar adil ve hakkaniyetli bir Yönetim erkine sahip olduklarını ispat edecekler! Doğrusu bir zararı yok ama bir faydası da yok.. Sonuçta iş ola bir meşguliyetle işgüzarlık!
Ki Patatesin 16-20 liraya, bazen domates’in 20-30 liraya satıldığı bir ülkedeyiz! Ki onların da fiyatlarının inip çıkmasından başımız dönmektedir!
***
PEKİ NEDİR MASKARALIK OLAN? Memleket ekonomisini, maliyesini, üretimini, dirlik düzenini sağlayamayan hükümetin böylesi palyatif tedbirlerle göz boyamaya çalışması!
NE VAR Kİ anladığım kadarı Sn. Üstel kendinden öncekiler gibi sorunlar karşısında bunalıp kısa sürede pes edip daha Başbakanlık koltuğunu ısıtmadan gidenlere” benzemiyor! İNATÇI bir dirençle “ben elimden geleni yapacağım, işleri yoluna koyacağım” iddiasında sorunlara asılıyor ama nafile! Çünkü “vermediyse mabut neylesin Mahmut!” Kİ ARTIK çok sevdiğim memleketimin alt yapı sorunlarından… Plansız imar iskânlarından…Pislik ve mezbeleliklerinden.. Artan nüfusa karşın yetersiz kalan kamu hizmetlerinden.. Üretimi artırmak yerine sürekli TC’den pompalanan paralarla vaziyetlerin idare edilmeye çalışılmasından…
Çocuk oyuncağı haline getirilmiş yangınlardan…
Aramızda misafir olmaları gereken yabancı uyrukluların pervasız ve korkusuz illegal eylemlerinden falan…
SADECE utanıp sıkılmakla kalmıyor korkuyorum da! Bu memleket gerçekten “Kuzey Kıbrıs Türk Devleti” midir yoksa “adından ibaret muhtacı dide bir garip çaresiz yetim midir?” Kİ uyarayım:
***
GİTGİDE ARTAN VAKALAR! Günlük medya haberlerini sürekli izleyen yurttaşlar her halde fark etmişlerdir. Artık o haberlerin baş köşesinde “aramızda misafirlerimiz olarak ikamet etmekte olan yabancı uyrukluların türlü çeşitli yasa dışı eylemleriyle polisiye vakaları, uyuşturucu gibi korkunç olması gereken pisliklerin başını çektiklerine dair haberler yer almaktadır..
BU insanlar ülkeye hangi nedenlerle nasıl gelmişlerdir? Çoğu Üniversite öğrenci kimlikli olmalı.. O zaman neden günlük medya haberlerinde yarattıkları kanun dışı eylemleriyle yer almaktadırlar!
YANİ diyoruz burası Dingo’nun ahırı mı? Yoksa KKTC Devleti mi? Artık aramızda binlercesiyle dolaşan, kaçak da olsalar iş gücümüzde bile yer alan bu “üçüncü uyruklu” insanları bir daha gözden geçirmekte yarar vardır. Çünkü artık kapılar pencereler kırarak evlerimize kadar girmekte, esrar fuhuş piyasasında cirit atmaktadırlar.. Eee artık yetsin ama!
































