Bağımsızlık yolunu takdir ettim…
Neden derseniz, pasifist, hedefe yönelik hiçbir fayda sağlamayacağı açık olan boykot yerine, örgütlerini tamamlayıp, seçime katılma kararı aldılar…
Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri Lefkoşa Milletvekili Adayı Mustafa Keleşzade, durumu bir cümlede özetledi; “Hükümete gelmek, iktidara gelmek demek değildir, hükümet dahi olunsa yapılması gereken var olan sisteme karşı muhalefet olmaktır”…
Karşı olunan düzenin ne olduğu belli.
Kısaca, halkın ve ülkenin yararına değil, kişilerin çıkarına hizmet eden statüko…
İki taraf var artık, çok açık, gemisini yürütenlerle mi olacaksın, hep birlikte kurtuluşun tarafında mı?
Şu an elimizdeki tek enstrüman, yaralı olsa da demokrasi… Ve demokrasinin tek mekanizması seçimler…
Bunu elinin tersiyle ittiğinde ne olacak?
Düzenin rahatını bozmayacaksın ki, aksine daha da rahatlatacaksın.
Hedefinden uzaklaşacaksın…
Eğer bu düzenden, sana çektirdiklerinden ve çektireceklerinden hoşnut değilsen, safını belirleyecek, düzen karşıtlarına destek vereceksin. Bu kadar basit…
RUMLAR NİHAYET ALDATILDIKLARINI ANLIYOR
Crans Montana belgelerinin, hem de aşırı sağ Fileleftheros gazetesinde yayınlanması, Rum halkını da sonunda uyandırdı.
Kathimerini gazetesinin “Symmerton Market Research”e yaptırdığı ankette, katılımcıların yüzde 36’sı çözüm çabalarında ilerleme kaydedilememesinin başlıca sorumlusunun Kıbrıslı Rumlar ve onların liderliği olduğunu dile getirmişler…
Gazete ilk kez böyle bir sonuç çıktığını ifade ediyor…
Dahası, federasyon diyenlerin oranı yine ilk kez yüzde 51’e çıkmış. Bir de buna ilave edilecek, “gevşek federasyon” diyen yüzde 11 var… Olduğu gibi kalsın diyenler ise sadece yüzde 17…
Malum bundan önce rakamlar tam tersi bir iradeyi gösterirdi.
Katı milliyetçiler de yok değil. Ancak sayıları çok ciddi bir şekilde düşmüş görünüyor. Yüzde 9 “üniter devlet”, yüzde 8 “iki devlet”, yüzde 1 “Türkiye ve Yunanistan ile çifte Enosis” demiş…
Güney Kıbrıs halkının nabzını sürekli izleyen bizler için radikal bir değişim göstergesi.
Kıbrıs Rum liderliklerinin, 1960 Anlaşmalarından beri halklarına gerçekleri anlatmadıklarını hep biliyoruz. Makarios’tan tutun, Kiprianu’ya; en acısı da Annan Planı döneminin AKEL’ine…
Bu sürede konuştuğum birçok Rum’dan benzer şeyleri duydum, “Bize doğruları söylemediler”. Geçtiğimiz yıl uzun Yol’da bir grup gazeteci arkadaşla bir cafede otururken yanımıza gelen Rum gençler, Hristofyas’a inanmanın acısını çektiklerini söylemişlerdi. Yine Maraş harabesini gezerken rastladığım, Maraş’ta çok değerli mülkler bırakan bir ailenin fertleri de aynı şeyleri söylemişlerdi ve çok pişmandılar.
Bu trend kısa vadede bir değişiklik yaratır mı? Şu an için böyle bir durum olmasa da akıllarının karışmış olması bile bir şey…
YERİN KULAĞI VAR
BU RAKAM HİÇ ÇIKMAMIŞTI:
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin Aralık ayı anketine katılanların yüzde 93.39’u ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini söylemiş. İşlerin doğru gittiğini düşünenlerin oranı sadece 6.61’mış. Tamam, bir ay sonra seçim var, görelim bakalım gereğini mi yapacak bu yüzde 93, yoksa acı çekmeye devam mı diyecek?
GÖÇ YOLLARINI AÇTINIZ:
Ersin Tatar son olarak gençlere seslenerek, “Kıbrıs Türk gencinin önü açıktır” demiş. Geleceklerini kararttığını o gençlerin yüzlercesi kendi vatanında iş bulamadığı, pahalılık karşısında eli kolu bağlı olduğu için “bizi yok etmek isteyen” Rumların yanında yapıcı, komi olarak çalışmak için güneye gidiyor. Böyle mi açıyorsunuz Kıbrıs Türk gencinin önünü. Açtığınız tek şey göç yollarıdır…
HİÇ BU KADAR ÇARESİZ OLMAMIŞTIK:
Dünyayla bütünleşme yolunda büyük bir çaba ve mücadele verildiğini söyleyen Başbakan Sucuoğlu, “Devletimizi yüceltme ve daha refah günlere kavuşturma kararlılığındayız” dedi. Halbuki hiçbir dönemde Kıbrıs Türkü dünyadan bu kadar kopmamış, hiçbir dönemde bu kadar yoksul ve çaresiz kalmamıştı… Dünyanın kabul etmediği uyduruk bir çözüm formülü ve izlediğiniz teslimiyetçi politikalar sonucunda bir toplumun sonunu hazırlıyorsunuz…
GÜRÇAĞ KİMİ İŞARET ETTİ:
UBP’nin Girne’de milletvekili olduğu halde kontenjandan aday gösterdiği İzlem Gürçağ katıldığı bir tv programında, “Hiç kimsenin bir diğer arkadaşını rencide edecek şekilde propaganda sürecinde olmaması gerekir. En büyük jüri halktır… Ne rüşvete ne yolsuzluğa imzasını atmamıştır İzlem Altuğra… mesajı almak isteyen varsa alsın…” derken kimi veya kimleri kast ettiği anlaşılamadı. Ama belli ki Gürçağ’ın kontenjan adayı olarak Girne’de 3. sıradan aday olması birilerinin canını sıkmış. UBP’de adayların belirlenmesiyle, kavgalar da su yüzüne çıktı. Sanırsın ki seçim şahısların kaderi için yapılıyor.
VARLIĞIMIZDAN KİMSENİN HABERİ BİLE YOK:
Merkezi Paris’te bulunan çok uluslu pazar araştırma ve danışmanlık firması IPSOS, yaptığı araştırmada, yeni yıldan en umutsuz insanların yaşadığı ülkeler sıralamasında Türkiye’nin Güney Afrika ve Güney Kore’den sonra 3’üncü olduğunu bildiriyor. Kıbrıs adasının kuzeyinde yaşayan, nüfusu bile bilinmeyen bir insan topluluğu aslında açık ara 1. sırada ama kimse bunu bilmiyor. Görün ne kadar yalnız ve çaresiziz. Adımız bile yok. Kasasında kuruş olmayan 1 ay sonrasını göremeyen ve bunda hiçbir kabahati olmayan tek ülke biziz oysa…
AŞIDA ÇELİŞKİLİ KARAR:
Şimdi bakın, 6 Aralık’tan itibaren, Biontech, Sinovac ve tek doz Johnson aşısı olanların aşısız sayılacağı duyuruldu. Ancak önceki günkü kararın 3. maddesinde, 2 doz Biontech, 2 doz Sinovac ve 1 doz Johnson aşılıların “Aşılı kişi” sayılacağı ilan ediliyor. Nasıl iş? Bize başka yurt dışından gelene başka mı? Bu ne çelişkidir? Bu işler bu kadar mı baştan savma yapılıyor? En azından daha bir hafta önce ilan ettiğiniz kararlara göre düzenleseydiniz.

FOTO GÜNDEM: LİBYA’YA BİLE İMRENDİK: TÜRKİYE BASININDA BİR HABER… İZMİR’DE IŞIL IŞIL YANAN BİR BÜYÜK YOLCU GEMİSİ. NEREDEN BİLİYOR MUSUNUZ, LİBYA’DAN… O LİBYA Kİ, İÇ SAVAŞTA. HÜKÜMETİNİN YASALLIĞI TARTIŞILIYOR. 24 ARALIK’TA SEÇİM YAPILACAĞI AÇIKLANMIŞ, ANCAK BAŞBAKANLIK VE SAVUNMA BAKANLIĞI SİLAHLI KUŞATMA ALTINDA. BU İNSANLAR, ALIŞ VERİŞ YAPMAYA TÜRKİYE’YE GELİYOR. LİBYA PARA BİRİMİ DİNAR BİLE 3,8 TL EDİYOR. ARALIK AYI İÇİNDE 2 SEFER GERÇEKLEŞMİŞ. NE DİYEYİM ARTIK, BİLEMEDİM. BU DURUMA DÜŞECEĞİMİZ AKLIMIZA GELİR MİYDİ?
































