Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

EKONOMİDE ÇİN MODELİ

 

Finansörümüz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından son zamanlarda ortaya atılan yeni Ekonomik Model ve bu modelin örnek aldığı Çin. Nedir Türkiye’nin ortaya koyduğu Ekonomik Model? Üretim, istihdam, ihracat. Ne değer kaybeden milli para, ne fakirleşen Türk Halkı, ne piyasanın pahalılaşması ne de yüksek TÜFE enflasyonu sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok rahatsız etmedi.

Tabi finansal ve ekonomik olarak KKTC’yi Türkiye Cumhuriyeti’ne bağımlı hale getirdikleri için Türkiye’de ki tüm ekonomik ve finansal, olumlu-olumsuz gelişmeler bizi de direkt etkilediğinden bizlerde Türkiye’de ki politikaları yakinen izlemek ve gerek müsvet gerekse menfi görüşlerimizi ortaya koymak zorundayız.

Türkiye’de ki siyasi otoritenin ortaya atmış olduğu yeni ekonomik model Çin ya da Doğu Asya tipi bir ekonomik modeli akla getirmektedir.

60 lı ve de 70 li yıllarda Çin yeni dünyada bir yer bulmaya çalışıyordu. O zaman Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao hayatta idi. Çin toplumu ideolojik bir yılgınlık içinde yeni milenyumda (2000 li yıllarda) nasıl bir toplum olacağını kimse bilmiyordu. Bir taraftan Amerika diğer taraftan Sovyetler Birliği, Çin’i taraflarına çekebilmek için mücadele veriyorlardı. O dönemde Çin kendi bağımsızlığını koruma ve verilen işçi savaşı karşısında başarılı olan devrimi taçlandırmak için Çin’li lider Deng Xıaopıng bir takım seri reformlarla Çin’i bambaşka bir hale getiriyordu.

Kısa bir sürede politik istikrar sağlanıyor ve yüksek miktarlar da milli gelire ulaşılıyordu. O devirde ABD tarafından Çin’in ekonomik modeline hiçbir başarı şansı tanınmıyordu.

O zaman ABD devletin zayıflatılıp ekonomik gücü serbest piyasaya bırakılmasını savunuyordu. Yani Neo Liberal bir ekonomik model. Çin bu düşünce modeline karşı çıkmıştı ve galip Çin Modeli denilen ekonomik model oldu.

Bu devirde çok kutuplu Dünya’ya geçiş başlamıştı. Serbest piyasa ekonomisine karşı ciddi bir alternatif model olmuştu Çin modeli.

Çin modeli ABD ekonomik modelinin ve bu dünyanın dışında başka bir dünyada olduğunu ispatlamıştı. Bu modeli takip eden başka ülkelerde olmuş ve model Doğu Asya Kalkınma Modeli ismini almıştı.

Doğu Asya Kalkınma Modeli’nde eflasyon, büyüme, cari denge gibi kavramların yanında ekonomik modelin sosyal tabanı, politik iklimi, felsefesi ve kültürü de önem arz eder.

Xiaoping ciddi reformlar yapmak istedi ve önce her şeyi yerelden başlatıp hem kendisinin hem de halkın görmesini sağladıktan sonra merkezi yönetime uygulattı. Xioaping pragmatik olmakla ünlü bir liderdi ve kapitalist uygulamaların önünü açıyordu. Sosyalist bir devlette de piyasanın olduğunu iddia ediyordu. Bu yönden Çin Modelinin faydaları olmuştu.

Amaç büyümekti.

Aslında modele Çin Modeli demek doğru değildir.  Çünkü bu modeli önce Güney Kore, Hong Kong, Singapur gibi ülkeler uygulamış Çin aslında bu ülkelerden yani Asya ülkelerinden kopya çekmiş daha sonra da Güney Asya ülkeleri Çin’i kopyalamaya çalışmışlar.

  • Önce yüksek teknoloji ve innovasyon
  • Bunun için kamu sermayesi ve yabancı sermaye

Çin modeli bu iki unsura dayandı.

 

O zaman Çin de şartlara bakmamız lazım. 1976 yılında 930 milyon nufüs, tarım toplumu ve kişi başı milli gelir 180 ABD doları. Çin’in rekabet gücü işçileriydi, ucuz iş gücü vardı. Çin ucuz emek ve ustalaşmış insan gücünü planladı.

Görüldüğü gibi başlangıç koşulları kavramı çok önemli. Çin veya Asya ekonomileri kendi iç dinamikleri ve 1 milyar nüfusu ile yetmişli yıllarda başlamış oldukları bir ekonomik model. Bugün ile o gün arasında ciddi farklar var.

Aslında ortada bir Çin veya bir Asya modeli yok. 1970li yılların koşullarında ortaya çıkan bir model Asya ülkeleri o zaman ki koşullarda gerek nüfus gerek düşük milli gelir gerek ucuz iş gücüyle ve yabancı sermaye ile özel bir durum yarattılar.

 

İlk baktığımızda Çin ekonomik açıdan bir büyüme yakalamış gözüküyor. Çin bu büyümeyi otokratik bir rejim altında yürüttü. Çin emek ucuz ağırlıklı bir yapı yarattı ve emeği sömürdü. Çin ABD ve Avrupa’nın bir üssü haline geldi. Tüm üretim oraya kaydırıldı, ucuz üretim ve ucuz emek. Büyük şirketlerin karlarını büyük oranda artırdı.

Çin’in en büyük özelliği tasarruf yatırımları fazla bu yüzden cari fazla veriyor. Türkiye’nin tasarrufu yatırımların altındadır. Bu yüzden cari açık veriyor. Çin bu tasarruf fazlasını reel faiz politikası ile başardı. Çin de enflasyon %2,3 , MB faizi %3,9.

Türkiye ile Çin birbirini örnek alacak ülke değil.  Çin rejiminin ekonomide ki başarısı sosyal ve siyasal anlamda dünyanın çok gerisinde kaldı. Çin’i Türkiye ile karşılaştırdığımız da Çin hukukun üstünlüğü bakımından Türkiye’den çok ileride. Çin sosyal ve siyasal konularda örnek alınacak bir ülke değil. Çin’de birtakım ekonomik göstergeler çok iyi durumda olmuş olabilir fakat bir ülkenin gelişmişliği sadece GSMH büyüklüğü ile ölçülmüyor veya ekonominin büyüklüğü ile ölçülmüyor. Gelişme hukukun üstünlüğü, demokrasinin gelişmesi, yolsuzluk faktörleri, ifade özgürlüğü gibi faktörlerdir ülkelerin gelişmişlik düzeyinin ölçülmesi. Bunlar Çin’de yok. Çin bu yüzden gelişmiş bir ekonomi değil.

Türkiye bu durumu örnek almamalı, çünkü Çin ile benzerlik yok.