“Rumlara akaryakıt vermeyin” dedi… “YÖK’ün Kıbrıs Türklerini GCE A Level ile üniversiteye alma kuralını kaldırmasından haberi yoktu… Sterlin’i borçlarda 12 liraya sabitleyecekti… İnsanlara gidin borcunuzu uzatın diye çare buldu…Vergi adaleti istedi insanlar, o gitti en düşük maaş alan ücretlinin boğazına çöktü…
Önce “gaf dedik ama bu gaflar maalesef hayatımızı karartan kararlara dönüştü. Yapılması gerekenler yapılmadı, yapılmaması gerekenler yapılmaya başlandı. Kara günlerimizi daha da kararttı.
Son karar da un ithali… 3 un fabrikası kapısına kilit vurduğunu duyurdu.
Üretim, üretim dedikçe, ülkeyi üretimden kopartacak hamleler geliyor…
Daha da kötüsü, ithal undan fon da alınmayacakmış. Anladık, liberal ekonomide esas, rekabet… Rekabetle halkın daha kaliteli emtiaya daha ucuza ulaşması… Tamam, tekel kırılsın, ama bu uzun vadeli planlama gerektirmez mi? Fayda zarar analizi yapılması falan. Üç tane fırıncıyla konuşunca tamam mı? Kısa vadede un ithal edeceğine, buğdayın üstündeki fonu kaldırsa gene olacak, ama yok, sanki gizli bir ajanda var.
Tolga Ahmet Raşit, eski dost… Arun’u nasıl kaybettiğini, nasıl bir mücadeleyle geri aldığını yakından bilenlerdenim. Feryat ediyor şimdi… Un ithal edilecek diye sevinen fırıncılara da müjdeler olsun. İthal yasağı sadece unda kalkmayacak, unlu mamüllerde de kalkacak. Kıyamet kopup da halk tepki gösterince, Un Fabrikalarıyla görüşme yapılmış. Geri adım atarsa, alın size bir felaket gaf daha. El yordamıyla, piyasayı hükmü karakuşi, plansız, programsız hareketlerle paniğe sok, sonra geri adım at…
“Çare” diyor Başbakanınız, “sıcak para getirmek için yap-işlet-devret modelini gündeme getirmek”…
Aman, aman…
Okuduğumda bir o kadar daha korktum. Karpaz’a sekiz şeritli yol yaptırıp, dolar dolar geri ödeme mi yaptıracak? Yoksa kapıda Katarlılar mı var?
Yerel kaynak? Yooook, öyle bir gündemi yok, olamaz da…
Daire satacakmış, teşvik verecekmiş… Gitti kalan topraklar da. İskele İmar Planı boşuna böyle çıkmadı. Ala una, ala tre…
Diğer yandan, CTP her gittiği yerde “kaynak var” diyor. İpuçlarını aylardır düzenledikleri “kayıt dışılık, ekonomi, planlama” toplantılarında dile getirmişlerdi.
Geçtiğimiz gün Asım Akansoy, Havadis Web TV’de Damla Dabiş’e açık açık söyledi.
“Bu ülkede para vardır. Her yerde oteller vardır. Demek ki kaynak vardır. Sorun nedir? Sorun, kayıt dışı ekonomidir. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alacağız. Ancak insanların canını acıtarak değil. Vergisini ödemesini sağlayacağız, ödemeyeni de denetleyerek gerekli yasal değerlendirmeyi yaparak. Bu ülkede kayıt dışı ekonomi dışında da para var. Önemli olan bu paranın kontrol altına alınmasıdır. Kumarhanelerden tutun da hayatın her alanında kayıtlı bir düzenin sistematik bir şekilde devletin denetimi altına girmesi gerekir. Devletin de bu süreçten vergisini alması gerekmektedir”.
İşte budur. Yıllardır bu sayfadan bıkmadan usanmadan söylediğim şeyler. Demek ki, aklın yolu bir.
Okurken düşündüm, kumarhanelerin Kıbrıslı Türklerin oynadığı kumardan elde ettikleri gelir bile tek başına kayıt dışı. Çünkü yaptıkları iş yasa dışı, nasıl kaydı olsun ki?
CTP söylüyor diye değil, işte çareler, kim isterse yapsın. Ama kim ne yapacağını söylesin, duyalım.
Ya bağımlılığı sürdüreceksin ya da bağımsızlığı seçecek, gereğini yapacaksın…
Herkes safını belli etsin.
YERİN KULAĞI VAR
KAYIT DIŞILIK HER YERDE:
Fikri Toros’un başkanlığı döneminde Ticaret Odası’nın yayınladığı bir Kayıt Dışı Ekonomi Raporu var… Raporda, “2011 yılı verilerine göre KKTC’de kayıt dışı çalışma oranının %20,8 olduğu, bunun da milli gelirde yüzde 13,6 kayıp anlamına geldiği belirtiliyor. Aradan geçen 10 yıl sonra, bu vahşi denetimsiz ortamda durum nedir? Off-Shore bankaların, kumarhanelerin, serbest bölge faaliyetlerinin denetimsizliği, vergi adaletsizliği o raporda da var. Var mı bir düzelme? Tam tersine, daha da laçka olduk. İşte size çareler, yapacak olana, niyeti olana… Meraklısına ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2021 tarihli suç raporundaki Kuzey Kıbrıs bölümünü okumalarını tavsiye ederim. İşte adresi: https://www.state.gov/wp-content/uploads/2021/02/21-00620-INLSR-Vol2_Report-FINAL.pdf
BU ZİHNİYET ÖYLE İŞ YAPAR MIYDI SAYIN DENİZ:
Derviş Deniz diyor ki; “Pandemi döneminde Ticaret Odası üzerinden biz de yardım talep edebilirdik. Bunun için ciddi bir hazırlık yapılması gerekirdi. Neden talepte bulunulmadığını bilmiyorum”… Öyle bir dertleri var mı Sayın Deniz? Pandemi başladığında AB, “25 hemşire istihdam edin, maaşlarını ödeyelim” dedi de onu bile reddettik. Ya aşılar? Tatar’ın baştan nasıl “istemeyiz” dediği, sonra külahı indirmek zorunda kaldığını unutmadık. Bu zihniyet böyle bir arayış içine girer miydi?
AŞI KAYITLARI SİLİNMİŞ:
Aşı kartlarını kaybedenler perişan. Yenilemeye gittiklerinde, “Sistem değişti, eski kayıtlar yok, başınızın çaresine bakın” diyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Eski dediğin kayıtlar, en fazla bir senelik. Bir vatandaş, çocuğunun kayıtlarının bulunamadığını söylüyor. Şimdi bu biçare çocuğa bir daha mı aşı yapılacak?
HAYALE BAKIN:
“Biz kendi varlığımızı güçlendirdikçe ticari, ekonomik ve kültürel anlamda dünya ile münasebetlerimizi geliştirdikçe, gün gelir tanınma da olur”… Kim söylemiş olabilir? Tabii ki Tatar. Ekonomik kalkınmaymış!!! Olanı da kaybediyoruz her gün her saat. Benim tanıdığım Tatar, bu söylediklerine kendi de inanmaz ama söyler işte. Raconun gereği bu…
BİR BİR YOK OLUYORUZ:
Herhangi bir araştırma, veri analizi, piyasa analizi yapılmadan, un ithaline karar verdiklerinde, o fabrikaların bir günde kapandığını düşünün. Bu felaketin içinde kaç kişi daha işsiz kalacak? Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olanların güneyde iş bulma şansları var, iyi kötü bir iş bulup evlerine ekmek götürebilecek da, TC kökenli emekçiler ne yapacak. Hükümetin bu konuda bir çözüm formülü var mı? Yok, altında kalanın boynu kopsun…
NE HALLERE DÜŞÜRÜLDÜK:
Kıbrıs Türkü pahalılık ve döviz artışı karşısında her gün daha da fakirleşirken, bizim krizimiz komşuya fırsat oluyor. Geçiş noktalarında adeta izdiham yaşanıyor. Biz marketlerde raf seyrederken, onlar rafları boşaltıyorlar. Dövizdeki artış ve TL’nin pul olması Kıbrıslı Rumlar için kuzeyden akaryakıt, market alış-verişi yanında, restoran ve eğlence gibi hizmetler çok daha avantajlı oldu… Sosyal medyada gördüm, kasada kendilerine verilen para üstlerini orada bırakıyorlarmış. Ne hallere düşürüldük.
































