Ortaya çıkan ilk net görüntü, hükümet kurma görevini alan Faiz Sucuoğlu’nun seçimi erteleme niyeti olmadığıdır. Dün aklındaki tarihi 9 Ocak olarak açıkladı…
En azından ilk etapta şunu söyleyebiliriz ki, sözünü tuttu. Daha düne kadar “erken seçim şarttır” diyen birinin, seçilir seçilmez bu fikrinden cayması ahlaki olmazdı. Ama son bir iki senede öyle kıvırmalar, öyle ikiyüzlülükler gördük ki, “Seçimler normal zamanında yapılacak, reform hükümeti kuracağım” deseydi, çok da şaşırmazdık…
Sadece erken seçim konusunda değil, diğer bazı konularda, özellikle parti içi bozulmalar, çeteleşmeler, klikler konusunda cesur davranacağının da işaretlerini verdi.
Şimdi sıra Meclis’in toplanmasını sağlayabilecek bir mutabakatı yaratmakta…
Ülkenin içinde bulunduğu durum, siyasi inisiyatif alınacak, strateji kurulacak bir durum değil.
Sadece seçime kadar ülkenin başsız kalmamasını sağlamak önemli.
Ancak Sucuoğlu’nun toplumsal mutabakat yerine, yine UBP-HP-DP-Bağımsızlar formülü üzerinde çalıştığı yolunda haberler çıkıyor.
Böyle bir formül üzerinde çalışmak şu an için gereksiz. Üstelik CTP ve TDP’yi dışta bırakan bir formülü özellikle dayattığı görüntüsü verecek. Sucuoğlu’nun, “Benim esas amacım parlamento içerisinde en geniş iş birliğini sağlamaktır” sözünün samimi olmadığı ortaya çıkacak. O zaman iyi niyet de sorgulanır hale gelecek…
HP’nin Genel Başkanı’nın son günlerde içinde CTP’nin de olacağı bir formüle destek verebilecekleri açıklaması var. Bu son iddiadaki formülü HP nasıl kabul edecek, kendinden kopanlarla nasıl ortaklık kuracak orası meçhul…
Diğer yandan CTP ve TDP’nin birkaç aylığına hükümete girmeyi kendilerinin istemeyeceği de akla geliyor.
Bu olmazsa UBP-DP-Zaroğlu-Bağımsızlar formülü devreye girecekmiş….
Oysa hiç birine gerek yok. Şu an hükümetin kim olduğu değil, Meclis’in çalışıp, çalışmadığı önemli.
Keşke Sibel Siber hükümeti gibi bir oluşum olabilseydi, mesela Sucuoğlu’nun başkanlığında bir teknokrat hükümet kurulabilseydi. Nedense UBP kanadı bu işe yanaşmıyor. Saner de böyleydi, Sucuoğlu’nun da böyle bir ifadesi hiç olmadı.
Ya da tümü UBP’den oluşan bir azınlık hükümeti kurulabilirdi. Yalnız tek şartla, tüm taraflar bir erken seçim tarihinde anlaşır ve bu tarihin deklere edildiği anda da seçim yasakları başlar.
Muhalefet Meclis’e girer, acil yasalar varsa değerlendirir, gerekirse onay verir. Bu öyle bir dönem.
Aklı selime ihtiyacımız, her zamankinden çok. Akıl dışı bir dönemden geçtik. Bunu geride bırakmak, demokrasinin ayarlarına dönmek gerekiyor. Memleketin sorunları bir yana, sosyal ve siyasal yapının da çivisi çıkmış durumda.
Yapılacak öncelikli iş, partisel gaileleri bir yana bırakıp, toplumsal uzlaşmayı sağlamak olmalı.
Yine Sucuoğlu, “Neden CTP ile koalisyonda olmadan da ortak yasa yapamayalım ki?” diyor. O halde bu acaip formüllerden vazgeçecek.
Halk ayaktadır ve ne istediği de bellidir.
Mutabakat yerine zorlama formüller getirenler, bunun bedelini sandıkta öder…
YERİN KULAĞI VAR
HP İYİ DÜŞÜNMELİ:
Yeni hükümet senaryoları içinde adı en çok dillendirilen parti HP’dir. Neredeyse tüm hükümet formüllerinde HP var. Son olarak UBP ile hükümet ortaklığında önemli oranda kan kaybeden HP, seçime beş kala UBP ile ortaklık kurup yeni bir riske girer mi bilemem. Birkaç aylık iktidar için bu riskin artı ve eksilerini iyi hesaplamak lazım. HP’yi şu anda sadece toplumsal muhalefette ısrar ederken görmek isterdim.
SİYASİ ŞANTAJA SON:
Seçim yasası değişecekse, bir tek milletvekiliyle ülkeye kafa tutma dönemine de son verilmeli. 2018’den beri gördüklerimiz yeteri kadar mide bulandırdı. Bakın Erhan Arıklı’ya, tuttuğu Bakanlıkla işleri karıştırdığı, Kıb-Tek gibi bir Kurumu defalarca mahkemeye düşürttüğü yetmezmiş gibi, hala daha atıp tutuyor. Yeter artık. Bunun adına demokrasi denebilir mi?
BU KADAR MI BAŞSIZ KALDIK:
Ülkeye 2 ay önce “turist” olarak geldi. Önce kumarhanede hırsızlık yaptı, 5 günde 3’ü 15 yaşında kız çocuğu olmak üzere toplamda 5 kişiye cinsel saldırıda bulundu. İyi de 2 aydır ülkede turist olarak ne yaptı, nerede kaldı, cebinde kaç parası vardı kimse sorgulamadı mı? Bu ülke bu kadar mı başsız. Sonra da memleketi sorma gir hanına çevirdiler, önüne gelene vatandaşlık dağıtıyorlar dediğimizde de kızarlar. Ha, bir de kumarhanede soyulan KKTC vatandaşına da bir dava okunacak mı?
İNANILIR GİBİ DEĞİL:
Ercan özelleşirken, Hava Trafik Kontrol faaliyetlerinin harcamaları da özel şirkete bırakılmış. Sendika’nın iddiasına göre şirket de gereğini yapmıyormuş. Telsizleri doğru dürüst çalışmıyormuş mesela. Pilotlarla irtibatta sorun çıkıyormuş. Dehşet bir durum. Her gün binlerce insanın canı tehlikeye mi atılıyor. Bir de Tatar’la Ersan Saner’in gülerek poz verdikleri o “çakma çekli” fotoğrafı koymuşlar ki, insan gördükçe deli oluyor…
NEDEN GİZLENİYOR?:
Olura olmaza basın bildirisi yayınlayan Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi, Tatar’ın Avrupa Komisyonu’na mektup göndermesi hakkında kamuoyunu neden bilgilendirmez? Rum basını, Tatar’ın mektubunda “Kıbrıs Türk tarafının hellim üretiminde istenen şartları yerine getirmekte zorlanacağını” bildirdiğini iddia ediyor. Doğru mu? Değil mi? Değilse, en azından çıkıp, “böyle bir mektup yazmadık” deselerdi…
RUMLAR AHMAK MI?:
Federasyon karşıtları, Federasyonun bir tuzak olduğunu, bunun büyük bir oyunun parçası olduğunu savunurlar. Hatta federal çözümü savunanların, Rum’a yama olmayı, azınlık olmayı isteyenler olarak görüyorlar. Benim anlamadığım, olası bir federal çözümde Kıbrıs Türkü bir kalemde yok olacak Rum’un uşağı olacak madem, niye Rumlar federal bir çözümün gerçekleşmesine onay vermiyorlar. Neden federal bir çözüme destek vermeyip işi yokuşa sürüyorlar…
































