Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MAŞALLAH!.. MAŞALLAH!..

Hükümet kur.. Bir yıl bile dolmadan yık! Bir yenisini kur sonra erken seçim yap!

Can sıkıntısından olmalı tekrar yık, bu kez yerine “geçici” olanını koy!

Ne var ki millete eğlence gerek onu da yık tekrar seçime git..                                                                                ***

BİR süre önce Londra’ya giden tanıdığıma sordulardı. “Memleket nasıl?”

“Vallahi dediydi adam memleket mazbut ama insanlar bir tuhaf! Her canları sıkıldığında hükümet yıkıp yenisini kuruyorlar. Yine de geçmezse can sıkıntıları erken seçime gidiyorlar.. Böyle böyle geçmekte zamanlar…

***

CEMAATTIK toplum olduk.. Bu nüfusla “millet” olacak halimiz yok ama neylersiniz kaderde Devlet olmak var…

Devlet dediğiniz de muhtarlık değil tabi..     Bir devlet dairesini kurmak isteseniz memur da istersiniz..

Memur dediğiniz “başsız” olmaz, başına “müdür” koyarsınız.                                              Eee “müdürlük” bu. “Yardımcı” ister, kapıcı ister… Bir tamam onları da sağlarsınız…   FAKATTT! Müdür müdürlükler de   olsalar  “denetimsiz” bırakılmaya gelmez,  alimallah  yüce devletin altını üstüne getirirler..

***

NİTEKİM denetlesinler diye müdürleriyle  memurlarının başlarına da müfettişleri koyarlar!. Müfettişlerin  başlarıına  da  “başmüfettişleri…”                                        Derken tümünün yönetimi de seçimle iş başına gelmiş ve  Başbakan tarafından seçilmiş  Bakanlara bağlarlar!                                                                                                **

SÖYLEMEYE gerek yoktur: Bakanın ilk icraatı ne kadar yakını, kendisine oy vereni, akrabası, tanıdığı varsa ya işsiz olanlarına iş uydurmaktır yada terfilerini sağlamaktır…

***

ZATEN bunlar olagelirken  zaman geçmekte, geçen zamanla birlikte  adına mahsusçuktan “kadrolama” dedikleri eş dost partililerden oluşan yeni devlet zevatıyla birlikte o öyle geldi böyle gider teamülünün kokuşmuşluğunda başlar bir  bir eskimişlik daha yaşanmaya!

Eskimese de mesele değil bahanelerle eskitirler, erken seçim tamtamları çalarken  giderler, sonra gene gelirler, gene giderler…

Tutun ki KKTC eğleniyor!

***

BÖYLESİ BİR KISIR SÜREÇ VARKEN: Saner hükümetinin gidip Sucuoğlu hükümetinin gelmesi “KKTC için neyin umudu olabilir? Kaldı ki şunun şurasında sadece bir seçim hükümeti!

Kİ yukarıda yarı ciddi yazdığımca da olsa  “onca onca örgütlü ve sistematik bürokrasiye karşın sürdürülen “devlet yapılanmasındaki  bu hiyarerşiye karşın   neden KKTC  garagözlük yapan seçilmişleri nedeniyle hükümetler  krizlerinden başını kaldıramasın! Kaldı ki:

***

BİZ KİMİZ NEYİZ Kİ? Çapımız, gücümüz nedir?                                                              Bir üfürüklük “varlığımızın onca zafiyetine  karşın,  her yılı geçtik, artık her altı ayda bir hükümet krizi yaratmak hakkını bize kim verdi?

NEDEN mevcut devlet yapılanmasında,  hatta “her şeyi bilenlerin iddialarıyla” yer almalarına karşın, bu ülkede bir bağ maydanozun fiyatına bile hükmedemeyecek zafiyetle biçareliğin pençelerinde yaralar bereler içinde kalıyoruz..

***

NEDEN nüfusu beş yüz milyonluk avuç içi kadar bir devletin kaderine sahip çıkamıyor, bir hükümeti altı ayda berhava ederken artık her yıl bir erken seçim yapmak zorunda kalıyoruz?

Yoksa artık KKTC’e çok mu dar geliyoruz? Kabuk mu çatlattık?                                                                             ***

HEP YAZARIM. Bu ülkenin tarihini yaşadık ki bircik bircik yazdık da..                                   Ama sosyolojisi hâlâ ortada yok! Kimse ellemiyor.. Çünkü yüzlerdeki maskelerin düşeceğini altındaki eşkalimizin ayan beyan görüleceğini   biliyorlar ki ellemekten bile utanıyorlar! (Bak: Çevre pisliği.. Trafik felaketi.. Esrar fuhuş kumar…  Şimdi de kaset skandalları…)                                                                                             ***

OYSA bu toplumun yarattığı kendi eserleri olmasa da “insan hakları nedir..                 Hakçasına düzenler nasıl kurulur..                 Sendikalaşma hakları  neden önemlidir..    Siyasi partilileşme, seçme seçilme hakları…                                                  Gibilerinden olgular sahipliği hem de mücadele yıllarının karanlık günlerinde tohumları atılarak yeşertilen toplumsal  ve sosyal zenginliklerimiz olmuştur..

Bunların mücadelesini  vererek, haklarını elde ederek, yaşayıp yaşatarak geldik bugünlere..

Fakat bu mefhumları hâlâ devletin itibarı yapamadık!

Şu son hükümet bunalımına bakın.. Bakın bakalım o “itibar” dediğinizi nerede nasıl bulacaksınız!                                                                 HA BU HÜKÜMET Mİ? Adı üstünde seçim hükümeti. Bir yurttaş olarak ricamdır. Ne olursunuz sakın plan program falan yapmayın. Zaman kaybından başka bir şey olmayacakları bir yana artık yurttaşlara karşı da ayıp olmakta..

Uygulanamayacak plan programlarla uğraşmak kaldı ki sadece zaman kaybı olmakta! Alın erken seçim tarihi kararını “oldu da bitti maşallah” deyin.. Maşallah maşallah…